Özgürlük

Oda TV davasında tutuklu yargılanan gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Coşkun Musluk ve Sait Çakır tahliye edildiler.
Bir yıldır cezaevinde olan meslektaşlarımız özgürlüklerine kavuştular.
13 sanıklı davada Ergenekon’la ilişkilendirilmeye çalışılan Şener ve Şık, Türkiye’de tutuklu gazeteciler ve uzayan yargılamalar açısından “sembol” isimler haline gelmişlerdi.
Ahmet Şık, örneği görülmemiş biçimde “basılmamış” kitabından ötürü suçlandı.
Nedim Şener’e yönelik iddianın ağırlık noktasını Hanefi Avcı’nın kitabını yazmak oluşturuyordu.
ODA TV operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanan Şener ve Şık, neyle suçlandıklarını öğrenmek için aylarca iddianameyi beklediler. Kitap yazmak ya da yazılmamış kitabın notlarının ODA TV’nin bilgisayar kayıtlarında çıkması suçmuş gibi aylarca cezaevinde kaldılar.
Nihayet dün mahkeme 4 gazeteci hakkında tahliye kararı verdi.
Şener ve Şık kararını KCK başta siyasi davalardan tutuklu gazeteciler, Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu ile simgeleşen aydınlarla ilgili uzayan davalarda çıkacak tahliyelerin izleyeceğini umuyoruz.
Halen 8 milletvekili cezaevinde.
Mustafa Balbay’ın tutukluluk süresi 3 yılı geçti.
Bu davalar Türkiye’nin “demokratik sicili”ni bozuyor.
3-4 yıldır karara bağlanamayan davalar, cezaya dönüşmüş durumda.
Bu iklimin değişmesi gerekiyor.
Birkaç hafta önce Türkiye-AB Karma Parlamento toplantısı için İstanbul’a gelen heyetle görüşmüştük. Sosyalist ve Yeşiller Grubu üyeleriyle Türkiye’den gazeteciler Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in başkanlığında gün boyu yaptıkları çalışmanın ardından akşam da yemekte buluştular.
Orada, AB müzakerelerinde açılması istenen iki başlığın yargı alanında olduğunu öğrendik.
Adalet Bakanı Ergin, Türkiye’ye gönderilmeyen izleme raporlarını isteyerek, ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik bir hazırlık konusunda AB Komisyonu’nu harekete geçirmeye çalıştıklarını açıklamıştı.
AİHM’nin Türkiye’yi mahkzm eden kararlarından hareketle özgürlük alanı genişletilecek, o arada gazetecilerle ilgili davalar da “erteleme” yoluyla düşürülecekti.
Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi sembol davaların uzaması da iktidarı bunaltmaya başlamıştı.
BBC gibi ciddi yayın kuruluşlarına çıkıp, 100’den fazla gazetecinin meslekleri nedeniyle değil de “tecavüz, banka soygunu” nedeniyle tutuklu oldukları üzerinden düşünce özgürlüğü savunusuna girmenin hiçbir pratik faydası olmadığı görüldü.
Şiddet içermediği sürece düşünceyi suç sayamazsınız.
Terörle Mücadele Yasası’nın da bu yönüyle değişmesi gerekiyor.
Şener ve Şık’la sembolleşen tahliyelerin benzer nitelikteki tüm davalar ve demokratikleşme yönünden yeni bir milat oluşturmasını diliyoruz.
Uzayan davalarla artık sonuca gidilmeli, özgürlüklerin önü açılmalıdır.