YOL AYRIMI

Orhan Miroğlu, Taraf’taki makalesine bu başlığı atmış. Diyarbakır Silvan baskınının Habur gibi sıradan bir ‘yol kazası’ olmadığını savunarak, ‘1984 Eruh ve Şemdinli baskını Kürt sorununda nasıl bir milatsa, Silvan da, yeni yol ayrımında yeni bir milattır’ diye yazıyor.
Miroğlu BDP ve PKK’ya eleştirel yaklaşan bir Kürt aydın.
Bölgenin nabzını yakından tuttuğu için 12 Haziran öncesinde BDP’nin ‘de facto özerklik’ ilan etmeye hazırlandığını görmüş ve kaygılarını ifade etmişti. Diyarbakır merkezli bir siyasetin Kürtlerin Türkiye’ye ve Batı’ya dönük yönünü değiştirebileceğini, Anayasal çözümleri tıkayabileceğini ve yeni statü arayışlarının ancak silahların gölgesinde hayata geçebileceğini anlatmıştı.
Haklı çıktı, Miroğlu.
Sorunun demokratik çözümüne yönelik umutların arttığı, BDP’nin milletvekili sayısının 22’den 36’ya çıktığı, Öcalan’ın muhatap alınmaya başlandığı bir ortamda PKK’nın Silvan saldırısı gerçekleşti.
Orhan Miroğlu gelinen aşamayı şöyle yorumluyor:
“Yeni paradigma, Kürtleri demokratik özerkliğe davet ederek ve bunun için yeni bir savaşı göze alarak, PKK’nın Kürt halkının tamamının desteğini alabileceği hesabına dayanıyor.
Kürtler bu hesaba ve yeni bir savaşa evet derler mi, onu bilmek mümkün değil.
Ama Türkiye âdeta yeni bir savaşa ikna edilmeye çalışılıyor desek yanlış olmaz.
Ortak akıl ve tecrübeler ise, bu savaş davetiyesine hayır demek ve her şeye rağmen demokratik ve siyasal zeminde kalmayı gerektiriyor.
Kürt sorununda yaşanan, aslında tam olarak bir yol ayrımı.
Silvan eylemi, yeni bir stratejinin hayata geçirilmesinden başka bir şey değil.
Eylemin gerçekleştiği gün, Diyarbakır’da ilan edilen demokratik özerklik, yeni stratejinin üstünde yürüyeceği paradigmayı gösteriyor.”
Miroğlu şiddetin siyasi ve insani refleksleri ne ölçüde körelttiğine yönelik de önemli bir vurgu yapıyor. 13 asker 7 PKK’lı toplam 20 genç insanın öldüğü gün, DTK Kongresinde ‘özerklik’ bildirisi okunuyor:
“DTK’nin sekiz yüz delegesi, toplandıkları o salonda, Silvan’dan gelen haberi aldıklarında acaba ne hissettiler?
Acaba delegelerden hiçbiri, bu kongre Kürt hareketini yol ayrımına taşıyacak bir kararı böyle bir günde almamalı, ama bunun yerine iki gün yas ilan etmeli diyebildi mi ya da kimsenin aklından böyle bir şey geçti mi, hiç sanmıyorum.”
Bu duyarsızlık, Pol Pot rejiminin Kamboçya’daki ‘ölüm tarlalarını’ akla getiriyor.
Özerkliğe giden yol kanlı bir ‘iç savaş’tan geçecekse, buna Türkiye toplumu, demokratik çözüm isteyen Kürtlerin de katılımıyla ‘hayır’ diyecektir.
Miroğlu şöyle bitirmiş yazısını:
‘Kürtlerin meşru mücadelesini Ergenekon’un ve yeni ittihatçıların yedeğine kimlerin almak istediğini Türk ve Kürt aydınların konuşması lazım.’
Hasan Cemal’in nitelemesiyle ‘Tarihin eli sadece Başbakan’ın değil, hepimizin omuzlarında.’