Oy deposu insanlarımız

Oy deposu insanlarımız


POLİSİN "iş kazası" üniversiteli gencin ölümüne neden oldu.
Trajik olayın "ayrıntıları" televizyon haberlerinde, kiraladığı uçakla Çiller'in evine gül döken milletvekili adayının yalakalığından sonra geliyordu.
Merter'de dolaşırken, hırsız kovalayan polis ekibinin açtığı ateşle "kim vurduya giden" Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Nail Çaylıkoca'nın ölümüne yanında bulanan polis memuru dayısı şu yorumu getirmiş: "Şans eseri yaşıyoruz, her an her şey olabilir."
Türk polisi yakalar misali, bazı hallerde işler ters gider, "seken kurşun öldürür".
Amerikan filmlerinde böyle olmaz!
New York ya da Los Angeles polisi, avını kovalarken arabalar havada uçar, yağmur gibi kurşun yağar, rehine alınan çoluk çocuk yürekleri hoplatır ama ünlü polis şefi "Kirli Herry"nin hedefi asla şaşmaz. Sadece "kötü adam"lar cezasını çeker.
Kuşkusuz, hayatın sürprizlerinin film karelerine sığmadığı nice örnek vardır.
19 yaşındaki Nail'in ölümü Türkiye'ye özgü gerçeklerin Hollywood prodüksiyonlarına benzemediğinin kanıtıdır.
Çelişkilerle dolu bir ülkede yaşıyoruz. Beklentiler öylesine farklı ki... Merter, Tozkoparan'da akşam üzeri serseri kurşunla hayatı son bulan Nail'in ölüm haberi, televziyon ekranlarına yansıdığında Afyon'daki ailesinin evinde kopan çığılığı duyabildiniz mi?
Ekrana bir başka çığlık yansıdı.
Sevinç çığlığı!
Çarkıfelek'ten ev, araba kazanan ailenin çığlığı.
İşte size bir "zaping" kazası!
Maradona'lı kanalı tercih etseydiniz hırsız kovalayan polisin kazara vurduğu gencin ölümü keyfinizi kaçırmayacaktı. Nail'in polis dayısının, olayın "şok"u altında söylediği gibi burası Türkiye. Her an her şey olabilir.
Karakol tuvaletinde "intihar" özgürlüğünüz kadar, yol ortasında kim vurduya gitme keyfiyetiniz de vardır.
Nail'in "suç"u yanlış zamanda, yanlış yerde bulunmaktı!
Polis oto hırsızlarını kovarlarken ya tam siper olacak ya da dayısının silahına davranıp havaya "uyarı" atışı yapacaktı. Böylece öteki tabancaların namlusunu yukarıya çevirmek akla gelebilirdi. Anlaşılan son dönemde "organize" suçların takibiyle meşgul polisler "çete" kovalamaktan hırsızlık gibi daha sıradan olaylara müdahale koşullarını unutmaya başlamışlar. Aksi halde Merter'i atış poligonuna çevirmezlerdi!
Kamuoyunu sarsan bir başka "haksızlık" Büyükdere'de yaşandı.
Dört genç, hafif buzlanma olan "Kazıklıyol"da denize uçtular.
Yoldaki eğimin hatalı olduğunu savunan bir grup genç, Sarıyer Büyükdere trafiğini keserek protesto eyleminde bulundu.
Türkiye sözde seçime gidiyor ama, siyasetin "önce insan" ilkesine dayalı temel sorunlarını çözmeye yönelik ilgisizlik bu defa inanılmaz boyutlarda. Üstelik 18 Nisan'da yerel yöneticileri de seçeceğiz.
"İstanbul bir mega köy" görünümüyle felaket şekilde dökülüyor. Artan nüfusla birlikte yol ve trafik sorunları çözümsüz bir kördüğüme dönüşmüş.
Boğaz'ın Anadolu yakası da, Sarıyer'de gençlerin denize uçtuğu, trafik koşullarını aratmayacak şekilde ölüm geçitleriyle dolu. Paşabahçe'den Beykoz sırtlarına uzanan yollarda aylardır süren kazı çalışmaları nedeniyle araba büyüklüğündeki çukurlarda ölümlü kazaya rastlanmıyor olması, varoşlarda yaşayan insanların "haber değeri" taşımakta önceliği Banu Alkan'a kaptırmalarına bağlanabilir.
Neyse, yakında seçim konvoyları dolaşmaya başlar da varoşları Fazilet'e terkeden liderlerimiz yoksul ve savunmasız insanların hangi şartlarda yaşadığını görürler. Tabii o zaman atı alan Üsküdar'ı geçmiş olur.
Keşke siyasilerimiz her gün Türkiye'yi kurtaracak yüksek politikalar üretmek yerine "oy deposu" insanlarımızın karşılaştığı "sıradan" sorunların çözümüne de kafa yorabilseler.
Polisin "iş kazası"na kurban giden, Kazıklıyol'dan denize uçan öğrencilerin durumu bu kategoriye girmiyor mu?


DÜZELTME: Dünkü yazımda ÖDP İstanbul 1. bölge 1. sıra adayı, Genel Başkan Ufuk Uras'ın adı hatalı yayınlanmıştır. Düzeltirim.



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR