Öğretmenim

Öğretmenim


       Hekimlerden sonra, aldıkları ücret yoksulluk sınırına dayanan öğretmenler de ayağa kalktı; 24 Kasım törenlerinde protesto ve hüzün vardı.
       Eğitim - Sen'li öğretmenler, 68 kuşağının TÖS eylemi gibi 1 Aralık'ta işi bırakmaya hazırlanıyor.
       Türkiye 1990'lı yılları, "Benim işçim, benim memurum, benim öğretmenim" edebiyatıyla geçirdikten sonra, soyulan devletin faturası çalışanlara kesildi. Bütçeden 2001'de öngörülen zammın yüzde 10 gibi komik bir düzeyde tutulması, öğretmen maaşıyla geçinemeyen tüm eğitimcileri zorluyor.
       Abbas Güçlü, Milliyet'te yıllardır insan yetiştiren bu onurlu mesleğin sorunlarını yazar, aldıran olmaz. Öğretmenler Günü nedeniyle kamuoyunun sorunları eğitime çevrilir, Milli Eğitim Bakanlığı'na bütçeden ayrılan payın yetersizliği tartışılır. 24 Kasım geçince her şey unutulur.
       Eğitim - Sen'in "Eğitim Emekçilerinin Yolsuzluk Belgesi" adlı çalışması ortaya somut bir veri koydu.
     "Benim öğretmenim"in durumu şudur:
       Kira, yakıt, mutfak, elektrik, su gibi zorunlu harcamaları 505 milyon lirayı bulan 25 yıllık bir öğretmen, 283 milyon lira maaşla geçim mücadelesi veriyor.
       Aydınlık Türkiye'nin genç kuşaklarını yetiştirecek öğretmenlerin haline bakın; geçinemeyen bu insanların çoğu pazarda limon satarak, taksi sürücülüğü yaparak, "ek iş"le ayakta kalmaya çalışıyor. Kendi çocuklarını bile okutmakta güçlük çekiyor.
       Emekli öğretmenlerin durumu çok daha dramatik.
       Bu onur savaşımında öğretmenin yanında olması gerekenlerin, "kurtarma" nutuklarıyla işbaşına gelenlerin işe Öğretmenler Yardımlaşma Sandığı, İLKSAN skandalıyla başladıkları unutulmadı.
       Önce öğretmenin kesintileri soyuldu!
       Dönemin Milli Eğitim Bakanı'nın adının geçenlerde "Balina operasyonu" sanığı işadamından Meclis'teki banka hesabına çıkarılan 10 milyar liralık kongre desteğiyle güncelleşmesi üzücü olmadı mı?
     "Temiz toplum" ülküsünü çocuklara, gençlere aşılayacakların siyasi, ahlaki erozyondan, "etik" çöküntüden etkilenmeleri, Türkiye'nin geleceği açısından ciddi bir tehdit. Oysa bir zamanlar Meclis'te pırıl pırıl öğretmen milletvekilleri görev yapardı. Siyasetin insan kaynağı değişince, çoğunluk müteahhitlere, banka batıran müşavirlere, "iş bitiren" tüccarlara geçti.
       Gazete manşetlerinde, televizyon haberlerinde her gece yolsuzluk haberleri izleyen genç kuşaklara haksız kazançla "köşeyi dönmenin" erdemli bir uğraş olmadığını nasıl anlatacağız?
       Dünya liginde ayda 300 - 400 dolar ücretle Filipinler, Endonezya düzeyine düşürdüğümüz, yoksulluk sınırının altındaki öğretmenlerimizle geleceği nasıl kuracağız?
       Hükümet şu sıra, batık sektörleri kurtarmaya çalışıyor.
       Sıra Eğitim'e de gelecek.
       Sabret öğretmenim!

     GEBZE NOTU: Geçen hafta bu köşede çıkan "Gebze dosyası"yla ilgili Belediye'den bir açıklama gönderildi. Gebze Belediyesi, iddiaları redediyor. konu DGM soruşturması aşamasında olduğu için son sözü yargı söyleyecek.




Yazara E-Posta: dsazak@milliyet.com.tr