GEBELİK DÖNEMİNDE BALIK TÜKETİMİ ÖNEMİ

23 Haziran 2019

Son yıllarda değişen çevresel etkiler ve yaşam tarzı değişiklikleriyle ilişkili olarak alerjik hastalıklarda ciddi bir artış gözlemleniyor. Öyle ki, Türkiye
Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği, alerjik rahatsızlıkların toplumun yüzde 25-40’ını etkilediğinin ve 0-4 yaş arası yaklaşık 6 milyon 459 bin çocuğun 350 bininde besin alerjisi olduğunun altını çiziyor. Rakamlar çok şaşırtıcı değil mi? Aslında bakıldığında sadece Türkiye’de değil; tüm dünyada, alerjik hastalıklar önemli bir sağlık sorunudur.
Peki annenin gebelik dönemindeki beslenme düzeninin bebeklerinde görülebilecek alerjik hastalıkları da çok yakından ilgilendirdiğini biliyor musunuz?

Alerji nedir?
Alerji, vücudun özel bir maddeye karşı gösterdiği aşırı tepkidir. Alerjik reaksiyona yol açan antijense, alerjik madde (alerjen) olarak adlandırılır. Alerji birçok maddeye karşı olabilir. Bunlardan birkaçı; çiçek ve ağaç poleni, evcil hayvanların deri veya tüyleri, çeşitli gıdalar, (süt, yumurta, soya, deniz ürünleri, meyve ve kuruyemişler gibi) ev-toz akarları, mantar-küf sporları, arı sokmaları, bazı ilaçlar, lastikle kauçuk tarzı maddelerdir.

Omega 3 desteği
Gebelik döneminde annenin beslenme düzeni de bebeklerinde alerjik hastalık görülme riskiyle ilişkili olabiliyor. Bazı epidemiyolojik çalışmalar, gebelikte balık tüketiminin bebekte oluşabilecek alerjik hastalıklar üzerinde koruyucu etkisi olabileceğini gösteriyor. Gebelik döneminde deniz ürünleri tüketimi, içeriğindeki yüksek kalitedeki protein ve diğer besin öğeleri bakımından iyi bir kaynak olması sebebiyle, bebeğin genel sağlığı ve beyin gelişimi için son derece önemlidir.

Yazının devamı...

YAZIN SERİNLETEN 5 İÇECEK

19 Haziran 2019

Yaz aylarında yaşadığımız en büyük sıkıntı, susuzluk kaynaklı oluyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla, suya duyulan ihtiyaç, kış aylarına kıyasla daha da artıyor. Çünkü vücudumuz normalden çok daha fazla sıvı ve elektrolit kaybediyor. Bu kayıplar, belirli bir noktaya ulaşırsa, hayati boyutta tehlike taşıyacak duruma gelebilir. Sıvı tüketiminin yeterli ve dengeli bir biçimde olması, yaz aylarını daha rahat atlatmanıza yardımcı olacaktır.

Günde en az iki litre, yazın daha da fazla su içmeniz gerektiğini defalarca okuduğunuzu ve duyduğunuzu tahmin edebiliyorum. Bazı kişilerin bu miktarda suyu kolayca tüketebildiğini ama, birçok kişinin de ya su içmeyi sevmemesi ya da bu konuda istikrarlı olmaması nedeniyle, çok az su tükettiğini de biliyorum. Bazen serinlemek için dışarıda tükettiğiniz içeceklerin şeker içeriği yüksek olabiliyor. Eliniz direkt kremalı kahvelere ve bol şekerli limonataya gidiyor. Tartıda gördüğünüz rakam sizi şaşırtıyorsa, bu noktada “Şekersiz, düşük kalorili ve serinletici bir şeyler olsa da tüketsek” diyenleriniz varsa, meyveyle tatlandırılmış soğuk bitki çayları, balla tatlandırdığınız limonata, maden suyu, ayran, kefir iyi bir alternatiftir. Suyu ister sevin, ister sevmeyin, size yaz aylarında serinletici, keyif verici aynı zamanda da sıvı ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı bazı yaz içeceklerinden bahsetmek istiyorum.

Şeftalili soğuk çay
Malzemeler:
1 su bardağı çay

Yazının devamı...

