Şemsiye

Urfa’da cezaevini ateşe veren klima isyanında 13 ölüm. Fatih’te yol kesen polislerin bir yurttaşı sokak ortasında öldüresiye dövdüğü görüntüler. PKK baskınında şehit olan askerlerin, yürek burkan cenaze törenleri. Van’da gözyaşlarını silen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel.
2012 yazında memleketten insan manzaraları.
Barış diye diye, yine şiddet sarmalına girdik.
Oysa daha geçen hafta Leyla Zana’nın, “Artık bu gençlerin ölmesini hiçbir vicdan kabul edemez” sözleriyle umutlanmıştık.
PKK, Dağlıca’yı vurdu.
8 asker, 20’den fazla PKK’lı genç yaşta hayatlarını kaybettiler. Kandil’den estirilen barışçı rüzgârların, “sahte” beyanların bu savaşı bitirmeyeceği artık anlaşılıyor. Çünkü PKK’nın “çözüm” diye bir derdi yok. İnsan kaynağını Güneydoğu’nun idealist gençlerinden devşiriyor. Onları kolayca ölüme sürüyor.
Karakol baskını ertesinde ele geçirilen silahların sergilendiği bir masa görüntüsü ekranlara geldi.
Masanın üzerinde öldürülen PKK’lıların yanlarındaki malzemeler konulmuştu.
Keleşlerin yanında birkaç da şemsiye bulunuyordu.Şemsiyeler, termal kameralardan korunmak içinmiş!
Eskiden vücutlarına naylon sarıyorlarmış, şimdi şemsiyeye geçmişler.
Ateş başlayınca ne şemsiye kalıyor ne de genç bedenler.
Yoksul Anadolu çocukları birbirini öldürüyor. Yeşiltaş Karakolu ve üs bölgesini koruyan birlik Tekirdağ’dan intikal etmiş.
Çoğu tezkerelerine birkaç ay kala şehit oldular. Diyarbakırlı onbaşı, ailesine Dağlıca’da olduğunu haber vermemiş.
Askerlerin son konuşmaları, “Bir daha görüşemeyiz” üzerine!
Bu sorunu çözememek ve 30 yıldır süren savaşı bu çocukların üzerine yıkmak asıl vicdansızlık. Onca kan döküldükten sonra “eski klişe”ye başvurmaktan başka çare yok:
“Sorunu Meclis çözecek!”
Peki nasıl çözecek, orası meçhul.
Görünen o ki; PKK silah bırakmayacak, örgüt “statü” istiyor. Güneydoğu’da özerklikten, federasyona, bağımsızlığa uzanan “KCK yapılanması”nda ifadesini bulan Kürdistan’ı inşa düşüncesi, “siyaset yolu”yla gerçekleşmeyecek ölçüde “ütopik.” Aslında 30 yıllık savaş, silahlı mücadelenin de çözüm olmadığını gösteriyor. Ancak o yoldan kimi hakların elde edildiği de bir gerçek. Barış olursa PKK’nın “statü”sünün ne olacağı da belirsiz. Eğer sorun Meclis’te çözülecekse, “PKK’sız bir çözüm”e gidilecek, demektir.
MHP’nin, CHP’nin girişimini “PKK açılımı” olarak nitelemesinin haksızlığı karakol baskınında görüldü.
PKK, sürece dahil olmak istese bu eylemi yapmazdı!
O zaman bu Meclis’e şunu yapmak düşüyor:
Anayasa’da eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim, yerel özerklik gibi demokratik ilkeler çerçevesinde Kürtleri de içine alan geniş bir “toplumsal uzlaşma” sağlamak. İngiltere ve İspanya örneklerine benzer şekilde “sistem”i reforme etmek. Teröre karşı etkin güvenlik önlemleri almak.
Şimdilik başka yol gözükmüyor.