Utanç raporu

Utanç raporu

       MECLİS'in transfer rekortmeni Kubilay Uygun - hani şu evden ayrılırken eşine 'Beni partiden bulmaya çalışma, cepten ara' diyen milletvekili - devamsızlık yüzünden üyeliği düşmesin diye yalan söyleyerek aldığı raporları kabul ettirmeye çalışıyormuş.
       Neyse ki Meclis Başkanlık Divanı, namı diğer fırıldak Kubi'nin raporlarını uygun bulmadı. Böylece Uygun'un bir ay içerisinde mazeretsiz beş toplantıya katılmadığı göz önüne alınarak milletvekilliğinin düşürülmesi mümkün olacak.
       Parti değiştirmede ilkesizlik duvarını aşan Kubilay Uygun ayıbından Meclis'in kurtulması için üyeliğinin oy birliğiyle düşürülmesi gerekiyor.
       Peki 20. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu yapabilecek güçte mi?
       Keşke olsa! Ama herhalde demokrasi 12 Eylül darbesiyle kesintiye uradıktan bu yana geçen 20 yıla yakın sürede, şaibe yüzünden en fazla yıpranan parlamento bugünkü oldu... Düşünün, Meclis'in eski başkanı bile, yeni genel kurulun yapımcısı inşaat şirketinden kızına ev aldığı için suçlanıyor.
       Kendisi bunu "etik" bir sorun olarak kabul etse de ortada öngörülen fiyatın kat be kat üzerinde bir restorasyon ve şaibeli olduğu için üzerine oturmakta güçlük çekilen ve teslim alınmayan koltuklar var.
       Skandallar zinciri "insaf artık Meclis de soyulur mu?" diyen halkın gözünde sadece parlamentoya değil, demokrasiye de bir inançsızlık yaratıyor.
       Skandalın kahramanı Kalemli 20. dönem TBMM'nin eski başkanlarından. Bir de eski başbakan var, hesabını veremediği mal varlığıyla suçlanan.
       Çiller'den söz ediyoruz.
       Ona inat, Yılmaz da komisyonda hesap veriyor.
       Bir ara İtalya ve Japonya'da böyle şeyler olurdu, Türkiye gibi iki eski başbakanın mal varlığının soruşturulduğu dünyada başka kaç ülke var acaba?
       Milletvekillerine dönersek.
       Yüce Divan dosyaları gibi, bu Meclis'te haklarında dokunulmazlık fezlekesi düzenlenmeyen milletvekili nerdeyse kalmadı! Susurluk kazasıyla açığa çıkan çetelerin arkasında bakanlar, milletvekilleri çıktı.
       Bir de Bahattin Şeker'imiz var.
       Asker kaçağı!..
       O da torpilli raporla askerliğini kısa dönem bedelli yaptığı için suçlanıyor. Yüksek Seçim Kurulu mazbatasını iptal ederse, milletvekilliğine veda edecek.
       Yine de uydurma rapor konusunda hiç kimse Kubilay Uygun'un eline su dökemez, Midede ekşime, kulakta çınlama vs.. (Kasım'da erken seçim ihtimalini duymuş olsa gerek!)
       TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan, fırıldak Kubi'nin raporlarını geri çevirirken "Marmaris'te genç bir hanımla görülmüş, aldığı transfer paralarını böyle yiyen birinin raporlarını onaylamayız" demiş.
       Tuhaf olan, transfer rezillikleriyle Türkiye'nin tanıdığı Kubilay Uygun'a verilen raporların altındaki başhekim imzalarıdır.
       İzmir'den Dr. Fahri Sarıoğlu, Edremit'ten Dr. Orhan Bayoğlu imza atmışlar. Raporlar 20'şer günlük.
       İki hekim de herhalde Türkiye'nin gündeminden haberdardır.
       Meclis iki aydır geceli gündüzlü vergi yasasını çıkartmaya çalışıyor. Milletvekilleri sabaha kadar uyumuyorlar. Maliye Bakanı muhalefetin engellemesine karşın kalp spazmı pahasına bıkmadan, usanmadan vergi reformunun önemini anlatıyor. Gazeteler her gün bu haberlerle dolu. Buna karşılık aylardır ortalarda görülmeyen transfer düşkünü milletvekiline iki başhekim, Meclis'ten kaçışın kılıfı olan raporu verebiliyor.
       Yazık!
       Nasrettin Hoca öyküsündeki gibi fırıldak Kubi parti değiştirme nöbetine tutulduğunda onu transfer edenlerin, Afyon'da onu seçip Meclis'e gönderdikten sonra, bu davranışlarına tepki göstermeyenlerin, hepsinin üstüne tüy dikip ona rapor verenlerin hiç mi günahı yok?
       Türkiye "erken seçim"i tartışıyor, ama parlamentoyu şaibeden arındıracak "sistem"in nasıl kurulacağı arayışına nedense hiç girilmiyor?
       Önseçim, milletvekili, aday tercihi, dar bölge gibi daha iyi temsil konusunda vatandaşa kullandığı oyun güvencesini verecek değişiklikler yapılmadan seçime gidilirse, korkarım yine aynı manzarayla karşılaşabiliriz.
       Meclis sonbaharda seçim kararı alırsa, lider oligarşisine dayalı milletvekili listeleriyle, siyasette özlenen temizlik sağlanabilir mi?
       Onca skandala yol açan ilişkiler ağı bu konuda umut vermiyorsa da her değişiklik yeni bir başlangıçtır.
       Özlediğimiz parlamentoya, bakarsınız 2000'li yıllarda kavuşabiliriz.



Yazara E-Posta: D.Sazak@milliyet.com.tr