Tuna’dan akan

Kızıl tehlike Tuna üzerinden Karadeniz’i tehdit ediyor. Macaristan’da bir alüminyum fabrikasındaki iki setin yıkılmasıyla 1 milyon metreküp kimyasal çamur çevreye yayıldı. 2,5 metreye dek yükselen kızıl çamur dalgaları köyleri bastı. Zehirli atıkların Tuna’ya karışması halinde kirlilik Orta Avrupa’dan Karadeniz’e ulaşacak. Türkiye dahil pek çok ülke yeni çevre felaketinden etkilenecek.
Karadeniz sahilleri yıllar önce zehirli varillerin istilasına uğramıştı.
Eski Doğu Avrupa’nın ağır sanayi tesisleri Karadeniz için önemli bir kirleticiydi.
Çernobil nükleer santralındaki kaza, ölümcül bulutları Türkiye üzerine de taşıdı. Trakya ve Doğu Karadeniz’in Çernobil’den tahminlerin ötesinde etkilendiği, kansere yakalanma oranlarındaki artışla sabitlendi.
Dönemin bakanları facianın olası sonuçları konusunda halkı uyarmak yerine, televizyon kameraları önünde çay içmeyi tercih etmişlerdi.
Tuna nehrini tehdit eden kimyasal çamurun yayıldığı alan 40 km2 olarak açıklandı.
AB sözcüleri zehirli atığın Tuna’nın geçtiği Avrupa ülkeleri için ekolojik felakete dönüşme riski konusunda alarm verdiler. Macaristan yetkilileri milyonlarca dolar zarara yol açan zehirli atığın temizlenmesinin bir yıl alabileceğini söylemişler. Tuna’ya akan nehir yataklarına da karışması halinde Hırvatistan’dan Sırbistan’a, Bulgaristan’dan Ukrayna’ya geniş bir coğrafya atıktan olumsuz etkilenecek.
Çamur felaketinin merkez üssü Ajka kasabası. Bentler yıkılınca dev atık göleti taştı.
Yaz başında Meksika Körfezi’ndeki petrol platformunda meydana gelen patlama aylar süren kirlenmeye yol açmıştı.
Şimdi Karadeniz’deki balık ve tüm canlı sistemleri, Tuna’ya karışması halinde zehirli atıklardan etkilenecek.
Boğazlar’daki tanker trafiğinden sonra İstanbul ve Marmara’nın da bu yeni tehdidin etki alanına girmesi olası.
Umarız Macaristan yetkililerinin açıkladığı şekliyle felaket kontrol altındadır!

MESUT’UN SUÇU NE?:
Berlin’de önceki gece Almanya ile oynanan 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası maçında Türkiye açısından bir “futbol faciası” yaşandı. 3-0’lık sonuç futbolda “şerefli yenilgiler”le dolu 1980 öncesine dönüş izleri taşıyordu. Güney Afrika’daki 2010 Dünya Kupası maçlarını izlerken, “Bu kupada neden yokuz?” türü yorumlar yapıldı. Kupada neden olmadığımız ve katılsaydık ne yapacağımız Almanya karşısında belli oldu.
İspanya’ya yenilerek ikinci olan Almanya karşısında Hiddink yönetimindeki Milli Takım kelimenin tam anlamıyla döküldü. Bu acı tabloya bir de “Mesut Özil’in hainliği” üzerine kurulu düzeysiz polemikleri eklemek gerekiyor. Almanya’da doğup büyüyen Türk kökenli oyuncu, Alman Milli Takımı’nı seçti diye ihanetle suçlanabilir mi? Dünya Kupası’nda Mesut’la gururlanmadık mı? Kalitesini attığı golle gösterdi. Kutluyoruz. Emekliliğinde Türkiye’ye gelir istediği takımda oynar!