YÖK usulü seçime tepki

YÖK usulü seçime tepki


       Dünyayı sarsan "genetik devrim"in Türkiye'deki bilimsel etkilerini izlemeye çalışırken, üniversitelerimizin DNA'dan çok YÖK'ün rektör seçimindeki şifresinin çözümüyle meşgul olduklarını görmüştük.
       Dokuz Eylül Üniversitesi başta olmak üzere öğretim üyelerinin isyanından anlıyoruz ki; sandıktan çıkan sonuçları bir kenara iten YÖK kendi "ulusal rektör projesini" geliştirmiş, "sakıncalı" adaylar elenerek yapılan dizini Çankaya'nın onayına sunmuş.
       Örneğin İzmir'de 449 oyla birinci seçilen Prof. Dr. Emin Alıcı liste dışı tutulurken, bir oy alan Prof. Orhan Uslu YÖK tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne aday gösterilmiş.
       Bu durumu protesto eden öğretim üyeleri dün İzmir'de rektörlükten Cumhuriyet Alanı'na yürüdükten sonra cüppe bırakmışlar.
       Hocalar tepkide haklı.
       Tek oyla toplam 1000 oy almış üç adayın önüne geçirilmek istenen Prof. Uslu da cüppe bırakanlar arasındaymış. Onurlu bir davranış. YÖK'ün anti - demokratik ve etik dışı tercihleri, Malatya ve Erzurum üniversitelerinde "ideolojik" gerekçeler öne sürülerek sergilenmiş.
       Üniversite rektörlerini seçmek Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı'nın yetkisinde... Yasada ise üniversitelere rektör adaylarını "seçimle" belirleme hakkı tanınıyor, YÖK Genel Kurulu'ndan geçen isimler Çankaya'ya bildiriliyor. İzmir örneğindeki gibi, en fazla oy alan iki ismin devre dışı bırakılarak, birer oy alanların listeye dahil edilmesi Ahmet Necdet Sezer'i bir anda "Çankaya noteri" durumuna düşürmüyor mu?
       Cumhurbaşkanı'nın elenmiş isimleri değerlendirmeye alabilmesi ancak listeyi geri çevirmesine bağlı. Aksi halde, üçer aday arasından tercih yapmaktan başka seçeneği yok.
       İzmirli siyasiler de YÖK'ün tutumundan rahatsız. DSP'li Hakan Tartan, "Bu yapılan, demokratik seçimlere müdahale, öğretim üyelerine saygısızlıktır" derken ANAP'lı Işın Çelebi sorunu Cumhurbaşkanı Sezer'e ileterek haksızlığı düzeltmeye çalışıyor.
       YÖK'ün savunusu ise Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi İdiman ile Tıp Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Emin Alıcı arasındaki sürtüşmenin yol açtığı bölünmenin bu sonuca zemin hazırladığı şeklinde. Bu nedenle üçüncü bir aday arandığı belirtiliyor.
       Bakalım Çankaya'nın hakemliği nasıl oluşacak?
       YÖK'ten, DNA şifreleriyle meşgul bilim dünyasına dönersek... Türkiye ne halde, rakamlar gösteriyor: 1999 bütçesinden üniversitelere ayrılan net araştırma ödeneği, bir önceki yıla göre yüzde 12 azalmış. Toplam miktar 37.9 milyon dolarmış. Ulusal gelirden Ar - Ge'ye ayrılan pay ise yüzde 0.49 gibi çok düşük düzeyde ve bu oranın hiç olmazsa yüzde birlere yükseltilmesi gerekiyor. İnsan kaynağı açısından da durum parlak değil. Bir milyon nüfus başına düşen Ar - Ge personeli AB ülkelerine 2 bin 243, ABD'de 3 bin 732 iken Türkiye'de 396 adetmiş. Bilimsel ve teknolojik ilerlemenin ölçütlerinden biri sayılan uluslararası bilimsel makale sayısı ise 5 bini ancak buluyor.
       İnsanlar başka dünyaları keşfederken biz rektör kavgasıyla oyalanıyoruz.
       Bu kafayla nasıl gelişiriz?!


Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr