Tek adam

Eklenme Tarihi31.10.2008 - 2:50-Güncellenme Tarihi31.10.2008 - 2:51

Atatürk filmi çeken Can Dündar’ın “Mustafa”daki yalnızlık vurgusu eleştiriliyor.
İzmir’den Engin Balım, Turgut Özakman’ın “Kurtuluş” filminin çekimlerine de katılmış, Atatürk’le ilgili araştırmaları yayımlanmış bir meslektaşımız; dün aradı ve Nutuk’un taslak metinlerindeki “Beni hatırlayınız” cümlesinin bir vasiyet olarak görülemeyeceğini savundu. Zaten Can Dündar da çevresindekilerin uyarısı üzerine Atatürk’ün bu konuşmaya Nutuk’ta yer vermediğini belirtiyor.
CHP lideri Baykal da daha önce “Sarı Zeybek”e imza atan Can Dündar’ın “Ergenekon” sürecinden etkilendiğini öne sürmüş.
Atatürk hakkında yapılmış çok fazla belgesel ve film yok ancak yazılmış binlerce eser var.
Kurtuluş Savaşı sona erip cumhuriyet kurulduktan ve devrimler başladıktan sonra Atatürk’ün Çankaya’da yalnızlaşıp “yorgun düştüğü”nü dönemin tanıkları yazarlar. 1930’larda dünyayı kuşatan ekonomik bunalım ve Avrupa’da esmeye başlayan savaş rüzgârları, Anadolu insanının zorluklarını artırmıştır.
Şevket Süreyya Aydemir, İtalya’da faşist lider Mussolini’nin İstanbul’u da içeren tehditleri üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın Çankaya’da bir akşam, çevresindekilere “Hazırlanın, yarın Antalya’ya gideceğiz. Mussolini’ye cevabı oradan vereceğim” der. Bir telaş başlar. Hazırlık yapılır ve ertesi gün yola çıkılır. Kış kıyamette, Atatürk Kırşehir’e güçlükle ulaşır. Arabası tipiye saplanmıştır. Birkaç gün sonra Sivas üzerinden trenle Ankara’ya dönülür.
“Mussolini meselesi” de böylece geride kalır!
Şevket Süreyya Aydemir, bu anıyı naklederken Atatürk’ün şu sözlerine yer verir:
“- Biz Harbiye’de talebeyken, mektebin sobaları yanmazdı. Bütün kış titreşir dururduk. İdareye de derdimizi anlatamazdık. Nihayet bir gün arkadaşlar beni müdüre çıkmak için seçtiler. Müdür Zülüflü İsmail Paşa isminde bir saray uşağıydı. Müsaade aldık. Huzura çıktık. Önce padişaha, sonra müdüre dualarımızı arz ettik. Nihayet maksada geldik. İşi anlatmak istedik. Ama paşa daha ilk cümlelerde kükredi:
- Ne soğuğu be nankörler! Padişah nimeti gözünüze, dizinize dursun. Görmüyor musunuz sobalar nasıl gürül gürül yanıyor! Def olun buradan, yoksa...
Hakikaten de müdürün sobası gürül gürül yanıyordu. Müdür buram buram terliyordu. Sıcaktan göğsünü, bağrını açmıştı ve zannediyordu ki, bütün mektebin sobaları da öyle yanar...
Çocuklar, biz bu Çankaya Köşkü’nde bazen, galiba bu Zülüflü İsmail Paşa gibi kendimizi aldatıyoruz...”
Hatay’ın alınması konusunda hükümeti yeterince kararlı görmeyen Atatürk’ün Çankaya’dan inip milislerin başına geçme isteği ve başka isimle gazetelere makale yazması da ilginç örneklerdir.
Can Dündar’ı Mustafa’da “Ergenekon” soruşturmasının etkisinde kalmakla suçlamak haksızlık olur.
Atatürk’ü bir insan olarak görüp anlamaya çalışalım.

Etiketler