Yüzde 7 barajı

CHP; seçim barajının yüzde 10’dan 7’ye düşürülmesi için hazırlanan yasa değişikliğini Meclis’e sundu.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçildiği kurultayda, parti içi demokrasinin vazgeçilmez koşulu milletvekili adaylarının “ön seçim”le belirleneceği sözüyle birlikte en fazla dikkat çeken vaadiydi, barajın düşürülmesi. Önerinin CHP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay imzasıyla yapılmış olması da, yasanın Meclis’ten geçmesi yönünde partinin ağırlığını koyacağının işareti. Referandumu boykot eden BDP de, barajın yüzde 7’ye, hatta 5’e düşürülmesinden yana.
CHP’nin teklifine göre, genel ve ara seçimde barajı geçerek milletvekili çıkaran partilerin oy toplamının, geçerli oyların yüzde 70’inin altında kalması durumunda, barajı geçemeyen ancak oy oranı yüzde 7’ye en yakın parti de milletvekili çıkarmaya hak kazanacak.
Böylece CHP, 1980 askeri rejimi ardından “istikrar” adına getirilen yüzde 10 barajını düşürmenin yolunu açıyor. Batı demokrasilerinde yüzde 3’leri, 5’leri geçmeyen oy barajı, Türkiye demokrasisinin yıllardır kanayan yarası ve “temsilde adalet” üzerine kurulan seçim sisteminde büyük bir adaletsizlik yaratıyor. Ve seçimden önce çıkan partiye, haksız prim sağlıyor. Tek parti rejimine ve “lider oligarşisine” dayalı siyasal sistemi güçlendiriyor.
Ancak CHP’nin önerisinin referandum ve seçim ortamına girilen TBMM’de yasalaşması hayli zor.
İktidar partisi AKP’nin yanı sıra MHP de karşı çıkıyor.
Ayrıca seçimlere bir yıldan az zaman kalmış olması yasa çıksa bile uygulanması şansını azaltıyor.
Özal’dan bu yana barajın düşürülmesi tartışılır, ancak siyasi partiler nedense uzlaşamazlar ve bu tür değişiklikleri, “yasama dönemi”nin sonuna bırakırlar. Seçime beş kala yapılan teklifler ise çoğu zaman kadük olur. Aynı sürece yine girildi. AKP, tek başına Meclis’ten geçirdiği anayasa değişikliği için referandumda “evet” oylarını yükseltmeye ve üçüncü dönemin kapısını aralamaya çalışıyor. Barajı yüzde 7’ye, 5’e çekmenin en az 30 milletvekilinin kaybı anlamına geleceğini görüyor. Saadet Partisi de barajı zorluyor. Bu koşullarda AKP’nin, CHP’nin önerisini gündeme aldırmayacağı çok açık. CHP de meydanlarda bu durumu AKP’nin aleyhine kullanacak ama bir şey değişmeyecektir.
Demokratikleşmeden söz ediyorsak, siyasi partiler ve seçim yasalarındaki anti demokratik hükümler ayıklanmalıdır.
1960’larda yüzde 3 oyla Meclis’e giren TİP’in Parlamento’daki varlığı bu anlamda çok büyük katkı sunmuştu.
Keşke 2011 Meclis’i de Türkiye’deki bütün siyasi akımların demokratik temsiline olanak sağlayacak şekilde oluşsa. CHP’nin teklifi, otoriteye ve lider oligarşisine dayalı sistemi ayakta tutan düşünsel barajların ortadan kalkması için tarihsel bir adımdır. Sivil anayasa, seçim ve siyasi partiler yasasıyla ilgili tekliflerin birlikte tartışılması “demokrasi çıtası”nı yükseltecektir.