Sendikal haklar

Hükümet ile memur sendikaları arasında süren “toplu görüşmeler” çıkmaza girince Abdi İpekçi Parkı’nda çadır kuran Kamu-Sen yöneticileri iktidardan gelecek teklifi beklemeye başlamışlar.
Kamu çalışanları görünüşte sendikalı ama gerçekte “toplu sözleşme ve grev hakları”nı kullanmaktan uzaklar.
AB sürecinde demokratik hak ve özgürlükler alanında yapılan reformlar, “12 Eylül rejimi”nin yıktığı sendikal ve sosyal hakların restorasyonu konusunda emekçilerin kayıplarını karşılamaya yetmedi. 2.5 milyona yakın kamu çalışanından bugün ancak 900 bini sendikalı. Onlar adına yapılan görüşmelerde “son söz” hükümetin. AKP ise İslami geleneğin “yardım” kültüründen beslendiği için “Avrupa sosyal modeli”nin haklar bölümüyle barışık değil.
“Çevrecinin daniskasıyım” diyen Başbakan, “Kamu çalışanlarının haklarını ben tayin ederim” anlayışıyla, “toplu görüşmeler”in başlayacağı gün 2008 yılı “ek ödeme” rakamlarını ilan etti.
Hükümetin memur maaşlarında yapılacak artış da belli; 5.7 milyar YTL’lik kaynakla 2009’un ilk altı ayında yapılacak zam yüzde 4. Yılın ikinci yarısında yüzde 3.5 zam öngörülüyor.
Sendikalar ise bu oranları çok düşük buluyorlar.
KESK’in 2008 için ek zam önerisi 350 YTL. Temel ücretin ise 1250 YTL.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlar da komikti.
Dört kişilik ailenin “açlık sınırı” 255 YTL, “yoksulluk sınırı” 600 YTL olarak hesaplanmış. Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız, “Bu rakamın açlık değil, ölüm sınırı olabileceğini” söyleyerek tepki göstermiş.
KESK Başkanı Sami Evren, Başbakan’ın “uçuk” olarak nitelediği ücret artışlarıyla doğalgaz, elektrik ve gıdaya yapılan zamların bile karşılanamayacağını savunuyor.
Evren, “2009 bütçesinin çalışanlar açısından hiçbir şey vaat etmediği görüldüğünde, sosyal bütçe tartışması ülke gündemine girecektir” diye konuştu.
KESK Başkanı Sami Evren, sonucu önceden belli, tek taraflı, sendikaların iradesini teslim alan “toplu görüşmeler” yerine, grevli toplu sözleşme düzenine geçilmesi için AKP’yi, AB ve AİHM kararlarına, ILO standartlarına uymaya çağırıyor. Kapatılma davası sırasında temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin esas alınacağı konusunda Anayasa’nın 90. maddesine sığınan hükümetin, KESK ile toplu sözleşme masasına oturması gerektiğini savunan Sami Evren, AİHM’nin Gaziantep Belediyesi ile ilgili kararını örnek gösteriyor.
Tuzla’da DİSK’e bağlı Limter-İş tersanelerdeki ölümlü iş kazalarını gündeme taşımasa, işçiler “köle gibi” çalıştırılmaya devam edilecekti. Hükümet, sendika devreye girene dek olayları seyretti, kapatma cezaları insanlar öldükten sonra akla gelebildi!
Sendikalar yardım değil, grev ve toplu sözleşme haklarını kullanmak istiyorlar.
255 YTL ile insanca yaşanamaz!