ÖLÜMÜNE GAZETECİLİK

ÖLÜMÜNE GAZETECİLİKİki tür gazetecilik vardır: Masa başında yapılan!.. Gündem yaratan. İkincisi zordur, çünkü sahaya çıkmayı, olay takibini ve sıcak haberciliği gerektirir. Gecesi gündüzü yoktur!
Milliyet muhabiri Namık Durukan’ın Uludere’de geçen yıl üzerine bomba yağdırılan köylülerle ‘kaçağa giderek’ gerçekleştirdiği röportaj hiç tartışmasız cesur bir gazetecilik örneğidir.

ÖLÜMÜNE GAZETECİLİK
Namık Durukan

Namık, aynı yoldan katır sırtında Kuzey Irak’a geçerek, bir yıl önce 34 kurban veren Roboskili gençlerin yazgısına ortak olmuştur. Büyük bir risk alarak ölümüne gazetecilik yapmıştır.
Ne acıdır ki, Uludere’de hayat, ‘hiçbir şey olmamış’ gibi devam ediyor.
Bugün köylülere geçit veren 15 no.lu sınır taşını koruyan jandarma karakolu 28 Aralık 2011 gecesi bombalanan kafilenin köyden çıktığını uçakları kaldıran karargâha haber verebilmiş olsa o korkunç trajedi muhtemelen yaşanmayacaktı!
Namık Durukan’ın çektiği fotoğraflarda da görüldüğü gibi katır sırtında mazot ve sigara taşıyan kafile reisi cep telefonuyla askerin durumunu sormaktadır.
Muhabirimiz böylesine heyecan verici bir haber getirir de Yazıişleri hakkını vermez mi?
Milliyet’in film afişine benzer dünkü kapağı gazetenin zengin arşivinin ‘unutulmazları’ arasına girmiştr.
Namık da ‘haber-röportajı’ dalında 2013’ün en iyilerinden biri olmaya şimdiden adaydır.
Çoktandır böyle coşku yaşamamıştık!
Teşekkürler Namık.

Diyarbakır Oda Orkestrası
Milliyet gibi 62 yıllık tarihi olan bir gazetede çalışıyorsanız pek çok haber ‘kurumsal hafıza’yı canlandırır. TV başında izlediğiniz sıradan bir haber sizi ‘nostaljik’ yolculuğa çıkarır. NTV’de yayınlanan ‘Diyarbakır’da Oda Orkestrası kuruldu’ haberi de anılar denizinde hoş bir yolculuğun başlangıcı oldu.
28 Şubat’ın baskıcı ortamında Güneydoğu’ya yapılacak bir askeri gezinin heyetinden Milliyet temsilcisi son anda çıkartılmıştı. O dönemde Milliyet’in Genel Yayın Yönetmeni’ydim. Genelkurmay’ın ‘vetosu’ üzerine gazetenin yazarlarıyla birlikte ‘Haydi Güneydoğu’ya’ diyerek Van üzerinden Hakkâri’ye, Diyarbakır ve Şanlıurfa’ya geçtik.
Rahmetli Duygu Asena’nın da bulunduğu gezide Deniz’leri sembolize eden Zap Köprüsü’nde durmuştuk.
Bölgede ‘iç savaş’ ortamı yaşanıyordu.
Milliyet’in güvenlik sorunlarının yanı sıra bölgenin ekonomik kalkınmasını, yerel ve kültürel sorunlarını ve eğitim ihtiyacını dile getiren ‘sınır ticareti’nin başlaması yönünde valilerin görüşlerini yansıtan yayınları hayli etkili olmuştu.
Sürece sanatçılar da katkı verdiler.
‘Şark’ı Söylüyoruz’ adıyla İstanbul’da konserler düzenlendi.
Diyarbakır’a bir güzel sanatlar lisesi yapılması için kampanya açtık.
Sezen Aksu da İstanbul’da bir evini satarak kampanyaya katıldı.
15 yıl sonra Diyarbakır’daki o liseden bir ‘Oda Orkestrası’ çıktı.
Okul şimdiye dek 650 mezun vermiş.
İtalya’daki soprano da okulun mezunlarından.
Gerçi son dönemde güzel sanatlar lisesi spora da açılmış ve resim, müzik gibi çalışmaları kısıtlı mekânlarda yapıyorlar ama geldikleri aşama heyecan verici. Milliyet olarak her zaman yanlarında olacağız!

