DAEŞ ile mücadele yöntemi: Vatandaşlıktan çıkarma

Eklenme Tarihi25.02.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi25.02.2019 - 8:15

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde yine tweet diplomasi ile Suriye’de ele geçirilen DAEŞ’liler konusunda Avrupalı müttefiklerine şu çağrıyı yaptı: “İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Avrupalı müttefiklerden Suriye’de yakaladığımız 800 DAEŞ militanını teslim alarak yargılamasını istiyoruz. DAEŞ çökmek üzere. Hoş olmayan diğer alternatif ise onları bırakmak zorunda kalmak.” Yani Trump, Avrupalı müttefiklerini tehdit etti.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın bu çağrıya cevabı gecikmedi. Trump’ın talebini yerine getirmenin son derece zor olacağını söyledi. Tam bu sırada İngiltere de, 15 yaşında üç arkadaşıyla birlikte örgüte katılmak üzere Suriye’ye giden ve 4 yıl sonra çocuğuyla ülkesine geri dönmek isteyen Şamima Begüm’ün talebini reddetti. İngiltere, Begüm’ü vatandaşlıktan çıkararak ‘sorunu’ çözdü. İngiltere İçişleri Bakanı Sajid Javid, DAEŞ’e katılanların İngiltere’ye dönmelerini engellemekte tereddüt etmeyeceklerini ve şimdiye kadar da “terörist gruplara” katılan 100’den fazla çift vatandaşlığı olan kişinin, İngiliz vatandaşlığından çıkarıldığını açıkladı. Avrupalı ülkeler de, vatandaşları örgüte katılmış başka coğrafyalardaki ülkeler de genel tanımıyla Yabancı Terörist Savaşçıları (YTS) istemiyorlar. Dönmemeleri için en kolay çözüm, İngiltere’nin yaptığı gibi vatandaşlıktan çıkarmak.

Ülkeler risk almak istemiyor

Terörizm ve radikalleşme konularında çalışan ORSAM Güvenlik Çalışmaları Direktörü Göktuğ Sönmez ile DAEŞ’in bundan sonrasını ve örgüte katılanların neden istenmediklerini konuştum. Sönmez öncelikle bu kişileri yargılanabilmesi için yasal zemininin yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Sahadan delil toplanması, toplansa bile başka ülke sınırları içinde işlenmiş bir suça ilişkin yargılama konusunda zorluklar var.

Ülkelerin bu kişileri istememesinin başka nedenlerine de dikkat çekiyor Sönmez. Kişiler birbirleriyle etkileşim sonucu da radikalleşiyor. Bunun için en uygun ortamlardan biri de cezaevleri. Yargılansa bile, hücre sistemiyle hapsedilmediği sürece, koğuş sisteminde YTS’lerin diğerlerini radikalleştirme ihtimali var. Bu örnek Fransa’daki Charlie Hebdo’da katliamını yapan Kouachi kardeşler olayında görüldü. Bu kardeşler hapishanede radikalleştiler.

Devletleşmeyi başaramayan örgütün bundan sonra hücre yapılanmasına gitmesi bekleniyor. Hücre yapılanması için de Irak’ta, Suriye’de bomba yapmaktan, tuzak kurmaya bir dizi savaş deneyimine sahip bir ‘savaşçı’ bulunmaz kaftan. Üstelik bu kişiler ‘gazi’ (veteran) unvanları ile bir de ‘prestij’ sahibi.

Maliyetli

ORSAM Direktörü Sönmez Avrupa’da bir ülkenin bu tipte bir kişiyi dönüşünden sonra izlemek için en az 11 kişiyi istihdam ettiği bilgisini paylaştı. Ayrıca bir kişinin ömür boyu bağlantıda olduğu kişilerle birlikte ‘göz önünde tutulma’ maliyetinin 3 ila 7 milyon dolar arasında değiştiğine ilişkin çalışmalar var. Avrupalı 25 bin ila 40 bin arasında YTS olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla hiç bir ülkenin altına girmek istemediği bir masraf var ortada.