Tokatlı

Orhan ağabey de aramızdan ayrıldı. Milliyet Ankara Bürosu denilince 1970-80’li yıllarda Orhan Tokatlı adı öne çıkardı. Abdi İpekçi döneminin “efsane” temsilcisiydi. Ortalıkta görünmeyi fazla sevmezdi. Saygın ve etkin bir gazetede güçlü muhabirler ve yazı işleriyle çalıştığı için kendine güveni tamdı. Rutin haberler günboyu İstanbul’a onun gözetiminde akardı. O zamanlar gazeteler İstanbul’da “meyhane baskısı” yaparlardı. İlk baskı telaşı atlatıldıktan sonra “Ankara gazeteciliği” başlardı. Olayların perde arkasını araştırmak, siyasi kulisleri almak ve “özel” haber yaparak rakip gazeteleri atlatmak. 1980’lerin Ankara’sında 12 Eylül askeri dönemi dahil böyle bir heyecan vardı. Tokatlı böyle bir kadronun “şef”iydi. Askeri çevrelerden, bakanlardan, başbakanlardan sıradan muhabirlerin ulaşamayacağı haberleri çıkarırdı.
Fikret dün bir bölümünü anlatmış.
Milliyet Ankara Bürosu Tokatlı’nın temsilciliği sırasında İzmir Caddesi’ndeydi.
Siyasetçiler, bürokratlar, işadamları Büyük Ankara Oteli’nde görünmeyi severlerdi.
Anadolu Kulübü’nün karşısındaki Mola Oteli daha korunaklıydı ve gece ilerlemeye başladığında “Başkentin sırları” Tokatlı’nın masasına akmaya başlardı.
Mesleğe Rüzgârlı Sokak’ta Yeni Ulus gazetesinde başlamıştım ve ilk patronum Erdoğan Tokatlı’ydı. Orhan Tokatlı’nın kardeşiydi. Milliyet’te çalışmak mesleğe yeni başlayan genç muhabirler için rüya ötesiydi. Anka Ajansı’ndan Güneri Cıvaoğlu’nın çıkarttığı Güneş gazetesine geçmiştim. Ankara gazeteciliğinin bir başka “efsane” ismi Cüneyt Arcayürek’in yanında çalışıyordum. Başka bir yere gitme niyetim de yoktu.
1983 yılında hiç beklemediğimiz bir teklifle Milliyet’e geçtik. Cüneyt ağabey Ankara Büro Şefi olmuştu. Tokatlı temsilciydi. Uzun yıllar Emin Çölaşan’la aynı odada çalıştık. Mümtaz Soysal, Teoman Erel, Metin Toker Milliyet yazarlarıydı.
1980-90’lar Milliyet’in ve Ankara Bürosu’nun altın çağıydı.
Aydın Bey’in patronluğunda gazete atağa kalkmıştı; Doğan Heper, Altan Öymen döneminde manşetler büyük ses getiriyordu. Emin Çölaşan “Mamak Askeri Cezaevi”ne girdi. Mehmet Ali Birand “Apo röportajı”nı patlatmıştı. Hasan Pulur “Evren’in Anıları”nı yayımladı. Körfez Savaşı’nda “Saddam röportajları” geldi.
İstanbul’da Umur Talu, Ankara’da Fikret Bila ve Milliyet’in 60. yıl albümünde adı geçen onlarca, yüzlerde imza.
Tokatlı yönetiminde on yıldan fazla çalıştıktan sonra bayrağı gençlere devretti. Cunda’ya yerleşmişti. Özal’lı yılları yazdı. Son olarak birkaç hafta önce Vedat Büyükyılmaz’dan iyi olduğunu haber almıştım. Fikret aradı ve Tokatlı’yı kaybettiğimizi söyledi.
Sevgili eşi Özen Tokatlı’ya ve Milliyet ailesine başsağlığı diliyorum.
Orhan ağabey Milliyet’in unutulmazları arasında daima saygıyla anılacak.
Cunda’ya bahar bu yıl hüzünlü geldi.