Yürüyüş

Son gözaltıları protesto amacıyla gazeteciler yürüdüler. Bizim mesleğin kamusal yanı var; toplumu bilgilendirmek, aydınlatmak, eleştirmek gazetecilerin işi. Bunlar aynı zamanda temel insan hakları standardına giriyor. Gazetecilerin özgür olmadığı ülkeler, demokrasi liginde görülmüyorlar. Baskıcı rejimler arasında sayılıyorlar.
Rusya, Çin, İran basın özgürlüğü açısından otoriter örneklerin başında geliyor. Kaçırılan, hapsedilen, öldürülen, muhalif görüşlerinden ötürü hapsedilen gazeteciler denilince bu ülkeler akla geliyor.
Türkiye’de darbe ve “demokrasiye geçiş” dönemlerinde medyaya yönelik baskılar nedeniyle çoğu zaman dibe vurmuştur.
Ankara’da yürüyen gazeteciler arasında dün Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay’ı gördüm. Protesto yürüyüşünde ağzını siyah bir bantla kapatmış ve 2011 yılı Türkiye’sinde emniyette ve cezaevinde olan meslektaşlarımız adına yollara düşmüştü. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Çağdaş’ı kurduğumuzda da manzara farklı değildi.
Otuz yıl sonra geleceğimiz nokta bu mu olacaktı?!
Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi Hrant suikastını, Ergenekon’u aydınlatmaya çalışan gazeteciler “örgüt” üyesi oldukları gerekçesiyle gözaltındalar.
Belki savcılar bilmez ama muhabirliğin hiç değişmez bir özelliğini anlatmakta yarar var:
Haber çıkaran gazeteci kendi işini asla bir başkasıyla, en yakın arkadaşıyla paylaşmaz ve ertesi gün gazetede görene dek üzerinde konuşmaz. Boşa zaman harcamaz! Nedim Şener gibi bütün mesaisini gazeteye harcayan, manşetlerde dolaşmaktan müthiş bir mesleki haz alan, ödül üzerine ödül kazanan, kitap yazmak gibi çok daha büyük bir disiplin gerektiren alanda peş peşe ürün veren bir gazetecinin “terör örgütü”nde faaliyet göstermek bir yana, “üye olacak” zamanı da yoktur!
Bir başka örnek Mirgün Cabas.
Mirgün de Milliyet Ankara Büro’dan yetişen başarılı gazeteci/televizyoncu arkadaşlarımızdan birisi.
Savcı hakkında fezleke düzenlemiş, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşamını kaybettiği helikopter kazasında, NTV santralından 139 kez heyetteki cep telefonlarıyla arayarak kazaya yol açmaktan “şüpheli” sıfatıyla yargılanmak isteniyor.
Mirgün’le beraber “gizli örgüt”ten şüpheli durumuna düşenler arasında, olay yerindeki çoban ve muhtar da var!
Taraf gazetesi bu iddiayı ortaya attıktan sonra TBMM Araştırma Komisyonu raporlarına geçen Telekomünikasyon İdaresi Başkanlığı’nın kayıtlarındaki İngiltere Greenwich saatiyle (GMT), Türkiye arasındaki “iki saatlik” farkın dikkate alınmadığını fark edip özür dilemişti.
Düşünebiliyor musunuz? NTV’de haberlerin başındaki Mirgün Cabas işi gücü bırakıp cep telefonu üzerinden “manyetik etki” yaratmaya çalışacak ve Yazıcıoğlu’nun helikopterini düşürecek!
Silivri’de Balbay ve Özkan’ın ayrı hücrelere gönderilmesi de ayrı bir skandal.
Akıl tutulması başka nasıl olur?!