Sezer, partiler, seçim

Sezer, partiler, seçim


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ‘hükümet değişikliğine sıcak bakmam’ sözleriyle 3 Kasım seçimlerinden dönüş yolunu kapadı.
Sezer, seçimlerin erteleneceğini sanmadığını belirterek şu mesajı verdi:
‘TBMM’nin saygınlığına gölge düşmeyeceğine inanıyorum. Siyasi parti genel başkanları duyarlı hareket edecek. Buna inanıyorum.’
3 Kasım’daki seçim tarihini iptal girişiminde iki etken gözüküyor.
Liste küskünleri.
Seçilebilecek yerlerden aday olmalarına karşın partileri barajı geçemeyecek milletvekilleri. Ancak her seçim dönemi yaşanan ‘küskünler hareketi’nin bu defa da tutmayacağına ilişkin tek gösterge Cumhurbaşkanı Sezer’in uyarısı değil, baraj eşiğindeki iki parti DYP ve MHP’deki ‘son dakika’ gelişmeleri de iptal olasılığını azaltıyor. DYP lideri Tansu Çiller, arkasında 220 imza bulunduğu öne sürülen gensoru ve erteleme pazarlıklarında kendisine önerilen başbakanlık koltuğuna oturmanın kolay olmayacağını gördü. Demirel’in de telkiniyle Mehmet Ali Bayar’ı partisine aldı. Tuğrul Türkeş’in transferi de MHP’den gelecek oylar açısından bir kazanımdır.
Tansu Çiller’in, gelecekte kendisine rakip olabilecek, potansiyel lider adayı Bayar’ı ‘korkusuzca’ Doğru Yol’a alması, geçmiş kurultaylarda genel başkanlık yarışına girmiş saygın isimleri tasfiye eden kimi partilerce de örnek alınması gereken ‘demokratik olgunluk’tur. Keşke bu ittifak kişiler temelinde değil, merkez sağın iki önemli adresi ANAP ve Doğru Yol arasında yapılabilseydi. Merkez sağda 1990’lardan itibaren yaşanan öldüresiye rekabet AK Parti’yi bugün ‘tek başına’ iktidar adayı haline getirmiştir.
AKP, DYP ve Meclis dışındaki CHP dışında seçime hazır partilerden biri de MHP’dir. Anti - seçim lobisinin 3 Kasım’ı erteletecek ‘küskünler hareketi’nde en güvendiği partilerin başında MHP geliyordu. Ancak Devlet Bahçeli’nin ‘teşkilat yoklaması’ sonuçlarıyla yetinmeyip, listeye müdahale etmesi ve Meclis Grubu’nu koruması, MHP’deki tepkiyi hayli azalttı.
Artık söz seçmenin olacak.
4 Kasım sabahı Türkiye yeni bir Meclis ve iktidarla uyanacak. Yarışta şimdilik AKP önde. Tayyip Erdoğan’la ilgili ‘sicil düzeltme’ bu partinin başbakan adayı üzerindeki soru işaretlerini de ortadan kaldırıyor. YSK son anda engellemezse Erdoğan, AB’den üyelik takvimi bekleyen 200 milyar dolar borç yükü altındaki Türkiye’nin müstakbel başbakanıdır!
AKP’yi yarışta zorlayabilecek tek parti konumundaki CHP ise son düzlüğe girilirken ‘kaybetmek’ için ne varsa yapıyor! Umarız liste hataları, seçim kampanyası sırasında Derviş’i öne çıkaracak etkili bir ekonomik programla kapatılır. CHP sözde kadınları ve gençleri öne çıkaracaktı ama Zeynep Göğüş, Nur Ger gibi yeni isimler seçilemeyecek yerlere atılmış! İstanbul’da CHP’nin işi hayli zor ve bu şartlarda CHP - AKP koalisyonu fazlaca iyimser beklentidir.