SANATIN GÜCÜ

SANATIN GÜCÜ

Milliyet Sanat ekibi (soldan sağa): Selay Sarı, Asu Maro, Gülden Öktem, Nil Kural, Filiz Aygündüz, Yasemin Bay, Ayla Dündar, Atilla Şen.

Hafta içinde Milliyet Sanat dergisinin 40. yıldönümünü kutladık.
62 yıllık saygın tarihi ve geleneği olan bir gazetenin, kırk yıldır yayımlanmakta olan bir derginin okurları ve yazı ailesiyle kurduğu bağların ne denli güçlü olduğunu tarifsiz duygularla gözlemledik.
İyi ki yazılı basın var ve gazete, dergilerin basıldığı kâğıtların gerçekte ne denli zengin insan kaynağına sahip olduğunu ancak özel günlerde, kutlamalarda görebiliyorsunuz.
Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki kutlamada o gece Milliyet Sanat’ta imzaları çıkmış onlarca edebiyatçıyı, ressamı, sinema ve tiyatro oyuncusunu, usta yönetmenleri, müzisyenleri kırk yıldır yayımlanan bir dergiye can veren kadrolar olarak saygıyla selamladık. Sohbet ettik. Gazeteciliğe başladığımız 1970’lerden bu yana Milliyet’le bütünleşen sanatçılar, derginin birer sayfası, parçası olarak bizlerle birlikteydiler. Ve gazete-dergi denilen kâğıt da aslında onların emeğinden oluşuyordu.
Milliyet Sanat’la büyüyen, yetişen kuşaklar şimdi aynı sevgiyi çocuklarına, torunlarına aşılıyorlardı.
Bir sanat dergisinin kırk yıldır yayımlanıyor olması müthiş bir başarı öyküsüdür.
O başarıda Milliyet’in kurucu Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’den Milliyet Sanat’ı çıkartan Akal Atilla ve Zeynep Oral’a, 2000’lerde dergiyi devralan Tuğrul Eryılmaz’dan bugün dergiyi başarıyla yöneten Filiz Aygündüz ve arkadaşlarına dek pek çok ismin payı var.
1970’lerin çatışmalı siyasi ortamında gazeteciliğe adım atan üniversite gençliği için simgesel bazı ortamlar ve ürünler vardı.
Derneklerde, okul kantinlerinde kolumuzun altında ya bir gazete ya bir dergi olurdu.
Milliyet Sanat dergisi bunlardan biriydi.
Ankara Sinematek’e gider, anlaşılması güç filmleri saatlerce izledikten sonra sinema eleştirmenleri üzerinden yorumlardık. AST’ta Brecht izler; Dostlar’ı kaçırmazdık, ertesi gün masa ve sandalyelerin havada uçuştuğu kantinlerde bunları konuşurduk.
Milliyet Sanat’a 1970’lerin şiddet ortamında okuldan daha çok devam ettiğimizi söylemek abartı olmaz!
Sabancı’daki gecede dergi kapaklarını izlerken o yıllar da ’film şeridi’ gibi önümüzden geçti.
Ve Sevgi Soysal’ın silahlı hareketlerin düşünceyi bastırdığı, kan çiçeklerinin açtığı, gençlerin acımasızca öldürüldüğü günlerde ’Aslolan hayattır’ diye kaleme aldığı yazıyı kırk yıl sonra aynı noktaya sürüklenişimize isyan ederek kürsüden okuduk.
Yazarların, sanatçıların barış mesajlarının Milliyet’te yayımlanıyor olması elbette rastlantı değildi ve aydın sorumluluğunun gereğiydi. Dramatik olan, Abdi İpekçi, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı gibi düşün insanlarının suikast hedefi olarak yaşamlarını yitirmeleriydi.
Milliyet’in Demirören ailesiyle yeniden hayat bulduğu bu dönemde gazete ve dergilerin özgürlükçü çizgileriyle toplumsal ilerlemeye katkılarını sürdüreceklerine inancımız tamdır. Milliyet Sanat dergisine bu duygularla nice yıllar diliyoruz.

TBMM Darbe Komisyonu
Haftanın en önemli olayı TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun görevini tamamlayarak raporunu Meclis Başkanlığı’na sunmasıydı.
Sayın Nimet Baş başkanlığındaki komisyon, iktidar ve muhalefete mensup üyeleriyle tarihsel bir görev yaptı.
Anayasa Komisyonu’nun ‘ipe un serdiği’ bir dönemde 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e uzanan askeri müdahaleleri, 28 Şubat ‘postmodern darbesi’ni ve 27 Nisan ‘e-muhtırası’nı tanıkları da dinleyerek masaya yatırdı.
Susurluk Komisyonu’ndan bu yana, Meclis’in en işlevsel çalışması olarak görüyoruz komisyon raporunu.
Komisyon Başkanı Nimet Baş da, Milliyet’i bu çalışmalara verdiği önem nedeniyle kutladı.
Biz de hem komisyonu hem de 4 aydır toplantıları ’en devamlı üye’den daha büyük sabır ve ciddiyetle takip ederek haberleştiren Parlamento Büromuz Şefi Önder Yılmaz ve muhabir arkadaşlarımızı kutluyoruz.
Darısı Anayasa Komisyonu’na.
Umarız Türkiye’yi 1982 darbe anayasası ayıbından kurtarırlar.

Haber Araştırma Servisi’ne Pınar Aktaş
Milliyet’te bir nöbet değişikliği daha gerçekleşti. Usta gazeteci Tunca Bengin Haber Araştırma Servisi Müdürlüğü’nü muhabirliğe İstanbul haberleriyle başlayan arkadaşımız Pınar Aktaş’a devretti.
Yazışleri’ndeki kadın gazetecilerin ağırlığı giderek artıyor.
Sevgili Pınar’a ve genç kadrosuna başarılar diliyoruz.
Tunca Bengin de ‘Sokaktaki İnsan’ yazılarıyla vatandaşın nabzını tutacak.
Milliyet okurlarının sorunlarının takipçisi olacak. Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Bengin, gazetemize genç muhabirler yetiştirmeyi de sürdürecek.
İyi haftalar.
Saygılar.