Yasaklı seçim

Yasaklı seçim


Seçime beş kala AKP lideri Tayyip Erdoğan YSK engeline takıldı. Erdoğan’ın yanı sıra kapatılan Refah Partisi’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, SDP lideri Akın Birdal ve 60 dolayındaki aday hakkında ‘milletvekili seçilemez’ kararı alındı.
Bu kişilerin çoğu, AB uyum yasaları çerçevesinde sözde demokratikleştirilen Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Yasası hükümlerinden ‘mahkûm’ oldukları için seçime katılamayacaklar!
Oysa Erdoğan örneğinde AKP liderinin hapis yatarak ‘cezasını çektiği’, TCK 312/2. maddenin ise ‘suç’un niteliğini değiştirdiği biliniyor. Tayyip Erdoğan aynı şiiri bugün okusa mahkûm olmayacaktı!
Yüksek Seçim Kurulu, Türkiye’nin AB yolunda gerçekleştirdiği ‘demokratik açılımları’ adaylar lehine yorumlamak yerine Anayasa’nın 76’ncı maddesindeki ‘affa uğramış olsalar bile...’ hükmünü esas aldı. Yargıtay 8. Daire’nin Erdoğan ve Erbakan hakkındaki kararları da ‘seçim yasağı’nda rol oynadı.
Bu sistemde ‘adam öldüren’e seçim vizesi var. Düşünceleri ‘sakıncalı’ bulunanlara yok!
12 Eylül yasaklarını andıran bu kararlar, 3 Kasım 2002 seçimlerine gölge düşürüyor.
Keşke siyaseten sandıkta yapılacak ‘hesaplaşma’ya hukuk alet edilmeseydi.
1980 askeri döneminin siyasete vurduğu ‘darbe’nin olumsuzlukları yirmi yıldır giderilemedi. 12 Eylül rejimi, eski siyasilere on yıl yasak getirdi ve bunları 1982 Anayasası’na monte ederek, halka zorla onaylattı. Referandumda halk Anayasa’ya ‘hayır’ dese askeri rejim uzayacaktı. Normalleşme uğruna yasaklar kabullenildi. Dört yıl sonra 1987’de aynı halk, Ecevit ve Demirel’in ve tüm siyasilerin kısıtlamalarını kaldırdı.
Demirel önce başbakan ardından cumhurbaşkanı seçildi. Ecevit günümüzde hâlâ başbakan.
Tayyip Erdoğan’ı ve öteki siyasileri ilgilendiren Anayasa’nın 76’ncı maddesindeki yasağın kaldırılması da uzun sürmez. AKP ve CHP’nin ağır basacağı yeni parlamento 1982 Anayasası’nın antidemokratik hükümlerini ayıklar.
Seçimden çıkacak AB yanlısı bir hükümetin bu ayıbı sürdürmesi düşünülemez.
Kuşkusuz seçime dek yapılacak şeyler de var:
3 Kasım’dan dönüş olmayacağı kesin ancak 1 Ekim’de TBMM açıldıktan sonra ‘yüzde 10 barajının düşürülmesi, tercihli oy sisteminin getirilmesi’ mümkün. Bu pakete AKP desteğinin alınması için ‘yasaklılara adaylık yolunun açılması’ da düşünülüyormuş.
Küskünlerin bu girişimi ‘seçimi erteleme’ gibi ‘örtülü ‘ niyet taşımıyorsa - ki taşısa bile sonuç alamazlar - baraj yüzde 5’e çekilmelidir. Çünkü 3 Kasım seçimlerinde oyların en az yüzde 40’ının Meclis’e yansımayacağı gözleniyor.
Vetolar, yasaklar derken bir de ‘meşruiyet’ krizi yaşanırsa 4 Kasım’da oluşacak parlamentonun ömrü iyice kısalır.
Seçim seçimi doğrurur.
Yol yakınken, 3 Kasım’ın ayıplarından kurtulmalıyız!
HADEP’İN KADINLARI: KA -DER’in kadın adaylar listesinde HADEP’i atlamışız. Haklı olarak tepki gösterdiler. İlk üç sırada 45 kadına yer verilmiş.