Türkler isyanı

Kemal Türkler cinayeti göz göre göre zaman aşımına uğradı. DİSK’in kurucu genel başkanı Türkler, 1980 askeri darbesi öncesinde Türkiye’de yükselen sınıf sendikacılığı ve sol hareketten duyulan korkular nedeniyle hedef seçilmiş ve evinin önünde gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.
Abdi İpekçi, Doğan Öz gibi Türkler’in katili de biliniyordu.
Adı Ankara’da 7 Tip’linin öldürülmesi olayına da karışan Ünal Osmanoğlu cinayetin başlıca zanlısıydı ancak Çatlı gibi o da yıllarca kaçmayı başardı. 1999’da Kuşadası’nda yakalandıktan sonra yargılanmaya başlandı. Kemal Türkler’in kızı Nilgün Soydan babasını vuranları teşhis etti. Ancak dava uzadıkça “delil yetersizliği”nden beraat kararı çıktı. Yargıtay bu kararları bozdu ancak bu defa da “zaman aşımı” tetikçilerin lehine işlemeye başladı.
Sonunda Kemal Türkler davası otuz yıllık zaman aşımı nedeniyle Türkler ailesini isyan ettirecek şekilde sonuçlandı.
Dava düştü!
Nilgün Soydan, mahkemeden ayrılırken “Babamı öldürten devlet, katilini de kurtardı. Bu ülkede doğduğuma lanet ediyorum, böyle adalete isyan ediyorum” diye tepki göstermiş.
Kemal Türkler’in eşi Sebahat Hanım’ın, avukat Rasim Öz’ün, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin yıllardır “adaletin yerini bulması” için nasıl uğraş verdiklerine tanığız. Zaman aşımı kararıyla bir kez daha yıkıldılar.
Ne yazık ki bu ülkede benzer şekilde işlenmiş yüzlerce aydın cinayeti var.
Yakınlarını siyasi cinayetlere kurban veren aileler, Toplumsal Bellek Platformu oluşturdular. Davaları takip ediyorlar. Devletin rolünü sorguluyorlar. TBMM’de grup yöneticilerinin kendilerine “söz verdikleri” Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını bekliyor. Kamu vicdanını harekete geçirmeye dönük çabaların bu denli yoğunlaştığı bir dönemde, yargının toplumsal duyarlılığı karşılıksız bırakması büyük bir düş kırıklığı yaratıyor. İsyana yol açıyor. Aynı kaygılar Hrant Dink davasında da gözleniyor. Davanın gözden düşürülmesi için her şey yapılıyor.
Kemal Türkler’in kızı, “İnsan babasının katilini unutmaz, onu gördüm. Açıkçası o devlet tarafından korunuyor. Babamın davası düşmedi, düşürüldü. Devlet benim babamı adım adım öldürdü, davası adım adım zaman aşımına uğratıldı” derken benzer cinayetlerin hedefi olmuş ailelerin de duygularını yansıtıyor.
Doğan Öz’ün katili mahkemede teşhis edilmesine karşın, 12 Eylül sonrası Yargıtay’daki dosyası üzerinden beraat ettirildi.
Musa Anter cinayeti Başbakanlık raporlarına, “hiç gereği yokken gerçekleştirilen bir infaz olarak” geçti.
Hrant Dink, İstanbul Valiliği’nde devlet görevlileri tarafından uyarıldıktan sonra Pelitli’de jandarma ve polis raporlarına geçen istihbarat raporlarına rağmen göz göre göre öldürüldü.
Katiller neden korunuyor? Şimdi de TBMM’de komisyon kurulması engelleniyor.
CHP, BDP önergeyi getiriyor, AKP reddediyor. Neden?