Yeni Ulusal Program

Yeni Ulusal Program


İlerleme raporundaki temposuyla AB liginden düşmesi kaçınılmaz görünen Türkiye, futboldaki başarısıyla 2002 Dünya Kupası finallerine gidiyor.
Siyasette gülmeyen yüzleri futbol oyalıyor.
A Milli Takımı'nın 47 yıl sonra tarihi başarıya imza atması rastlantı değil; futbolda kulüp takımlarının 1990'lardaki yükselen grafiği, Anadolu'nun zengin sporcu kaynağı, Terim ve Denizli ile gelen 1996, 2000 Avrupa finalleri, Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğu, yurtdışına futbolcu ve antrenör transferleri, oyuncuya, hocaya kazandıran profesyonellik anlayışı Avusturya zaferinin altyapısını oluşturuyor.
Futbol asla 90 dakika değildir.
Türkiye, geçen 10 hatta 20 yılın ürünlerini topluyor.
Ülkede sevinilecek başkaca şey olmadığı için 2002 Japonya yolculuğunun Mars'a gidiş kadar önemsenmesini doğal karşılamak gerekiyor. Akdenizli ruhumuz böyle zamanlarda abartılı tepkiler vermeye yatkındır. Spor medyası ikiye bölünmüş; "karizması yok" diye Şenol Güneş'i küçümseyenlerle 32 ülkenin katılacağı finallerde Türkiye'nin FİFA klasmanında 34'üncü sırada olduğunu unutup "şampiyonluğu"nu ilan edenlerin kavgası yüzünden Avusturya maçının gerçek analizi güme gitti.
Naklen yayın gecesinden akılda, Şenol Güneş kavgasıyla, davul zurnalı memleket manzaraları kaldı.
Sakal kesen Taliban coşkusu bir de futbol dışında ekranda coşku uyandıran kaç haber var?
Haksızlık etmeyelim, IMF'den gelen son haberler de sevindirici; Türkiye ekonomisi artık her yıl 18 - 20 milyar dış yardımla dönebildiği için Washington'dan yakılan 9 - 10 milyar dolarlık "yeşil ışık" hepimizi mutlu etmeli. Kabul etmeliyiz ki, Türkiye artık ABD'nin "bağlı kuruluşu" gibi yönetiliyor, IMF ve Dünya Bankası faslından o yılki bütçeye aktarılan yardımla borç çevrilebiliyor. Amerikan yönetimi 2002'de de Afganistan operasyonu nedeniyle Ankara'yı öldürmeyecek şekilde yardım planlıyor.
Peki Türkiye ABD'nin bu iltifatına karşın AB liginin neresinde?
Brüksel kulislerinde 2002 Mart ayında "Yeni Ulusal Program" yapılmazsa, AB rüyasının sona ereceği konuşuluyor.
AB Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Vural, Ulusal Program'ın bir yıllık kısa vadeli hedeflerinin Mart ayında revize edilmesinin kaçınılmaz olduğu görüşünde. Kopenhang siyasi kriterleriyle program örtüşmezse, 2004'ten önce müzakerelere başlanmayacağı gibi 2010'a dönük umutlar da son bulacak.
Futbolda sevinmeye alışmıştık.
Dünya Kupası finallerini de iple çekiyoruz.
Keşke 2002'de AB liginde de final oynayabilseydik. 2004'te Romanya ve Bulgaristan dışında 10 ülke daha AB'li olacak. Türkiye tribünde oturacak.
Niçin?
Bu ülke için "seve seve" diyeceksek, çağdaş ülkeler yarışında 40 yıldır niye bir arpa boyu ilerleyemediğimizi ülkeyi yönetenler izah edebilmeli ki... Biz de çocuklarımıza, torunlarımıza anlatalım!