Tatil terörü

Tatil terörü


       Dünyanın neresinde tatile gidenler yüzlerce ölü ve yaralı verirler?
       Türkiye'de insanların "kurbanlık koyun" gibi trafikte canından olması, artık bir "bayram klasiği" haline geldi.
       Kaza nitelemesi bu tabloyu anlatmaya yetmiyor.
       Tartışmamız gereken "tatil terörü"dür. En az "demokratik standartların yükseltilmesi" kadar, yaşam hakkı ve kalitesi açısından bu sorunun sürekli gündemde tutulup çözüm aranması gerekmektedir.
       Dokuz gün aradan sonra Meclis bugün işbaşı yapacak.
       Nerede kaldığımızı anımsatmaya gerek var mı?
       Cumhurbaşkanlığı seçimi, yine 5 + 5... Anayasa paketi, TCK'nın 312. maddesi... Bir milletvekili - yolda kalmamış ya da bir yakınını kaybetmemişse eğer - bayramdaki trafik terörü muhtemelen konuşulmayacaktır!
     "Gündem dışı"larda 5 dakika üyelerden biri kürsüye getirirse belki ilgili bakan, birkaç kelime eder, o kadar. Sahi, "tatil terörü" konusunda neden "genel görüşme" açılmaz?
       Bayram öncesi "iki yasak" tartışıldı.
       Uzun tatillerde uygulanan kamyonların trafiğe çıkışının engellenmesi - bu yıl nedense serbest bırakıldı - İstanbul'da minibüslerde arabeskin yasaklanması istenmesi...
       Toplumsal kaderciliğimizin aynası olan iki konuda İçişleri Bakanı'nın Meclis'e bilgi vererek kamuoyunu aydınlatması gerekmez mi?
       Başka ülkelerde olsa, 200 kişinin trafikte öldüğü tatil dönüşü "kıyamet kopar!" Türkiye'de "kuzuların sessizliği" oynanıyor. Sivil toplum örgütlerinin de yeterince tepki gösterdiği söylenemez.
       Sonuçta, bayrama gidiliyor; Normandiya Çıkarması yapılmıyor ki; bunca kayıp verilsin!
       Önlenemiyorsa...
       O zaman da tatili uzatma formüllerinin resmi karara bağlanması cinayeti teşvik olmuyor mu? Devlet bundan vazgeçerse insanlar yollarda telef olmaktan kurtulur!
       Türkiye gerçeğinde, karayollarının perişanlığı da ölüme yol açan kazalarda başlı başına bir faktör. Trafik suçlarında kusur çoğu zaman sürücüye çıkar ve "hatalı sollama"dan söz edilir. Ama hangi koşullarda öndeki aracın geçilmeye çalışıldığına bakılmaz!
       5 milyar dolara nükleer santral kurulmaya çalışılan bu ülkede Ankara - İstanbul yolunda "hızlı tren" bile olmaması düşündürücü değil midir?
       Demiryolu seçeneği yıllardır ihmal edilmeseydi yağışlı ve karlı havada karayoluna hücum bugünkü kadar yoğun olur muydu? 40 yıldır bu ülkeyi yönetenler 5 yıl daha işbaşında kalmaya çalışırken, "dünya nerede biz neredeyiz" diye yakın geçmişi sorguluyorlar mı?
       Hangi çağdaş ülkede, bayram yolculuğunda yüzlerce kişi ölür, yaralanır? Batı'yı bir kenara bırakalım; Bangladeş'te bile kazalar bu kadar can almıyor.
       Mars yolculuğunun planlandığı 21. yüzyılda, bizim insanımıza biçilen misyon, karadaki paçayı kurtarmak mı olmalı? Trafik terörünü nasıl böylesine hafife alıyoruz? Hayret!



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr