Zorla güzellik

Zorla güzellik


       ABD'de başkan adaylarının yarıştığı eyalet seçimlerinde kaybedenler, parti içi mücadelede ısrar yerine "çekilmeyi" tercih edip Al Gore ve Bush'a şans dilediler.
       Demokrasinin erdemi işte; zorla güzellik olmuyor!
       Halk tercihini yapınca akan sular duruyor. Bizdeki gibi "kişiye özel formül"ler türeterek "eskiyen yüzler"in defalarca vitrine sürülmesine ne sistem geçit veriyor ne de ülkeyi yönetenler buna tenezzül ediyor.
       Örneğin, Bill Clinton 53 yaşında emekliliğe hazırlanırken Amerika'nın yaşayan beşinci başkanı olarak tarihteki yerini şimdiden alıyor. Vahşi batının "şerif kültürü"yle yetişmiş bir toplumunda bile kimsenin aklına Clinton'ın görev süresini uzatmak gelmiyor. Rusya'da durum farklı mı? Gorbaçov dönemi "Doktor Jivago" filmi kadar uzak kaldı, üç ay önce görevini Putin'e bırakarak Kremlin'den ayrılan Yeltsin bile unutuldu.
       Demek ki, 2000'li yılların kaçınılmaz kıldığı "değişim" için demokrasinin mükemmel işlemesi de gerekmiyor.
       İran'da Batılı anlamda demokrasi yok ama mollaların baskısından bıkan halk, reformları desteklemek için oylarıyla Hatemi'yi mecliste güçlendirdiler.
       Afrika'ya hiç uzanmayalım; Zimbabwe'de 75 yaşındaki başkanın yeniden seçilmesine halkın çoğunluğu "hayır" dedi.
       Amerikalılar bu duruma "güzellik yarışması" adını koymuşlar.
       Başkan adayları belirlenirken, parti delegelerinin yanı sıra bazı eyaletlerde sıradan vatandaş da gidip oy kullanabiliyor. Bu tercihler "resmen" sonuca yansımasa bile adayın popülaritesi ortaya çıkıyor.
       Örneğin, George W. Bush'un karşısında kaybetmesine karşın Arizona Senatörü John McCain, "güzellik yarışması"nın galibi oldu. Çünkü halk, Cumhuriyetçi lobinin ne pahasına olursa olsun Beyaz Saray'ı devralmak stratejisine karşılık, Vietnam gazisini dürüst bulmuştu. Al Gore'un zaferinde ise, Monica skandalında Clinton'dan uzak durması önemli etken. Kazanırsa, Dışişleri Bakanı Albright dahil (Bu göreve Holbrooke'un getirileceği konuşuluyor, Washington'da...) Demokrat Parti kabinesinde köklü bir yenilenme sürpriz olmaz.
       Sistem işleyince, halk eğriyi doğruyu görüyor.
       Tercihini yapıyor.
       ABD'de delege seçimleri tamamlanınca son söz yine vatandaşın olacak.
       Madem Anayasa değişikliğine gidiliyor keşke Türkiye'de de cumhurbaşkanını halk seçseydi. O zaman ne Çankaya yıpranırdı ne de Demirel'e "kerhen" oy vermek zorunda kalacak milletvekilleri... Meclis'in gerçek nabzı şu sözlerde gizlidir:
     "İmzalarla vicdanlar arasına sıkışmış durumdayız. 5 + 5'in gerekçesinde mevcut Cumhurbaşkanı'nın iki defa seçilmesine imkan veriliyor. Hani kişiye özel Anayasa değiştirmiyorduk?"
       Paketin promosyonu olan 69. ve 101. maddelerin de sancı yaratacağı kesin. Erbakan'ın mahkumiyeti ve 5 yıllık siyaset yasağını sürekli kılan gelişmeler Fazilet'le ilgili senaryoları altüst etmeye yetti.
       Bakalım Abdullah Gül'ün adaylığı bu süreçten nasıl etkilenecek?
       Genç kuşak politikacılar için Gül'ün 14 Mayıs kongresindeki başarısı iyi bir örnek oluşturacak.
       Dileriz, kazanır!



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr