Özgürlükler

AB İlerleme Raporu’nda Türkiye’de basın özgürlüğü “sorunlu” alanlardan birisi olarak ifadesini buldu. Başbakan Erdoğan, “özgürlüklerin de bir sınırı vardır” derken, AB raporunda çığ gibi artan basın davalarından ve “oto sansür”den söz ediliyor. Kaygılar dile getiriliyor.
Gazeteciler hakkında açılan dava sayısı 4 bini aşmış.
Son dönemde gözlenen baskıları şöyle özetlemek mümkün: 1- Doğan Medya Grubu üzerinde “Demokles’in Kılıcı” gibi sallanan vergi cezaları. Devam eden davaların bir kısmı grubun lehinde sonuçlansa da, faizleriyle birlikte kesilen toplam ceza Türkiye’nin IMF’ye olan 6 milyar dolarlık borcunun üzerinde. Böylesine “orantısız” bir vergi cezası AB İlerleme Raporu’nda hükümete yönelik eleştirilerle ilişkilendirilmekte, davanın ardından basının haber yaparken kendisini kısıtlaması “oto sansür” eğilimindeki artışa dikkat çekilmektedir.
2- Ergenekon davasıyla ilgili yapılan haberlerde “gizliliği ihlal”, kişilik haklarına saldırı, hakaret gibi gerekçelerle gazeteci ve yazarlar hakkında hapis ve tazminat davalarındaki artış. Raporda TCK’nın 284. ve 285. maddelerine gönderme yapılmış. Star yazarı Şamil Tayyar hakkında istenen hapis cezalarının toplamı 100 yılı aşıyor. Taraf yazarı Neşe Düzel, Kongra Gel liderleri Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal ile yaptığı röportaj nedeniyle yargılanmaya başlanmış. Dağlıca baskınındaki ihmalleri gündeme getiren gazeteci Sibel Hürtaş hakkında 18 yıl hapis istemiyle dava açılmış.
3- Oktay Ekşi olayı. İkizdere’deki HES’lere karşı çıkan yazısındaki hakaret nedeniyle ertesi gün köşesinde “özür dileyen” Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi’nin, Başbakan Erdoğan’ın “Ben bu tür gazetecilikle mücadele etmem, savaşırım” sözleri ardından gelen istifası da “muhalif yazarların tasfiyesi” olarak görülüyor. Referanduma birkaç gün kala Bekir Coşkun’un Habertürk’teki yazılarına son verilmesi özgürlükler alanındaki daralmaya bir başka örnekti. Elbette hakaret ve nefret söyleminden uzak durulmalı; ancak, yasalar önünde aranacak hakların gazetecileri işlerinden etmemesi de iktidarlarca akılda tutulmalı
4- Karikatür krizi. Sabah gazetesi çizeri Salih Memecan’ın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na dansöz kıyafeti giydirmesi, “Başbakan’ı da aynı şekilde çizebilir misin?” tartışmalarına yol açtı. Başbakan Erdoğan ise Musa Kart’ın kedi karikatürünü unutabilmiş değil. Mizahsız bir siyaset olmaz. Burada karikatüristleri eleştirmek yerine Türkiye’nin yakın tarihinde yazılıp çizilenlere bakmakta yarar var. Geçmişte liderler daha hoşgörülüydüler!
5- Uzayan davalar. Ergenekon başta, “tutukluluk sürelerinin mahkûmiyete dönüştüğü” davalar da AB İlerleme Raporu’nda eleştiriliyor. KCK davası da “Kürtçe savunma”ya izin verilmediği gerekçesiyle sorun oluşturuyor.
AB sürecinde Kopenhag ölçütlerine uyumu geride bırakmışken bu örnekler, Türkiye’nin demokrasi ve özgürlükler sicilini bozuyor.