Çiller Özel Örgütü
Parlamento Büro Şefimiz Önder Yılmaz, 2012’nin son gününde yine ses getiren bir habere imza attı.
TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu raporuna eklenen MİT belgeleri arasında Susurluk Skandalı’nın patladığı 1996-97 yılları arasında gündeme gelen ‘Çiller Özel Örgütü’ iddiaları da bulunuyormuş. Komisyon raporu açıklanmış ancak ekli belgeler yayımlanma-mıştı. Önder bunları haber yaptı. Evet, geçmişte ‘Çiller Özel Örgütü’ haberleri Doğu Perinçek tarafından Aydınlık dergisince ortaya atılmıştı.15 yıl sonra o iddialar bir MİT yazısı eşliğinde TBMM’ye gönderiliyor. Eğer o iddialar kimi ihbar mektuplarından ve medyada yayımlanan ‘doğrulanmamış’ haberlerden ibaretse, neden 15 yıl sonra ‘MİT yazışması’ olarak komisyona iletiliyor? Üstelik iki eski MİT müsteşarının, Sönmez Köksal ile Şenkal Atasagun’un imzalarıyla.
‘Çiller Özel Örgütü’ iddiaları aradan 15 yıl geçmesine karşın çöpe atılmayıp ‘belge’ diye komisyona gönderiliyor ve büyük bir ciddiyetle 4 ay görev yapan TBMM Darbe Araştırmaları Komisyonu raporunun eklerine giriyorsa bu ‘haber’dir.
Önder de ‘haber değeri’ taşıyan bir metni değerlendirmekle doğru yapmıştır.
Milliyet’in manşeti ‘Çiller Özel Örgütü’ haberinin Susurluk sonrası tartışmalardaki önemini hatırlayanlar açısından ‘eski’ sayılsa da, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in de dinlendiği Darbe Komisyonu’nun gizli belgeleri arasında yer aldığı için günceldir.
Bugün Sayın Tansu Çiller ve Sayın Nimet Baş ile yapılan söyleşilerde de bu iddialar konu edilmiştir.

Karadayı ve Erdelhun
28 Şubat soruşturması beklendiği gibi eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya uzandı.
Ankara Büromuz, aynı gece Karadayı Paşa’nın savcılıktaki ifadelerini en geniş şekilde yansıttı.
En çarpıcı sözler, komutanın Sincan’daki tankların yürütüldüğünden habersiz olduğu yönündeki savunmasıydı. ‘Çevik Bir’in de haberi yokmuş!’ Karadayı, 27 Mayıs’ın Genelkurmay Başkanı Erdelhun’u örnek vererek ihtilalin ‘genç subaylar’ tarafından yapıldığını anlatmış.
Milliyet’teki Erdelhun örneğini öteki gazeteler ertesi gün verebildiler!
İ
mralı açılımı

Haftanın olayı hiç tartışmasız PKK’ya silah bıraktırmak üzere MİT’in Oslo sürecini yeniden başlatması ve BDP heyetinin İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüşmesiydi.
Başbakan Erdoğan TRT’deki röportajı ve Urfa konuşmasıyla ‘açılım’ın sinyalini vermişti.
Milliyet’te önce Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ardından PKK’nın Avrupa’daki Temsilcisi Zübeyir Aydar ile görüşerek barış konusunda yeni bir umut doğduğunu yazdık.
Umarız bu defa silahlar susar.
2013’ün barış ve huzur getirmesini diliyoruz. Saygılarımla.