Yollar

İstanbul’da ikinci köprüdeki kaos, 15 milyonluk mega kentte yaşamak ve çalışmak zorunda olan insanlar için işkenceye dönüşürken Anadolu yollarındaki manzara da parlak değil. Bandırma üzerinden Datça’ya gidiş dönüşte bakım ve onarım nedeniyle “tek şeride” düşmeyen “bölünmüş yol” görmedim.
Muğla Marmaris yolu birkaç ay önceki yağışlarda heyelan nedeniyle çökmüş!
Marmaris’e inerken geliş-gidiş tek taraflı yapılıyor.
Tam turizm sezonunda greyderler ve asfalt makineleri arasında slalom yaparak ilerliyorsunuz.
Orman tarafındaki barikatlar da yolla birlikte çöktüğü için Marmaris’e geldim derken, son birkaç kilometreyi uçarak kat etmeniz çok mümkün. Aynı risk Sakar Geçidi’nde de var.
Bölünmüş yolun bir tarafı kapalı ve Karayolları sayesinde adrenalin doruğa çıkıyor, Akyaka üzerinde “Uçurtma Sörfü” yapanlarla aynı hizada araç kullanıyorsunuz. Eskiden o yolları “saman yüklü eşekler” açarmış. Kıvrıla kıvrıla dağa çıkan hayvanlar sayesinde toprak bir yol oluşurmuş. Can Yücel’in şiirlerindeki o eşeklere Marmaris-Datça arasında rastlamak hala mümkün. Ancak onların işlevini artık, 40 derecede yola dökülen asfalt ve mıcır üzerinde denize uçmamaya çalışan araçlar ve sürücüleri yapıyor.
Aslında yolların genişletilmesi trafikte umulan standardı sağlamadığı gibi gereksiz hız nedeniyle güvenli de değil.
Ölümlü kazalar artıyor.
Trafiği rahatlatacağız derken, çam ormanları kesiliyor.
Yeşil ve mavinin örtüştüğü Ege ve Akdeniz’in güzelim yolları, otobana dönüşüyor.
Marmaris’in, 1980’lere dek eşsiz bir girişi vardı. Ormanın bittiği yerde Günnük ağaçları ve çamların arasından deniz karşınıza çıkardı.
Yolu genişletme adına o manzara yok edildi. Çamlar kesilince heyelan kaçınılmaz.
Marmaris yolunun yarısı o yüzden çökmüş.
Şimdi iş makineleri dağın kalan kısmını keserek yamaçtaki son çamları da kesiyorlar.
Doğanın katledilmesinin ötesinde bu zararı devlet karşılıyor. Defalarca açılan ihaleler, müteahhitlere ödenen paralar sonuçta eskisinden daha tehlikeli yollar.
Balıkesir-Akhisar yolu geçen yıl tamamlandı.
Bölünmüş yolda yine “bakım ve onarım” çalışması var.
Tek taraflı trafikte araç kuyrukları oluşuyor.
Manisa yolu tam bir tuzak.
Traktörler cirit atıyor.
Çineli köftecilerin 30-40 kilometreye uzanan abartılı rekabetinden doğan “tabela kirliliği” eski sadeliği ortadan kaldırmış.
Benzin istasyonları temizlik konusunda özensizler. Son söz İDO’nun deniz otobüslerine. Fiyatlar uçaktan pahalı.
Yalova Pendik arasındaki vapurların yolcu salonlarına çıkışta engelliler için asansör yok.
Havalandırma da çalışmıyor.
Şehirlerarası yollarda trafik denetimi yok denecek kadar az.
Radar tuzağı ve akasya ağacı altına polis otosu çekerek göstermelik ceza kesmeye devam!