Orhan Duru’lu yıllar

Usta bir gazeteciyi daha yitirdik. Orhan Duru’yu bugün son yolculuğuna uğurlayacağız.
Mesleğe 1980 öncesinin askeri darbeye sürüklenen Türkiye’sinde “parlamento muhabiri” olarak başlayan bizim kuşak için Meclis’te haber kovalamak, ileride değerini daha iyi anlayacağımız “demokrasi kültürü”nün üzerimizde bıraktığı izler nedeniyle büyük bir şanstı. Ankara gazeteciliğini bir ekol -okul- haline getiren ustaların peşinde, eleştirel şüphecilik, editoryal bağımsızlık, ifade özgürlüğü, etik gibi kavramlarla parlamentoda tanıştık.
O dönemde “Kulis”e girmek meslek kıdemi gerektirirdi.
Gazeteler bir yada iki muhabirle izlerlerdi, Meclis’i. Milliyet temsilcileri Rafet Genç ve Orhan Duru’ydu. Örsan Öymen gelir, “Politika Kazanı”nı kaynatırdı. Önemli oturumlarda Abdi Bey’i görürdük; Orhan Tokatlı eşlik ederdi.
Cumhuriyet’te Mustafa Ekmekçi ve Fikret Otyam, Hürriyet’te Cüneyt Arcayürek, Günaydın’da Can Pulak, Teoman Erel, Tercüman’da Yavuz Donat, Yeni Asır’da Muammer Yaşar Bostancı kulisin etkili gazeteci -yazarlarıydı.
Anadolu Ajansı, Türk Haberler Ajansı ve ANKA arasında müthiş bir rekabet vardı. Bekir Coşkun THA muhabiriydi. Haber atlatacağı zaman Suha Örtülü ile birlikte odasına kapanır, teleksi rakiplerinin duymayacağı şekilde tıkırdatırdı. Milletvekillerine ait telefon kabinleri, “özel haber” geçmenin en güvenli mekânıydı. Loş ışıkta kan ter içinde haberi yazdırdıktan sonra kimseye görünmeden kulisi terketmeye çalışırken, mutlaka birine yakalanırdınız!
Rahmetli Ufuk Güldemir ile ABD ile Savunma İşbirliği Anlaşması’nı (SEİA) alabilmek için günlerce uğraşmıştık. Rakip ajanslarda çalıştığımız için elimize geçen dosyayı komisyondan çıkartmaya çalışırken, önce kim geçecek kavgasına tutuşmuş ve onlarca sayfasının yırtılmasına aldırmamıştık.
Özel haberi gece gündüz kovalardık.
O yıllarda gazeteler “imzalı” haber konusunda çok kuralcıydı. Manşet olmadıkça imza kullanılmazdı. Rafet Ağabey’e (Genç), “Milliyet Özel” diye takılırdık.
Uğur Mumcu ANKA’da çalıştığı yıllarda Altan Öymen ile birlikte Yahya Demirel’in “mobilya yolsuzluğunu” ortaya çıkarmıştı. Meclis’e gelmeyi çok severdi, 1980 darbesi sonrası gazetelerin Parlamento kadroları da dağıldı.
Orhan Duru da İstanbul’da mutfakta çalışmayı seçenlerdendi.
1983’te Milliyet’e geçip parlamento muhabirliği bayrağını devraldığımızda Yazı İşleri’nde Orhan Duru, Yurdakul Fincancı, Ahmet Oktay gibi ustalar vardı. Gazete yönetimi Doğan Heper ve Altan Öymen’e geçmişti.
Güzel yıllardı.
Milliyet’in satışıyla ilgili spekülasyonlar üzerine Aydın Bey, Yavuz Donat’a, “Satmıyorum... Milliyet de, oradaki arkadaşlarım da başımın tacı’ demiş.
Orhan Duru Milliyet’le özdeşleşmiş “baş tacı” isimlerin başında geliyordu.
Saygıyla uğurluyoruz.