Temizel ve kriz

Temizel ve kriz

       MALİYE Bakanı Zekeriya Temizel, borsalardaki "küresel çöküş"ün Türkiye üzerindeki etkilerini yorumlarken, "kriz"i vergi reformuna bağlayan çevreleri eleştiriyor:
     "Frankfurt Borsası düştüyse, nedeni herhalde Türkiye'deki vergi mevzuatı değildir. Herkes vergi cennetine gitmek ister ama Rusya'nın haline bakın. Bir ülke, ekonomisini sadece sıcak paraya dayandırırsa, mali politikaları ihmal edip vergi toplamayı unutursa olacağı budur.
       Türkiye IMF'yle zamanında para programı üzerinde anlaşıp vergi reformunu gerçekleştirdiği için Rusya'nın durumuna düşmedi.
       Yabancı yatırımcılar küresel kriz dönemlerinde daha güvenilir piyasalara yönelirler, ama bu pozisyon değişikliklerinin bizde hayli sorun yaratması bekleniyor.
       Nitekim aldığımız önlemlerle borsa yeniden yükselişe geçmiştir."
       Evet, Temizel Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Burhan Karaçam başta olmak üzere bankacıların "krizin yüzde 30'u Rusya kaynaklıysa, asıl nedeni yanlış vergi politikasıdır" şeklindeki eleştirilere karşılık kendi görüşünde ısrar ediyor. Diyor ki: "Borsadaki hisse senetlerine vergi olayı abartılmasın. Çünkü, yasanın bu hükmü 1 Ocak 1999'da yürürlüğe girecek. Üstelik alım satım kazançlarının hepsi değil bir bölümü vergilendirilecek. 3.5 milyar lirayı aşan gelirler, enflasyondan arındırılarak beyan edilecek. 1999 yılında tahakkuk edecek vergi ertesi yıl ödenecek.
       2000 yılındaki verginin şu anda borsayı etkilemesi düşünülebilir mi?"
     
Borsadaki kağıtlar, faiz ve repo gibi "rant" gelirlerinin yanı sıra vergi yasasında bankacıları tedirgin eden ünlü 279'uncu maddeye gelince...
       Devlet tahvili alan bankaların ileriye dönük gelirlerinden "peşin vergi" anlamına gelecek ödeme yapmaları gereği ve bu miktarı alış bedeli yerine rayiç değerden hesaplayarak almaları hükümetin bankacılarla arasını açtı.
       Gazetemizde vergi ertelemesi şeklinde gündeme gelen bu olay yeni yasayla birlikte önemli pozisyonu olan bankaları zorladığı gibi, yabancı yatırımcıyı da Türkiye'den kaçıran bir zorlama olarak görülüyor.
       Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in bu konudaki görüşleri eskisi kadar katı değil.
       Başbakan Mesut Yılmaz da Rusya'daki krizin etkilerinin sürmesi halinde, ek önlemler alınabileceğini söylerken, bankacıların bekledikleri "yeşil ışık" yakılmıştır.
       Temizel, şunu söyledi:
     "Bu işin mantığı doğrudur. İtiraz geçmişten kaynaklanan yükle ilgilidir.
       Karşılıklı anlayış içinde çözüm buluruz.
       Hiçbir hükümet vergi mükellefini ortadan kaldırmaya çalışmaz. Bizim de öyle bir niyetimiz yok. Bazı kararların konjönktüre göre değiştirilmesi mümkündür.
       Örneğin Forward'la ilgili tebliğ çıkarıldığında doğruydu. Gevşetmek de doğru olmuştur. Çünkü gelişmekte olan piyasaların tümünü etkileyen bir kriz gündemdedir. Buna göre yeni önlemler alınabilir. Vergiyle ilgili yeni çözümlere açığız."
       Zekeriya Temizel'le söyleşimize son noktayı koyarken Maliye Bakanı içtenlikle şunu belirtiyor:
     "Vergi reformunu bilek güreşi gibi görmüyoruz. Mali politikaları ekonominin önüne geçirmek gibi bir hedefimiz yok. Ama bu yasayı çıkarmak için aylarca uğraştık ve başardık. Türkiye bu sayede kayıt dışı ekonomiyi disiplin altına alıyor.
       Her türlü kazanç vergilendiriliyor. Böylece sağlam kaynaklara dayalı sağlıklı bir ekonomi ortamı yaratıyoruz.
       Kimse, Rusya bahanesiyle olmayacak şeyleri savunmasın. Hayali krizlerin gereği yok. Türkiye ekonomisi iyi yoldadır."
       Gündemde bundan sonra 30 Eylül miladı var. O gün, kaynağı meçhul para ve dövizler "Nerden buldun?" sorgusu olmaksızın banka hesaplarına geçecek. Böylece, geçmişe ya da geleceğe dönük hiçbir ek vergi yükümlülüğü olmaksızın tüm servetler kayıt altına alınmış olacak.
       Maliye Bakanlığı bu konudaki tebliği 10 Eylül'e dek yayınlayacak.
       Maliye Bakanı Temizel, paniğe kapılmadan Türkiye'nin daha çok "dış kaynaklı" krizi kazasız belasız aşacağına inanıyor.
       Dileriz, yanılmaz.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr