Romanlar

Demokratik açılım -söylem olarak- Romanlara da uzanıyordu. Roman açılımı gerçekleşmeden Manisa-Selendi’den zorunlu göç (tehcir) haberleri geldi! Yılbaşı gecesi bir kahvehanede çay/sigara tartışmasından sonra ayrımcı, “ırkçı” yanı ağır basan olayların faturası çingenelere kesildi. Çoluk çocuk sürüldüler Selendi’den.
İzmir muhabirimiz Banu Şen’in izlenimleri çarpıcı gerçeği ortaya koyuyor. Şen Romanlar Derneği’nde soruları yanıtlayan kadınlar, “Erkeklere o gece birer kâğıt imzalattılar. Bazıları da boş kâğıda imza atmışlar” diyerek Selendi’yi terk etmeye mecbur bırakıldıklarını anlatmışlar. Bir linç ortamı yaratılmış.
Gördes’e kaçarak canlarını kurtaran kadınlar ilçede yaşananları şöyle özetlemişler:
“Önce bir iki dakika elektrik kesildi, sonra bağırış çağırış sesleri gelmeye başladı. Taş, tüfek, balta, sopa ellerine geçirdikleri her şeye saldırıyorlardı. Kapıları kırdılar, her yeri yakıp yıktılar. ‘Çingenelere ölüm’, ‘Sürün bunları’ diye bağırıyorlardı.
...Çocuklarımızı kanepelerin içine sakladık. Komşularımızın kocaları bile saldırmaya geldi. Eşimin ayağı sakat. 3 çocuğum var. Çöpten geçiniyoruz. Erkeklere o gece birer kâğıt imzalattılar. Gördes’e gelmekten başka çare bırakmadılar. Selendi’ye dönemeyiz, öldürürler bizi.”
Manisa Valisi Celalettin Güvenç ise “Olanların ırkçılıkla hiçbir ilgisi yok, sosyal boyutu var. Onun da çözümü için adım attık” diyor.
Çözüm için uygun görülen yol, Romanlarla konuşarak, Selendi’den uzaklaştırılanların çevre ilçelere dağıtılması. Prefabrik ev sözü de verilmiş. Böylece “öfkeli” kalabalıklar yatıştırılmış olacak!
Selendi halkı ise Çingenelerin ilçenin huzurunu bozduklarını, kahvehanede çıkan olayların sorumlusunun da Romanlar olduğunu savunuyorlar.
Demokratik açılımın farklı kimlik ve kültürlere karşı bir hoşgörü ortamı yaratacağı düşünülürken tam tersi gelişmeler oluyor. Bir “öfke nöbeti” toplumu kuşatıyor. Ahmet Türk Ankara’da kiralayacak ev bulamıyor! İzmir’de DTP konvoyuna taş atılarak başlayan olaylar Güneydoğu’da neredeyse bir ‘Kürt intifadası’na dönüşmüştü.
Son olarak Edirne’de, Trakya Üniversitesi’ndeki solcu Edirne Gençlik Derneği üyesi arkadaşlarının “yasadışı örgüt propagandası” yapmaktan tutuklanmasını protesto eden gençler, “Kahrolsun PKK” sloganlarıyla toplanan kalabalık tarafından linç edilmek istenmişti.
Birkaç yıl önce Adapazarı’nda bir şehit cenazesini protesto eylemi, Kürtlere ait bir düğün salonunun basılmasıyla sonuçlanmış, olası “katliam” son anda güvenlik güçlerince önlenmişti. Trabzon’da, Mersin’de linç girişimleri denendi.
Manisa-Selendi’de yaşananlar, 2010 Türkiye’sinde bir avuç Çingeneyle baş etme ya da onları koruma yolu olarak zorunlu göç-sürgünü gündeme getiriyorsa “demokratik açılım”dan söz edebilir miyiz?!
Roman açılımının da sonuna geldik.