Referandum

Referandum


       Hintli düşünür Tagore'dan esintiler Demirel'i seçtirmeye yetecek mi?
       Başbakan Ecevit'in Ankara'ya dönüşüyle hızlanan Köşk trafiğinde son 48 saate girilirken, liderler zirvesinde cumhurbaşkanlığı sorununun bir hükümet bunalımına dönüşmemesi için akla gelen tüm formüller masaya yatırıldı.
       İlginçtir. 18 Nisan seçim sonuçları MHP'nin de yer alacağı koalisyonu kaçınılmaz kılınca, Rahşan Ecevit'in 12 Eylül öncesi dökülen kanları anımsatmasıyla hayli sancılı bir doğum yaşanmıştı. Ancak DSP - MHP ilişkileri hükümette beklenenin de ötesinde sağlıklı gelişti.
       Apo krizi, ortakları zorlayan ikinci büyük sıkıntıydı.
       İnfazın ertelenmesinin MHP kanadında yol açacağı tepkiler Bahçeli'yi tabanda güç durumda bırakırken, liderler zirvesinde Devlet Bey'i istifadan Mesut Yılmaz döndürdü. Üçlü zirvede "Hükümeti DSP - ANAP sürdürsün, MHP olarak biz dışarıdan destek olalım" diyen MHP lideri Bahçeli, Yılmaz tarafından ikna edilince kriz aşıldı.
       Çankaya ise ortaklar açısından tam bir çıkmaz!
       29 Mart oylamasına kadar hiç kimse bu hükümetin ANAP'ın tutumu yüzünden bozulacağına ihtimal vermiyordu. Gerçi, Mesut Yılmaz'ın 5 + 5 formülüne destek vermeyerek, kendi cumhurbaşkanlığı planını gerçekleştirmeye çalışacağının sinyalleri alınıyordu ama ANAP'ın "blok" halinde ret cephesine katılacağı beklenmiyordu.
       101'inci maddeye çıkan 253 oyun anatomisi - Çankaya'daki çeteleye göre - ANAP'ta 67 hayırcı bulunduğunu gösteriyor.
       Mesut Bey reddetse de Ecevit açısından bu tablo ciddi bir güvensizlik doğurmuştur.
       Başbakan bu nedenle "istifa mektubu" cebinde dolaşmakta, Demirel'e çıkan oyları 5 Nisan'da liderlerin gruplar üzerindeki telkiniyle yükseltmeye çalışmaktadır.
       ANAP'sız hükümet arayışları, Hüsamettin Özkan'ın Tansu Hanım'la flörtü ve Fazilet kapısının hala açık bırakılması Ecevit'in ikinci tur umudunun sonucudur. Mesut Yılmaz cephesindeki manzara ise fazla iyimser gözükmüyor. ANAP kurmaylarından birinin şu yorumu çarpıcıdır:
     "Varsayalım, 67 oy bizden çıkmıyor... ANAP'ın tamamı oy kullandı diyelim, ekleyin 253'ün üzerine, 320 eder. 367'ye nasıl tamamlayacaksınız? Milletvekillerine zorla oy kullandıracak halimiz yok, bu yüzden hükümet bozulursa sorumlusu Ecevit ile Demirel olur. 3 yıllık programa imza atmışız, ne hakkımız var sokaktaki insanı bunalıma itmeye. Süleyman Bey olmazsa Meclis bir cumhurbaşkanı çıkarır, yola devam ederiz. CHP'nin hatasına düşmeyiz."
       DYP'nin yedekte beklemesi, koalisyon bozulursa geçen dönem Baykal'ın ödediği faturanın Yılmaz'a kesilmesi, en önemlisi de Meclis'teki Yüce Divan dosyalarının güncelleşme riski ANAP yönetimini ikinci turda zora sokuyor.
       Burası Türkiye... Siyasette 24 saat bile uzun sayılıyor ama 29 Mart tablosunu değiştirecek bir manzara henüz gözükmüyor.
       Ankara'nın nabzını en iyi şu değerlendirme yansıtıyor:
     "1980 öncesinde krize Ecevit ve Demirel kavgası nedeniyle sürüklenmiştik bu defa da Çankaya anlaşması Türkiye'yi kaosa götürüyor!"
       Doğrusu, hükümetle Köşk arasındaki göbek bağını kesmek değil mi? Bülent Bey bu çıkmazdan kurtulmak için istifayı seçerse yanlış olur. Tagore bile, "Arkana dönüp, pişmanlıkla bakma..." diye yol göstermiyor mu? Geleceği inşa etmek varken geçmişe saplanmak niye?



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR