Yürüyüş

Yürüyüş


Rıdvan Budak, DİSK'in Adana mitingindeki havayı gördükten sonra, "Hükümet bir an önce diyaloğa girmezse, genel grev olur... Memuru yüzde 20 zamma, işçiyi mezarda emekliliğe mahkum ederseniz ne Bayram Meral ne öteki sendikacılar protesto eylemlerini frenleyebilir, gösteriler iktidarı da ülkeyi de sarsar" diye konuşuyor.
Ankara'daki on altı kilometrelik yürüyüş, Budak'ın gözlemlerini doğrular nitelikte gelişiyor.
İşçi ve memur sendika başkanlarının da katılımıyla binlerce emekçi, "kazanılmış hak"larını gasp etmeye çalışan üç partinin; DSP, MHP ve ANAP'ın genel merkezlerine giderek "siyah çelenk" bırakıyorlar.
Böyle giderse eylemler, Özal döneminin Zonguldak yürüyüşüne benzeyecek. O zamanki haksızlıkları protesto amacıyla yollara düşen madencileri durdurabilmek için iş makineleri seferber edilmiş, barikatlar kurularak polis ve jandarma gücüyle başkente akan öfke selinin önü alınabilmişti.
Sahi işçiyi, memuru çileden çıkarmadan, "uzlaşma" yoluyla sorunlar çözülemez mi?
Bizim insanımız yaz sıcağında başındaki kasketle Ankara yollarında eziyet çekerken, Alman ya da Avusturyalı musluk ustası Antalya'da beş yıldızlı otelde tatil yapıyor! Onların kazancı, sıradan bir işçiye ailesiyle yurtdışında, örneğin "ucuz turizm cenneti" Türkiye'de keyfince dinlenme olanağı sağlarken "yerli turist" statüsündeki meslektaşları "insanca bir yaşam" mücadelesinde sırtından hançerlenmenin acısını yaşıyor.
Hazin olan, bu defaki darbenin "sağ"dan çok "sol"dan gelmesidir.
24 Temmuz'da daha büyük eylemlerle hedef alınacak hükümetin başbakanı Ecevit'in, çalışma bakanlığı döneminde işçilere toplu iş sözleşmesi ve grev gibi hakları yasayla tanıyan kişi olması, "bayram günü""matem"e dönüştürüyor.
Koalisyonun ANAP kanadı, KİT'leri "arpalık" gibi kullanırken DSP liderinin SSK açıklarını, emekli yaşını yükselterek işçilerin sırtından kapatmaya çalışması fazlasıyla yadırganıyor. IMF patentli politikaların mağduru yapılan işçi ve memurlar, artık daha fazla fedakarlık yapmak istemiyorlar. Temmuz sıcağında yollara dökülmeleri, bu haksızlığa isyandır.
Rıdvan Budak, DİSK başkanlığını bırakarak DSP'den milletvekili oldu. Kendisini İstanbul'dan Meclis'e gönderenler, haklı olarak baskı yapıyorlar. Budak, bu durumu Başbakan'a iletmiş, grupta konuşarak çalışanların hassasiyetini yansıtmış, ama henüz sonuç almışa benzemiyor. Israrını şu sözlerle sürdürüyor:
"Özal gibi biz de sosyal devlet neymiş diye ortaya çıkamayız. DSP, Meclis'te bu ilkeyi ideolojik anlamda savunan tek partidir. Unutmayalım, bizler sanayi kentlerinden oy alarak seçildik. Çalışanlar oy vermese, DSP nasıl birinci parti olacaktı? Orta sınıf, DSP'nin yumuşak karnıdır. Uluslararası kredi muslukları açılacak beklentisiyle özelleştirme, tahkim, sosyal güvenlik paketi ve ücret kısıtlaması gibi dört noktada toplumun çalışan kesimleriyle ters düşersek tarihi hata yapmış oluruz. Bu sorunlar inatlaşmayla değil diyalogla aşılır. Hükümet, sendikaların görüşlerini de dikkate almalıdır."
Türk - İş lideri Bayram Meral'ın Başbakan'a sunduğu son öneriyi TİSK de destekliyormuş. Emeklilik yaşı önce 50 - 55'e, beş yıl sonra 53 - 58'e yükseltilecek. Bu aşamalı geçişte eskilerin bir ay için, iki - üç yıl kaybetmesi gibi sakıncalar da kaldırılmış olacak.
İşçi ve işverenler bir noktada buluşabiliyorsa hükümete düşen rol, tarafsız "hakem"lik değil midir?
Bırakın "son söz"ü Meclis söylesin. 24 Temmuz bayramı çalışanlara zehir olmasın.



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr