Tutuklu vekiller

12 Haziran seçimleri üzerinden geçen bir yıla yakın süredir çözülemeyen “tutuklu milletvekilleri” sorununda nihayet yasal bir formül üzerinde uzlaşıldığı bildiriliyor.
Ceza Muhakemeleri Yasası’nın 100. maddesindeki tutukluluk gerektirmeyen “istisnalar” arasında milletvekilliği de sayılacakmış.
Yasa değişirse Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarından cezaevlerinde olan 8 milletvekili serbest kalabilecek.
23 Nisan özel oturumunda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu sorunu “demokrasi ayıbı” olarak nitelendirmişti.
TBMM’nin 92. kuruluş yıldönümü etkinlikleri özellikle Meclis Başkanı’nın gece verdiği davete Başbakan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ve AKP’li milletvekillerinin “başörtülü” eşlerinin de katılımı nedeniyle “normalleşme” yolunda önemli bir adım olarak görülmüştü.
Oysa yeni parlamentoyu oluşturan 2011 seçimlerinden bu yana Türkiye’ye özgü bir tuhaflık, “normal olmayan” bir durum var.
CHP, MHP ve BDP, davaları devam eden ancak mahkzmiyetleri olmayan kimi isimleri aday gösterdiler. YSK da bu adaylıkları onayladı. Geçen dönem Sabahat Tuncel seçildikten sonra cezaevinden çıkmıştı. Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve diğer 6 ismin milletvekili seçildikten sonra başkaca bir karara gerek olmaksızın serbest bırakılacakları düşünülüyordu. Aradan geçen bir yılda mahkemeler o yola gitmedi.
CHP ve BDP’nin, “yemin krizi”, “boykot” gibi eylemleri de sonuç getirmedi.
İktidar, bu kişiler aday gösterilmeden önce dosyalarının engel oluşturabileceğinin hesaba katılmış olması gerektiğini savunarak muhalefeti eleştirdi.
Şimdi bu inatlaşma kırılıyor.
23 Nisan’daki “normalleşme”nin yansıması olarak TBMM Başkanı Cemil Çiçek bir kez daha devreye girdi.
Muhalefet grupları temsilcileriyle dün bir toplantı yapıldı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin de TBMM Başkanı ile görüştü.
Ceza Muhakemeleri Yasası’nda yapılacak bir düzenleme ile 8 milletvekiline özgürlük yolu açılacak.
Umarız sorun daha fazla uzamadan çözülür.
Susurluk’tan mahkzm olan Mehmet Ağar’a cezaevi bulmak için harcanan mesainin çok daha azıyla tutuklu vekillere yönelik “demokrasi ayıbı”na son verilir.
23 Nisan’da gözlenen “normalleşme”nin test edileceği iki alan daha var:
Anayasa Komisyonu.
Ve “Darbeleri Araştırma Komisyonu.”
12 Eylül davası, 1982 Anayasası’nın artık tarihin çöp sepetine atılması gerektiğini ortaya koydu.
Evren’i yargılayıp askeri rejimin kurumlarıyla Türkiye’yi yönetemezsiniz.
Sivil, özgürlükçü ve demokratik bir Anayasa yapılması artık bir zorunluluktur.
1930’ların cami/ahır tartışmalarını günümüze taşımak yerine 2010’lu yılların vizyonuyla Kürt sorununun çözümü başta yeni bir toplum sözleşmesini hayata geçirmek gerekiyor.
Darbeleri araştıracak komisyon ise “engizisyon”a dönüşmemelidir.
Cadı avıyla normalleşme olmaz!