Türkiye olmak

Devrimin başkenti, İran’da yeni bir dönemin başlangıcına mı sahne oluyor?  12 Haziran’daki seçimlerden bu yana Tahran, Duvar’ın yıkıldığı Berlin’i, Çin’in Tiananmen Meydanı’nı çağrıştıran gösterilerle 1979’un ‘devrim günleri’ne dönüş yapıyor. Ancak bu defa meydanlarda kan var.
“Diktatöre hayır” sloganlarının hedefi Şah değil, Ahmedinecad.
Musevi taraftarlarının üzerine silah yağdırılıyor.
Dini lider Humeyni’nin ‘cuma hutbesi’ne rağmen olaylar yatışmıyor, hayatını kaybeden onlarca, yüzlerce kişiden söz ediliyor. Tutuklamalar oluyor.
İran’da seçimler yenilenmeden barışın nasıl sağlanacağı meçhul.
Siyasal İslamın yükselişi nedeniyle Türkiye’de otuz yıldır yanıtı aranan “İran olur muyuz?” sorusu tersine döndü. İran’da daha fazla özgürlük ve demokrasi isteyenler, ‘Türkiye gibi’ olmak istiyorlar!
Taraf muhabiri Tuğba Tekerek’in Tahran izlenimleri, sokaktaki insanın özlemlerine ışık tutuyordu:
“Bir esnaf açık şekilde din devleti istemediğini belirtiyor: ‘Din başka şey, siyaset başka şey, şeriat devletin içine girdi mi, olmaz. Cennete gidecekmişim. Belki ben cehenneme gitmek istiyorum, sana ne!’ 30’lu yaşlarındaki esnaf Türkiye’deki gibi gündüz camiye gidip, akşam bira içmek istediğini söylüyor.
Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın Batılılara düşman tutumu nedeniyle ekonominin de kötüye gittiğini düşünüyor: ‘Ahmedinecad döneminde petrol fiyatları tepeye tırmandı. Petrolden 600 milyar dolar kazandık. Nereye gitti bu paralar: Filistin, Lübnan, Hamas, Hizbullah... İran, İngiltere’yle küs. ABD’yle küs. Git gel yok. Ticaret yok. Ama tek mesele fakirlik değil, fakirlik her yerde var. Türkiye’de de var. Ama biz hem fakiriz hem de eleştiri özgürlüğümüz yok.”
Sokaktaki insanın tepkisi İran’ın trajedisini özetliyor.
İran’a 1990’ların başında rahmetli Özal ile gitmiştik.
ABD’nin Ortadoğu’daki müttefiki o zaman Saddam Hüseyin’di!
Humeyni rejimi Arap coğrafyasına yayılmasın diye başlatılan savaşta Irak, Batı’nın ileri karakolu gibiydi. ABD, Almanya ve Fransa, İran-Irak savaşında Saddam’ın petrodolarlarını milyarlarca dolarlık ‘savaş ekonomisi’ ile erittiler. O savaş Humeyni rejiminin de işine gelmişti. 1 milyondan fazla genç İranlı, Saddam’ın savaş makinelerinin üzerine, bugün Musevi’nin özgürlük simgesi ‘yeşil’ renkteki şehitlik bantlarıyla yürüdüler.
8 yıl süren savaşın ardından ‘devrim’ kökleşti ancak halk biraz daha yoksullaştı.
İran’ın dolarları ‘nükleer silahlanma’ya, Hamas’a, Hizbullah’a akıyor.
ABD, Irak’ı işgal ederken Saddam’sız bir demokrasi vaat ediyordu. Ne oldu? Hâlâ yüzlerce insan tek bir bombayla hayatından oluyor. İnsanların makus talihi değişmiyor.
İran Türkiye olur mu?
Ne demişler: Komşunun rejimi/tavuğu komşuya kaz görünürmüş!
İran’dakiler ‘patates-bira’ istiyor, bizdekiler ‘rakı-balığı’ yasaklıyor!