‘Pusulanız varsa sorunu çözersiniz’

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül 3. Yargı Reformu Stratejisi’ni böyle tanımladı: Yargıdaki pusulamız. Gül, ‘Mürettebattan kaynaklı eksiklik olabilir, ama pusulanız varsa bunlar kontrol edilebilir’ dedi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni (YRSB) “yargıdaki pusula” olarak tanımladı, ideal metinlerin ancak iyi uygulama ile taçlanabileceğini söyledi. Gül, “Elbette mevsim koşullarından kaynaklı gecikme olabilir, elbette mürettebattan kaynaklı eksiklik olabilir, ama pusulanız var ve uyulacak ilkeler belliyse, bunlar kontrol edilebilir. En iyi metin, en kötü uygulayıcının elinde çok berbat olabilir. Ama vasat bir metin iyi uygulayıcıların elinde şaheserler oluşturabilir” dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile AK Parti hükümetleri döneminde üçüncüsü hazırlanan ve gelecek 5 yılda yargının yol haritasını oluşturacak YRSB’ni konuştum.

‘Pusulanız varsa sorunu çözersiniz’

- Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde (YRSB) ortaya konulan hedefler ile uygulama pratiği arasında düşünce ve ifade özgürlüğü, gözaltı ve tutukluluk süreleri açısından ciddi bir mesafe olduğu yorumları ve eleştirileri var...

‘Önemli bir girişim’

“İdeal reformun başarıya ulaşması için elbette ideal metinler yeterli değildir. Ama önemli bir girişimdir. Uygulamalarla taçlanması lazım. İdeal metinler nirvanayı, hedefi gösterir. Çok donanımlı bir gemiyi bile hedefi belli değilse, rüzgar bir o tarafa, bir bu tarafa götürür. Hedefiniz, pusulanız varsa nereye gideceğinizi bilirsiniz. Yargıda pusulamızı da, bu metinle ortaya koyduk. Gitmek istediğimiz hedef; yargının tam bağımsızlığı ve tarafsızlığı, toplumun her kesiminin güven duyması, alternatif çözüm yolları ile davaların sürüncemede kalmaması, ‘yapanın yanına kâr kalıyor’ algısının tamamen ortadan kaldırılması, güzel Türkçe ile yazılmış bir mahkeme kararı, daha özgürlükçü bir yaklaşım ve tüm bunlarla birlikte güven veren ve erişilebilir bir adalet.

‘5 yıl içerisinde şu adımları atarsak bu mümkün olur’ diye pusulayı ortaya koyuyoruz. Elbette mevsim koşullarından kaynaklı gecikme olabilir, elbette mürettebattan kaynaklı eksiklik olabilir ama pusulanız var ve uyulacak ilkeler belliyse, bunlar kontrol edilebilir. En iyi metin, en kötü uygulayıcının elinde çok berbat olabilir. Ama vasat bir metin iyi uygulayıcıların elinde şaheserler oluşturabilir.”

‘Özen gerekir’

- YRSB’de ‘gözaltı ve tutuklamanın ölçülü uygulanmasından’ ve ‘azami tutukluluk sürelerinde, soruşturma ve kovuşturmada farklılaştırmadan’ bahsediliyor. Süre öngörüsü var mı?

“Terörle mücadele edilen bir yerde gözaltı ve tutuklama tedbirleri elbette olacaktır. Ama bunların ölçülülük, gereklilik, zorunluluk, hukukilik çerçevesinde olması önemli. 10 yıl önce olan bir hadisede, kişinin yeri, yurdu belliyken gecenin üçünde gözaltına alınması gereksizdir. FETÖ zamanında, gözaltıyla birlikte adeta mahkûm edecek şekilde gerçekleştirildi. Oysa mahkûmiyet verilinceye kadar herkes masumdur. Daha fazla özen gerekiyor. Bir kısmının kanunda olmasına gerek yok. Belgede olması bile uygulayıcıların dikkatini çekmesi gereken, önemli bir adım.

Azami tutukluluk süresinin 5 yıl olmasında, soruşturma ve yargılamanın toplam 5 yılda tamamlanması genel mantıktır. Ama kişi 3 yıl dava açılmadan, neyle suçlandığını bilmeden tutuklu kalıyor. Yargıya yönelik eleştiriler buralardan kaynaklanıyor. Adeta soruşturma aşaması uzatılarak kişi cezalandırılmak isteniyor gibi... Düzenleme olmayınca bu tür iddialar ortaya atılabiliyor. Soruşturma aşamasında keyfilik algısına yol açacak tutukluluk sürelerinin olmamasını düşünüyoruz. Bu nedenle belgede savcılıklar için geniş yetkiler öngörülüyor. ‘Eğer belli bir sürede davayı açmadıysanız, o zaman o kişiyi serbest bırakacaksınız’ diyoruz. Kastedilen makûl süreyi Meclis takdir edecek.”

‘Pusulanız varsa sorunu çözersiniz’Düğme doğru iliklenmeli

- ABD modeli bir savcılık sistemi mi öngörülüyor?

