Uyum fırtınası ardından

Uyum fırtınası ardından


TCK'nın 312 ve 159'uncu maddeleriyle ilgili "mini demokrasi paketi" tasarıyı eski halinin de gerisine götüren kısıtlamalar ayıklandıktan sonra Meclis'te kabul edildi.
Koalisyondaki "uyum fırtınası" dindi.
Tam arabacı öyküsündeki gibi.
Kamu düzenini bozma "olasılığı" yerine "tehlike" kavramı getirildi; devleti eleştirmeyle ilgili yeni yasaklamalar kaldırıldıktan sonra demokrasi ve özgürlükler konusunda - sözde - adım atılmış oldu. Özde ise gerçek anlamda bir ilerleme olmadı.
MHP ile ANAP arasındaki ayrılık, bir "koalisyon klasiği" haline gelen tartışmalar sonrası "hükümetin geleceğini etkilemeyecek" şekilde çözüme bağlandı. Meclis'teki oylamalarda MHP yalnız kalırken, AK Parti'nin aktif desteği gözlerden kaçmadı.
3'lü koalisyonun "ayrılsak da beraberiz" şarkısını artık yabancılar da öğrendi: Dışişleri Bakanı İsmail Cem'e New York'taki Türkiye yemeğinde yöneltilen tek siyasi soru şuydu: "Kamuoyu anketlerinde barajı bile geçemeyen üç parti nasıl oluyor da Türkiye'nin kaderinde rol oynayacak gücü kendilerinde bulabiliyorlardı." Cem, reformları tamamlayıp, IMF'den sağlanacak dış kaynakla sıkıntıları aştıktan sonra kamuoyu desteğine sahip olabilecekleri umudunu dile getirdi.
Uyum fırtınası geçtikten sonra Ecevit hükümetinin önünde ekonomik sorunlarla boğuşarak ve ABD'nin Irak operasyonu için düğmeye basmasını bekleyerek geçireceği uzun bir yıl kalıyor. IMF'nin 16.5 milyar dolarlık desteği piyasalara soluk aldıracak. 2002'de seçim olasılığı kalmadı denilebilir. AB müzakerelerine başlama tarihinin ilanına Brüksel'in ikna edilmesi ise Ecevit hükümeti açısından 3.5 yılın sonunda varılacak en iyi nokta olur.
11 Eylül tarihi bir fırsat açtı:
Türkiye'nin AB üyeliği, demokratik ve laik ülke özelliğinin yanı sıra Doğu -Batı yakınlaşmasını sağlayacak Müslüman nüfusu nedeniyle de destek görüyor.
New York'taki Davos'ta, Samuel Huntington'un İslamı modern anlamda en iyi uygulayan üç ülke arasında Malezya, Endonezya'dan sonra Türkiye'yi sayması önemliydi.
ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın da katıldığı bir forumun ardından Davos'ta "geleceğin liderleri" olarak seçilen genç katılımcılarla sohbet ederken, Tulu Gümüştekin'in sorusu üzerine Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği anlattı. Clinton, Gümrük Birliği aşamasında Almanya'yı ikna etmek için büyük çaba harcadığını söylerken, "Türkiye'nin de AB üyesi olmasıyla Atina ve Ankara'nın Balkanlar'ın gelişmesinde büyük rol oynayacaklarını" söyledi.
Uyum fırtınası sırasında MHP'nin özgürlükleri daraltma konusunda yalnız kalırken, AKP'nin Avrupa Birliği hedefini savunan politikayla öne çıkması gözlerden kaçmadı.
Kemal Derviş, Tayyip Erdoğan "flört"ü Davos ortamında siyasi gözlemcilerce not edildi.
"MHP, 312'ye oy vermezse ne olacak?" sorusuna Derviş'in yanıtı hazırdı: AK Parti var!