Ölüm orucu

Ölüm orucu

Ölüm orucu
Ölüm orucu

Derya SAZAK
F tipi cezaevlerine karşı çıkarak "ölüm orucu"na başlayan siyasi tutuklu sayısının 101'e ulaştığı bildirilirken, eylemin 40'ıncı gününde direnişçilerin yaşam bağları zayıflıyor.
Ramazan'da "açlık grevi"nden ölüm ne insanlığa ne İslam'a sığar. Cezaevlerinden ölü bedenlerin çıkarılacağı Türkiye manzarası ise AB adaylığıyla örtüşmez.
Gelinen noktada müthiş bir inatlaşma gözleniyor. Benzer süreç 1996'da 12 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.
Hücre tartışması başladığından bu yana yüzlerce mektup aldık; Gebze Cezaevi'nden yazan bir tutuklu "son noktayı" şöyle koymuş:
"Söz sırası bizde diyerek, ölümüne bir türkü tuturduk. Öleceğiz ama hücrelere girmeyeceğiz, diye yemin ettik. Kim hangi oyunla karşımıza çıkarsa çıksın, biz tek kişi kalsak ölümü hücrelere yeğleyeceğiz."
İşte bu kararlığın sonucudur ki, "ölüm orucu" eylemleri çığ gibi büyüyor.
Cezaevlerindeki durum şudur:
Ümraniye 21, Çankırı 6, Bursa 10, Aydın 6, Çankırı 11, Malatya 6, Bartın 8, Gebze 5, Uşak 4, Buca 4, Ulucanlar 2, Bayrampaşa 13, Ceyhan 6 kişi ölüm orucunda.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun FP'li üyeleri Ulucanlar'a gitmekle soruna duyarlılık gösterdiler. (Öteki parti temsilcileri niye gitmediyse!..) Adalet Bakanlığı'nın tutumunda ise henüz değişiklik yok.
Bakanlık, durumu kötüleşen tutuklulara acil müdahale için sağlık ekibi bekletiyormuş!
F tipinin konforuyla ilgili açıklamalar, Bakan Türk'ün geri adım atmayacağının göstergesi.
Bu eylemler, şimdilik transferleri geciktirecek gibi.
Barolar Birliği'nin bu amaçla devrede olması iyi.
TAYAD'lı aileler de "İnsanca bir yaşam için nasıl bir hapishane?" adıyla bir rapor hazırlamışlar. Orada kalıcı çözüm, "orta yol" olarak F tipi cezaevlerinin "yeniden düzenlenebileceği"nden söz ediliyor.
En çarpıcı yaklaşım şudur:
"Yapımı tamamlanmış ya da süren hapishanelerde tecriti hedefleyen tek kişilik, üç kişilik hücreler yerine asgari 12 kişilik koğuşlar yapılmalıdır."
Can kayıpları başlamadan bu öneri tartışmaya açılamaz mı?
F Tipinde tek kişilik koğuşlar kalkmayacaksa, o mekanlar cezaevlerini özel ofisi gibi kullanan çeteler ve "eli kanlı" mafyaya da tahsis edilebilir, siyasilere değil!
Son not Erzurum'da 1994'ten bu yana cezaevinde olan ve göz ameliyatı bekleyen Önder Sezgin'in durumuna ilişkin. Hücreye konulan Sezgin'in sağlığı kötüye gidiyormuş.
Bakanlığın acil servisine duyurulur!
Unutmayalım, "yaşama hakkı" cezaevindeki insanları da kapsamaktadır.