Sivil MGK

Sivil MGK


     AB müzakerelerine dönük son paket olması beklenen 'sivil MGK'ya ilişkin taslak, görüş için Genelkurmay'a gönderilirken 'devrim' niteliğindeki değişiklikler de medyada tartışılmaya başlandı.
     Türkiye'de anayasalar 1961'den bu yana askeri darbeler yoluyla değiştiği için MGK'nın ülke yönetimindeki ağırlığı geçen kırk yılda giderek arttı. 28 Şubat sürecindeki 'postmodern darbe'... 2001 Şubatı'nda ekonomik krizi tetikleyen Anayasa kitapçığının fırlatılması olayı. Hepsi Çankaya'daki MGK salonda gerçekleşti.
     ABD'nin Irak'ın işgali öncesindeki 'izin tezkeresi' de MGK'nın ocak ve şubat toplantılarında ele alınmıştı.
     TBMM'nin tezkereyi reddettiği tarihi oturum öncesinde MGK demokratik bir tavır sergileyerek, parlamentoya baskı anlamına gelecek bir bildiriye gerek duymadı. Kararı Meclis'e bıraktı.
     Türkiye o sayede savaşın dışında kaldı.
     İyi de oldu.
     Le Monde Diplomatique'in Haziran sayısında tarihçi Eric Hobsbawm, 'ABD imparatorluğu nereye gidiyor?' başlıklı makalesinde Batı dünyasının seyirci kaldığı bir ortamda Türkiye'nin sergilediği tutumu bakın nasıl övüyor:
     "Ülkeler, Amerikan gücünün bir sınırı olduğunu gösterebilmelidir. Şu ana dek bu yöndeki en olumlu katkı Türkiye'den geldi. Bedelini ödeyeceklerini bildikleri halde yapmayı göze alamayacakları şeyler olduğunu söylediler."
     Bu politika büyük ölçüde MGK'da şekillendi. TBMM'de karara bağlandı.
     Savaş gibi bir konuda Meclis'in demokratik iradesine ortam hazırlayan MGK'nın sivil ve asker kanadı, Türkiye'nin 2004'teki AB hedefi öncesinde sivil bir yapılanma konusunda niye uzlaşamasınlar?
     Pakette seçenekli bazı öneriler yer alıyor:
     MGK Genel Sekreteri'nin sivil olması, kurulda askerlerin Genelkurmay başkanınca temsili, kuvvet komutanlarının asil üye olmak yerine, konularına göre çağrıldıklarında toplantılara katılmaları gibi...
     Sivil MGK, demokrasinin standartını yükseltmenin yanı sıra, Anayasa'daki güç paylaşımını Türkiye'ye özgü darbesel bir denklem olmaktan da çıkaracak. Bugün AKP iktidarda diye kuşkular öne sürmek yerine CHP'nin de katılımıyla 1982 Anayasası dahil sivil demokrasinin önünü açmanın tam zamanı.
     Cumhurbaşkanı Sezer de Türkiye'ye AB yolunu açan 'yürütmenin başı' olarak Anayasa Mahkemesi başkanlığı dönemindeki özgürlükçü görüşlerinin arkasında durabilmelidir.
     Sürekli 'iç tehdit' vurgusuyla AB süreci kesintiye uğratılmamalı.
     Vetoya uğrayan 6 ve 7'nci paketlerin temmuzda yasalaşacağını umuyoruz.
     GÖKÇEK'İN EKRAN ÇAĞRISI: CHP, belediyeler savaşında son çağrıyı Melih Gökçek yaptı: 'CHP'nin Çankaya'daki eski genel merkez binası satışında yolsuzluk iddiasında bulunarak' ekranda tartışma istedi. En iyisi tarafların TV'de hesaplaşmaları. Ben aradan çekiliyorum!