Topkapı saldırısı

Alperen Ocakları’ndan bir grubun piyanist İdil Biret’in Topkapı Sarayı’ndaki konserine yönelik ‘protesto’ eylemi tehlikeli bir ‘provokasyon’ olmanın ötesinde, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra BBP ve eski ülkücü hareketin rotası hakkında da fikir vermektedir.
Saldırganlar, Vakit’in yayınından hareketle, saraydaki ‘kutsal emanetlere’ yakın mekânda şarap içildiği gerekçesiyle Topkapı girişini kuşatmışlar, konser afişlerini yakmışlardır.
Eylemcilerin Gülhane kapısından içeriye girme çabası, polis ve jandarma tarafından önlenmiştir.
Güvenlik güçlerinin olaya müdahalesini Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay sağlamış.
İdil Biret, başka bir kapıdan konsere alınmış. Sanatçı, ‘Başka ülkelerde de Türk piyanist olduğum için tepkiler aldım, bomba ihbarları geldi, salonlar arandı. Ama bu çapta değildi hiçbiri. Konser iptal edilsin diye baskılar olmuş. Hiçbir şey beni durduramaz. Katiyen konseri iptal etmezdim’ diye konuşmuş.
Alperen Ocakları ve BBP sözcüleri ise Topkapı’daki eylemi, ‘Milli refleks, demokratik tepki’ diye savunmaya çalışıyorlar. Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki katliamla eşzamanlı protestolar ‘dinsel milliyetçilik’ten besleniyor.
Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasında ölümünden sonra BBP çevrelerinde ‘komplo’ teorileri ağırlık kazanmıştı.
‘Komplo’ya bu denli duyarlı olan bir kitlenin, Danıştay’ın ‘türbanı yasaklayan’ 9. Daire üyelerini hedef göstererek kanlı bir katliama ortam hazırlayan İslamcı gazetenin Topkapı’da ‘kutsal emanetler’le ilgili tuzağına düşmesinin sırası mı?
BBP lideri Yazıcıoğlu’nun, ölümünden önce aydınlarla buluşarak Hrant Dink suikastını planlayan polis muhbiri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in Trabzon’daki bağlantıları konusunda açıklamalarda bulunacağı, bu kişilerin Alperen Ocakları ve partisiyle ilişkilendirilmesine dönük rahatsızlığını ifade edeceği ve ‘özeleştiri’de bulunacağı öne sürülmüştü.
Sadece ‘Bahçelievler katliamı’ bile vicdan muhakemesini gerektiren talihsiz bir sayfadır.
Hoşgörüye, toplumsal uzlaşıya en fazla gereksinim duyduğumuz bir ortamda İdil Biret konserini bağnazlığın hedefi haline getirmek, ‘şarap içiliyor’ diye Topkapı Sarayı’nın kapısına dayanmak, afişleri yakmak çağdışıdır.
‘Madımak kurbanları’ daha yeni anıldılar.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ‘İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanırken, bir avuç kendini bilmez densizler, hangi niyet ve hangi kisveyle olduğu bilinmez anlayışla böyle bir girişimde bulunuyor. Ülkeyi geri götürmeye çalışan zavallıların saçma girişimlerine Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir makamı hoşgörü göstermeyecektir’ diye tepki göstermiş.
Topkapı’da ‘şarap içiliyor’ diye konser basmak, tehlikeli bir bağnazlıktır.
Yazıcıoğlu yaşasaydı buna izin verir miydi?!
Saldırıyı kınıyoruz.