“Dünya örnekleri tarandı. ABD sisteminde tam pazarlık var. Ayrı sakıncaları var. Bizim önerimiz kıta Avrupa’sına da yakın. Vatandaşın meselesinin yargıda beraatle sonuçlanması 4-5 yıl sürüyor. Yargıyı keçiboynuzu çiğnemeye dönüştüren bir şey. Kaynaklarımız israf oluyor. Yargılamanın özü soruşturma aşamasıdır. Gömleğin ilk düğmesini doğru iliklerseniz sonu iyi gelir. Kişi bir suç işlediğinde bunu kabul ediyorsa, fail ile savcı arasında anlaşmayla sonuçlandırılabilir. Sistemi yersiz yoran uygulamalardan arındırmaya yönelik bir yaklaşım.”

- Adli sicil affı mı planlanıyor?

“Adli sicilde farklı süreler söz konusu. Çok karmaşık bir sistem. Üstelik hakkaniyetli olmadığı yönünde tartışma var. Daha kısa, tek bir süreye indirilmesi uygun olur diye düşünülüyor. Ama belli suçların da o kayıtlarda olması gerekiyor. Cinsel istismar ya da şiddet suçu sicilinde olan bir kişinin öğretmen olmaması lâzım. Düşünce, ifade özgürlüğü gibi konularda ise sürenin kısaltılması düşünüldü. Yine süreyi Meclis takdir edecek.”

- Belge ile Adalet bakanlarının hakimleri doğrudan görevlendirme yetkisi kaldırılıyor. Keyfiyet mi vardı, neden gerek duyuldu?

“Adalet Bakanı’na verilen bu yetkinin kaldırılması çok anlamlıdır. Sembolik ve stratejik bir karardır. Yetki ola ki Demokles’in kılıcı gibi hakimlerin üzerinde durmasın. Bizim bağımsız yargı yaklaşımına ısrarla inandığımızı vurgulamak için çok önemli. Yetkiyi kurula (HSK) veriyoruz. Çünkü biz hâkim savcılarımıza güveniyoruz.”

‘15 günde 7 milyon tasarruf sağlandı’

UYAP-EKİP (Yargı ile emniyet arasındaki yazışma ve işlemlerin elektronik ortamda gerçekleştirilmesi projesi) ile iki haftada 7 milyon TL tasarruf sağladık. 1-2 ayda giden evrak ortadan kalktı, polis-memur evrak götürüp getirmek yerine daha nitelikli işlerde kullanıldı. Tasarruftan öte yargılamayı hızlandırdık.

‘Kaliteli hukukçu, ana sorunlardan birisidir’

“Hukuk fakülteleri bugünden yarına 5 yıla çıkmayacak. Akademik kadronun, müfredatın uygun olması lazım. Bunları YÖK belirleyecek. Sınavlar da hemen yürürlüğe girmeyecek. Şu anda okuyanların sınavlardan muaf olması öngörülüyor. Hukuk fakültesi insanın can, mal güvenliğini, mülkiyet hakkını ve hürriyetini emanet ettiğiniz kişileri yetiştiriyor. Daha iyi bir eğitim görmeyi hak etmiyor mu? Türkiye’de hukuk sorunundan ziyade, kaliteli hukukçu sorunu ana meselelerden birisi.”

- Hukuk mezunlarının emniyet ve jandarmada çalışmasından beklenen fayda ne?

“Yeni bir perspektif. İçişleri Bakanlığımız da önemsiyor. Sağlıklı soru şturma için iyi kolluk hizmeti önemli. İşin sıcaklığı sırasında delilleri yakalayıp hukuki yorum yapabilmek önemli. Hukuk fakültesi mezunlarının bazı alanlarda komiser, komiser yardımcısı olması, emniyet müdürü olması öngörülüyor.”

İlçelerde SEGBİS

“Büyük havalimanlarına SEGBİS koyma iddiamız var. Hakkındaki tutuklama kararını yurt dışına çıkarken öğrenen kişi ifade için kilometrelerce ötedeki mahkemeye gitmeyecek. Ya da Muğla’da bir olaya karışan yabancı, ifade için Muğla’ya dönmek yerine havalimanında ifade verebilecek. Küçük adliyelere yakın ilçelere SEGBİS kurmayı planlıyoruz.”

‘Doğrudan kayıt’ sistemine geçilecek

Davalarda belirlediğimiz hedef süre ile yapay zekâ bize milyonlarca dosya nerede, hangi sebeple tıkanıyor gösterecek. Neşter vurmamızı sağlayacak. Mahkemeler önlerine gelen dosyalarda dünya uygulamalarından tutun, Türkiye’deki tüm içtihatları anında görebilecek. Duruşma kayıt sistemi de değiştirilecek ve bilişim sistemi üzerinden doğrudan kayıt sistemine geçilecek. Geldiğimiz çağda insanımız bunu hak etmiyor mu? Bence bu güzellikleri hak ediyor.