'Milli konularda ittifak yapmalıyız'

Erdoğan’ın “Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde 82 milyon Türkiye İttifakı olarak hareket etmeliyiz” çağrısına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Türkiye milli konularda ittifak yapmak zorundadır. Özellikle dış politikada. İttifakın önünü tıkayan biz değiliz” dedi...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün gazetelerin Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. Gündemdeki konulara ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde 82 milyon Türkiye İttifakı olarak hareket etmeliyiz” çağrısına “İttifakın önünü tıkayan kim? Onlardır, biz değiliz” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

TIKAYAN KİM?: Türkiye milli konularda ittifak yapmak zorundadır. Özellikle dış politikada. Ama ittifak arayışında olan biz değiliz. İttifak arayışında olan yönetenlerdir, onların olması lazım. İttifakın önünü tıkayan kim? Onlardır, biz değiliz.

Milli konularda ittifak yapmalıyız

GELENEK BOZULDU: Demokratik bir ülkede bazı temel kararlar alınırken, iktidar muhalefet ayrımı yapılmadan bilgi verilir. ‘Biz bu gerekçelerle şunu yapıyoruz’ denir. Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet geleneğinde de bu vardır. Bu gelenek bozuldu.

NE KONUŞUYORLAR?: Bugün Türkiye üzerinde pazarlıklar yapılan bir ülke konumuna gelmiştir. Acıdır ama gerçek budur. Bir ucunda Trump, diğer ucunda Putin var. Türkiye hiçbir zaman böyle bir tablo ile karşı karşıya kalmamıştır. Tüm bu gelişmeler parlamentonun ve Dışişleri Bakanlığı’nın dışında. Devlet geleneğinde şu vardır; Devletten herhangi bir yetkili yabancı bir otorite ile yan yana geldiğinde tutanak tutulur ve devletin arşivine kaldırılır. Damat gidiyor, büyükelçi yok, dışişlerinden kimse yok. Erdoğan ile Putin konuşuyorlar, kimse yok. Ne konuşuyorlar?

HIZLI ETKİLENİYOR: Erdoğan gerilimsiz bir Türkiye istiyor. Seçim öncesi de, seçim sonrası da, gerilimin olduğu Türkiye’yi asla doğru bulmadım. Gerilimi yaratan kendisidir. Gerilimi sonlandıracak olan da kendisidir. Ama Erdoğan’ın dakikası dakikasına, günü gününe uymuyor. Böyle bir yapısı var. Olaylardan çok hızlı etkileniyor. Etkilendiği olayları sağlıklı değerlendirmek, süzmek, oturup istişare etmek değil, doğrudan doğruya bireysel tepki vererek, gerilimin dozunu yükseltiyor.

YAPARSA ALKIŞLARIZ: Erken seçim çağrısında bulunmuyorum. Öyle bir ortamın olduğunu düşünmüyorum. Erdoğan, “Her şeyin sorumlusu benim” demişti. Her şeyin sorumlusu olan Sayın Erdoğan’ın ülkeyi sağlıklı yönetmesi, ekonomideki kırılganlıkları azaltması, kişi başına geliri yükseltmesi, işsizliği azaltması, temel hedeflerinden birisidir. Bunları yapmak için Erdoğan ne yapacak bilmiyoruz. 100 günlük eylem planlarının tümüyle içi boş. Damat beyin de ‘Genel seçimlerden sonra 2.5 milyon kişiye istihdam yaratacağım’ sözü vardı. Yaparsa kendisini alkışlarız. Yapamazsa herhalde bunun bir sorumluluğu var.

ERKEN SEÇİME KARŞIYIZ: Erken seçim talebimiz söz konusu değil. Tam aksine, belediye başkanlarımızın vaatlerini yerine getirerek, sorumlu birer politikacı olduklarını kamuoyuna göstermelerini istiyoruz. İktidar olanların vaatlerini yerine getirmemesi gerçeği varken, CHP’li başkanların verdikleri sözleri yerine getiren bir profil çizmelerini istiyoruz.

Milli konularda ittifak yapmalıyız

TAZMİNAT ÖDENEBİLİR: (YSK’nın KHK’lılarla ilgili kararı) Bu karar demokrasi ve hukuka aykırıdır. Hukuk, herkese farklı norm yaratılmadan uygulanması gereken kurallardır. YSK, ‘ben sizi kabul ettim, ama hata yapmışım, seçimi yenileyeceğim, KHK ile görevine son verilenler dışındakiler yeniden seçime girerler, kazanırlarsa gelir yerlerine otururlar’ diyebilirdi. Türkiye’nin yüksek tazminatlar ödeyebileceği bir sürecin içine sokulacağını düşünüyorum.

GÜZEL TABLO: (AK Partililer istifa ederlerse seçime gidilebilir) Erdoğan söylediğiniz çerçevede bir hareketi gerçekleştirirse demokrasi tarihine geçer. Yeniden seçime gitmenin yolunu Erdoğan açarsa, farklı ve güzel tablo çıkar.

YÖNETİME YANSIMAZ: (Belediyelerin yönetiminde İYİ Parti ile işbirliği olacak mı?) Seçimler sırasında işbirliğimiz oldu ama bunun yönetimlere yansıyacağını sanmıyorum. Meral Hanım yaptığımız görüşmelerde de başkanların liyakata dayalı bir yönetim oluşturmalarını istedi. Aynı düşüncedeyiz. Partizanlığa yol açan, sadece partililerin olduğu bir belediyeyi doğru bulmuyoruz. Bu belediye başkanlarımızın belde halkına verdiği sözü tutmamaları anlamına da gelir.

MERKEZDEN İZLEYECEĞİZ: On ilkeye belediye başkanlarımız ne kadar uyuyor, sürekli izleyeceğiz. Belediyelerde, genel merkezin istediği bilgileri sürekli aktaracak bir görevli olmasını isteyeceğiz. Kaybettiğimiz yerlerde eğer örgüt kusuru varsa, bakacağız. Adayımızın kusuru varsa, bakacağız. Soğukkanlılıkla değerlendireceğiz.

ENKAZ EDEBİYATI: Başkanlarımıza “enkaz devraldık” edebiyatı yapmayın, dedik. O göreve talip olduysanız gereğini yapacaksınız. Baştan ağlaşma, ‘mahvolduk ben nasıl yöneteceğim’ diye bir atmosferi asla yaratmayacaklar, asla.

İKTİDAR SENDİKASI: Kişiler kendi istekleri ile istedikleri sendikaya üye olabilirler. Memur-Sen’i sendika olarak görmüyoruz. İktidar sendikası. İktidar gittiği zaman bu sendikanın dağılacağını herkes biliyor.