REYHANLI TUZAĞI

Eklenme Tarihi13.05.2013 - 2:30-Güncellenme Tarihi13.05.2013 - 0:25

PKK’nın sınır dışına çıkmasına odaklandığımız  bir haftayı ‘Reyhanlı katliamı’ ile kapattık.
Türkiye’yi Suriye batağına çekmek isteyenlerin acımasızlığını masum insanlar ödedi. Bombalı araçların patlatılması sonucu 50’e yakın vatandaşımız yaşamını yitirdi, 150’den fazla yaralı var.
Sınırlarımızın ‘yol geçen hanı’na dönmesinin nedenleri üzerine elbette söylenecek çok şey olmalı.
Ancak bu tür komploların görünür gerekçeleri dışında daha ‘derin’ nedenleri olduğunu gözden kaçıramayız.
Kürt sorununun demokratik çözümü yolunda ilerlerken,Suriye,bir zamanlar Irak’ta yaşananlar gibi Türkiye’yi ‘aktif taraf’ olmaya zorluyor.Tarih tekerrür ediyor.
Bu köşede daha çok Milliyet’in gündeme getirdiği ‘özel’ haberlere yer veriyoruz.Olayların ‘perde arkasını’ okurlarımızla paylaşıyoruz.Bu hafta Fuat Keyman’ın bir yazısına tekrar dikkat çekmek istiyorum.Okuyanların gözünden kaçmayan ‘özel’ bir yorumu Washington seyahati ardından 8 Mayıs’ta Milliyet’teki köşesinde yazdı Keyman.Aynı gün PKK’nın sınır dışına çıkmaya başladığı haberleri geliyordu,Hakkari’den.
Fuat Keyman ise ‘Çözüm sürecinin riski içerde değil,dışarda’ diye yazıyordu.
Başbakan Erdoğan’ın Obama ziyareti öncesinde Washington’da Türkiye uzmanlarıyla konuşan Keyman,ABD’nin çözüm sürecindeki ‘muğlaklığına’ değinirken ‘güçlenen bir Türkiye’nin’ bölgesel risklerinin arttığına işaret ediyordu.
Örneğin PKK’nın silah bıraktığı bir denklemde Kuzey Irak’ta etkisi artan Türkiye’nn ‘Irak’ın bütünlüğünü’ tehdit edebileceği kaygısı dile getiriliyordu,Washington’da.Oysa 2000’lerin başında Ankara’nın ‘kırmızı çizgileri’ni Barzani’nin güçlendiği kuzeyde Irak’ın bölüneceği varsayımı oluşturuyordu.Bu olmadığı gibi 30 yıldır Türkiye’de ‘kan kaybı’na yol açan Kürt sorunu PKK’nın eylemsizliği noktasına geliyordu.
‘Güney-kuzey ittifakı’nı ABD Bağdat yönetiminin geleceği açısından kuşku verici buluyordu.
Fuat Keyman’ın ‘muğlaklık’ nitelemesi PKK’nın çekilmesini tıpkı Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp İmralı’ya teslimi sürecindeki gibi ‘ABD senaryosu’na benzetenleri açığa düşürürken,Suriye politikasında da kimi belirsizlikler gözleniyor.
Washington’dan bakılınca ABD’li uzmanlar,Türkiye’den daha aktif( müdahaleci) adımlar bekliyorlar.
Ankara ise ABD’nin Esat rejimine ‘seyirci’ kaldığını düşünüyor.
Erdoğan-Obama görüşmesnde taraflar Suriye’nin geleceğini bir kez daha masaya yatıracaklar.
Ancak Beyaz Saray’daki görüşmeye henüz sıra gelmeden Suriye’deki olası hesapların faturası masum insanlara kesildi.
Taşeron örgütlerin,’kiralık katiller’in bombalarıyla Reyhanlı kana bulandı.
‘Reyhanlı katliamı’nın acıları küllenmeden kimi gerçeklerin üzerine gidilmeli.
Suriye’de ‘rejim değişikliği’nin yıllara değil de aylara yayılacağı düşüncesiyle -Dışişleri Bakanı Davutoğlu başta- ciddi bir dış politika hatası yapıldığı ortada. Suriye’deki rejim de Saddam gibi yıkılmadan önce Türkiye’nin sınırlarını ‘fiilen’ ortadan kaldırabilir. Gaziantep,Cilvegözü ve Reyhanlı patlamaları güvenlik açısından ciddi zaaflar oluştuğunun göstergesidir.
ABD ile ‘uçuşa yasak bölge’, ‘kara harekatına destek’ gibi sonradan düzeltilme ihtiyacı duyulan Suriye karşıtı söylemler sınırlarımızda ‘cirit atan’ taşeron örgütlere eylem sahası açmaktır.
Türkiye’nin tam da PKK sorununu çözeceği sırada Suriye konusunda ABD ve Rusya’nın önünde gitme lüksü yoktur.
Reyhanlı’daki patlamanın Başbakan Erdoğan’ın ABD gezisi öncesinde gerçekleşmesi raslantı olamaz.
Suriye tuzağına düşmeyelim!
Saygılarımla.

EtiketlerABDKuzey Irak