Zoraki nikâh

Zoraki nikâh




Annan planı çerçevesinde 1 Mayıs'tan önce Kıbrıs'ta çözüm arayan taraflar yarın BM Genel Sekreteri'nin ev sahipliğinde buluşuyor.
New York zirvesi, günü tespit edilmiş, davetiyeleri bastırılmış 'zoraki nikâh'ın provası niteliğinde olacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ne 'evet' diyeceklerin yanıtı beklenmeden garantör ülkelerin yüksek sesle 'kabul ediyoruz' diye seslendikleri bir tören öncesindeyiz. Nikâhı kıyacak olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, daha önce masadan kaçırdığı tarafları ikna edebilmek üzere hayli sert ve bağlayıcı bir 'davet mektubu' çıkardı:
"1 Mayıs'tan önce bulunacak bir çözüm, yalnızca ilgili bütün tarafların değil, uluslararası barış ve güvenliğin de yararına olacaktır.
Kıbrıs'ın birleşmiş olarak AB'ye girmesinin tek yolu budur.
Bu aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşmayı somutlaştıracak ve Türkiye ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin açılma olasılığını güçlendirecektir." Mesaj açık: AB yolu Kıbrıs'tan geçiyor!
Ankara, 2004 sonunda AB'den alınacak müzakere takvimini Kıbrıs sorunundan ayırmaya çalışsa da düğümün bir ucu Kıbrıs nedeniyle BM Genel Sekreteri'nin eline geçti bile. Bunda Başbakan Erdoğan'ın ABD'de Bush görüşmesinden önce Davos'ta Kofi Annan buluşmasında seslendirdiği 'bir adım önde gitme' siyasetinin de payı var. AKP liderinin Kıbrıs'ta çözüm için düşündüğü açılım, BM Genel Sekreteri'nin 7 sayfalık mektubunda Ankara'ya 'planın parametrelerinde değişiklik olmayacağını' bildiren sertlikte dönünce hükümet politikası da derhal 'mehteran adımı'na dönüştü.
İki ileri bir geri!
Kofi Annan, planın 'parametreleri' üzerinde değişiklik istemiyor.
Taraflara davetin yapılmış olması bile, 21 Nisan'da adanın Türk ve Rum kesimlerinde referanduma sunulacak anlaşmanın peşinen kabulü anlamına geliyor. Boşlukları Kofi Annan dolduracak. KKTC Başkanı Denktaş bunun bir dayatma olduğu görüşünde. Türkiye'nin garantörlüğü ve adanın askerden arındırılmasına ilişkin belirsizlik MGK'da Annan planını 'referans alan' bir çözüme destek konusundaki tereddütleri artırıyor. Genelkurmay tedirgin.
Erdoğan'ın Beyaz Saray'daki görüşmenin haftasında ABD Başkanı Bush'u arayarak kaygılarını iletmesi ilginçtir.
Oysa hem Gül hem Erdoğan, Washington'da Annan'ın müzakereleri başlatmak için öne süreceği şartların 'sürpriz' olmadığını, Kıbrıs'ta çözüme yaklaştıklarını söylüyorlardı.
Irak'ta 1 Mart tezkeresi öncesindekine benzer sürece girildi: Bu sürüklenmenin sonunda dileyelim de 'savaşın dışında kalmamız' gibi sonuç lehimize olsun!
Planlı gidiyorsak, mesele yok: 1 Mayıs'a kadar Kıbrıs çözülür, Türkiye'ye AB yolu açılır. Siyasi irade bu güvenceyi verebilmeli.