Yeni düşünce bandı

Yeni düşünce bandı


98 katrilyona bağlanan 2002 mali yılı bütçesi tasarısı borç batağına saplanmış, üretim kaleleri düşmüş bir ülkenin "mütareke" andlaşmasına benziyor.
Bir ülke düşünün ki, bütçesinin tamamı gelecek yılki iç borçlarını ödemeye yetmiyor. Bütçe 27 katrilyonluk açıkla bağlanmış; 2002 yatırımlarının toplamı 5.7 katrilyonla bütçenin yüzde 2'si düzeyinde, buna karşılık vergi gelirlerinin tamamı faiz yükünü karşılamaya yetmiyor.
Köşe başındaki esnafın veresiye defteri bile devletin hesap kitabından daha düzgün!
Cumhuriyet tarihinin en acıklı tablosunu gösteren salt bütçe rakamları değil; kişi başına 2.100 dolara gerileyen ulusal gelir, ekonomik krizde işini kaybeden 2.5 milyon insan, 9 ayda 6 milyon kişiye yapılan yoksulluk yardımı, TBMM önünde simit satarken yaşamını sonlandıran 19 yaşındaki gencin trajedisi "yönetemeyen demokrasinin sonbahar yaprakları" gibi belleğimizde uçuşuyor.
Ekonomide manzara böyle ya siyaset?
Ankara'daki referandum paniği, "şarbon"un bile önüne geçti; Çankaya ile Başbakanlık arasındaki yazışmalara, Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un "şüpheli zarfları açmadan imha edin" uyarısı çerçevesinde el sürülmüyor! Afganistan'da kara savaşı başlarken, Batılı kaynakların "öncü rol" verdiği Türk birliklerinin misyonu hala belirsiz. Ankara'daki, "referandum savaşı"nın stratejik önemi daha fazla. İyi ki, General Dostum var! Taliban'la çatışmaya mola verdiği anlarda bizim TV kanallarını dolaşmasa, Bin Ladin'i bile unutacağız.
Bu ülkede yaşananları "mizah" penceresi dışında yorumlamak giderek güçleşiyor.
Dünya yeniden parsellenirken ekonomiyi iflasa sürükleyen kadrolar umudunu "savaş borsası"ndan gelecek 5 - 10 milyar dış borca bağlamış, çaresiz bekliyorlar. 11 Eylül'de uçan yardımı IMF yenilerse sanki ülke düzlüğe çıkacak.
Sahi artık toplumca "yeni düşünce bandı"na geçmemizin zamanı gelmedi mi?
İstikrar lobisine rağmen bu sistem yürümüyor.
IMF ile onca andlaşma yapıldı sonuç neyi değiştirdi? Dışardan yardım bekleye bekleye ülke insanı bağımsız düşünme, yaratma, üretme yeteneğini kaybetti. Türkiye'nin IMF'siz kalkındığı dönemler yok muydu? Bu gidişe meydan okuyacak, alternatif düşünceye ne oldu?
Asya krizinde en ağır darbeyi yiyen Güney Kore, Malezya, Rusya gibi ülkeler ayağa kalkarken 2002 bütçe tasarısıyla Türkiye IMF'ye teslim bayrağını çekiyor. Bakanından işadamına "bütçe içimize sinmiyor" yakınması toplumun ortak düşüncesiyse niye başka çıkış aranmıyor?
Yeni bir düşünce bandına geçmeden çözüm bulunmaz.
Parlamenter sistemle yürümüyorsa, yarı başkanlık sistemine geçilir. Seçenek mutlaka bulunur.
Korkmayın, zaten dibe vurduk.
Seçime gitmekle, kaybetmeyiz!