BABALARIN KALBİNE GİDEN YOL

17 Haziran 2019

Yapılan birçok çalışma, karın bölgesinden şikayetçi olan erkeklerin sayısının, yüksek olduğunu gösteriyor. Sadece görsel açıdan değil; aynı zamanda karın bölgesinde biriken yağlar sağlık açısından da tehdit oluşturuyor. Başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, metabolik sendrom, diyabet ve karaciğer yağlanmasına sebebiyet veriyor. Ben de dün Babalar Günü olması sebebiyle, erkeklerin kalbine iyi gelecek beş besinden bahsetmek istiyorum.
1-Yağlı tohumlardan ceviz ve fındık
İyi protein kaynaklarından olan yağlı tohumlar, posa, E vitamini, magnezyum, potasyum, çinko ve bakırdan da zengindir. İçeriğinde bulunan tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri ve bitki sterolleri, kolesterol seviyelerini düşürürken, aynı zamanda tokluk hissi oluşmasını da yardımcı olurlar. Bunların yanında kan şekerini dengeleyen yağlı tohumlar içeriğindeki folik asitle kandaki homosistein düzeyini azaltarak, kalp sağlığını koruyucu etki de gösterirler. Birçoğunuzun aklına kolesterol düşürücü ve kalp sağlığına iyi gelen yağlı tohumlar denilince, omega 3 içeriğiyle cevizin geldiğini düşünüyorum. 194 sağlıklı yetişkinin dahil edildiği bir çalışmada, sekiz hafta boyunca günde 43 gram (yaklaşık 1.5 avuç) ceviz tüketimiyle toplam kolesterol, LDL
kolesterol ve trigliserit seviyelerinde azalma görülmüştür. Yapılan bir araştırmadaysa ceviz gibi düzenli olarak fındık tüketiminin de bireylerin de kalp hastalığı riskinin düşük olmasıyla ilişkili olduğunu göstermiştir.
2-Likopenli domates
Likopen, bilinen en etkili antioksidanlardan biri olup, en çok domateste bulunur. Kavun ve karpuz gibi meyvelerin de likopen içeriği yüksektir. Bir meta analizde likopen ve domates tüketimiyle yetişkin bireylerde kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümler arasındaki ilişkiye bakılmış. Yüksek likopen alımı ya da yüksek serum likopen konsantrasyonunun, inme (yüzde 26), ölüm (yüzde 37) ve kardiyovasküler hastalık (yüzde 14) riskinde önemli ölçüde azalmalarla ilişkili olduğu gözlenmiş.
3-Sağlıklı yağlardan zeytinyağı

Yazının devamı...

GIDAYA BORCUMUZ BÜYÜK

9 Haziran 2019

Dünyanın 2018 yılında ürettiği gıdanın, 1 Ağustos’ta tükendiğini ve bunun en önemli sebebinin gıda israfı olduğunu biliyor muydunuz? Her yıl gezegenimizin, bir yılda yerine koyabileceği doğa kaynaklarının bittiği gün Dünya Limit Aşım Günü olarak kabul ediliyor.
Yani dünyaya borçlanıyoruz...
1970 yılında aşım gününün aralık ayında olduğu biliniyor. 2000’deyse eylül ayına kadar geriliyor ve eylülden sonra kullandığımız her kaynak için, bir sonraki seneye borçlanıyoruz.
2018 itibariyle de aşım gününün korkunç bir şekilde hızlandığı biliniyor.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) paylaştığı bilgilere göre, Dünya Limit Aşım Günü, 2015 yılında 13 Ağustos, 2016’da 8 Ağustos, 2017’de ise 2 Ağustos olmuştu.
2018’de 1 Ağustos olması, kötüye gidişin biraz yavaşladığını gösteriyor ama yine de durum kritik ve önlem alınması gerek...
Aslında yeterli olmasına rağmen ihtiyacı olan insanların gıdalara erişimi sağlanamadığından açlık sürüyor ve araştırmalar, dünya genelinde meydana gelen kayıp ve israfın yalnızca dörtte birini önleyebilirsek, bunun 820 milyon aç insanın beslenmesine yeteceğini gösteriyor. İsrafın bu hızla devam etmesi, doğal yaşam akışının 2030 yılında kilitlenebileceğine vurgu yapıyor... Aslında insanlık bir yıl içinde üretebileceğinden çok daha fazla kaynak kullanıyor ve diğer yıla borçlanıyor.

Nedeni nedir?

Yazının devamı...

Bayram sonrası hafiflemek için öneriler

5 Haziran 2019

Bayram sonrası gözlerinizi kapatarak tartıya yöneliyor, gördüğünüz rakam karşısında şok oluyorsanız; bayram boyunca aldığınız fazladan kalorileri hesaba katmamışsınız demektir. Birçoğunuz o son baklava veya böreği suçluyor olabilirsiniz. Ama tek suçlu bir dilim lezzet olamaz. Eğer tartıda alışık olduğunuzdan fazla bir rakamla karşılaşıyorsanız, bu bayram tatili boyunca olan fazla tüketimin ve bir birikimin sonucudur. Ayrıca aşırı tuzlu beslenenleriniz ve bayramda seyahat edenleriniz varsa, endişelenmeyin tartıda gördüğünüz ödem de olabilir.
Bu sebepten ben de bayram sonrası tartıya çıkma korkunuz olmasın diye hafiflemenizi kolaylaştıracak önerilerle geldim.
Bitkisel proteine yönelin
Protein denilince aklınıza hayvansal kaynaklı ürünlerin geldiğini biliyorum. Hayvansal kaynaklı beslenmek, vücudunuzdaki asit yükünü artırır. Bayram boyunca et tüketiminizi çoğaltıp sebze-meyveyi de azalttıysanız, bağırsak hareketlerinde yavaşlama ve kabızlık yaşayabilirsiniz. Bu sebeple, bayram sonrası daha fazla posa ve vitamin mineral açısından kurubaklagil, sebze-meyve ve tahıl ürünleri tüketimine ağırlık vermeniz, hem sizi hem de sindirim sisteminizi hafifletir.
Sıvı tüketimini artırın
Bayram süresince şeker tüketiminizi artırdığınızı varsayarsak, bayram sonrasında kilo almanıza şaşırmamak gerekir. Dengelemek adına sıvı tüketiminizi çoğaltmanız, vücudunuzun toksinlerden kurtulmasına ve ödemi azaltmaya yardımcı olur. Bu yüzden su tüketiminizi ihmal etmeyin. Günlük 2.5 -3 litreye yakın su tüketimine dikkat edin. Yine ödem şikayetlerinizi hafifletmesi açısından yiyeceklerinizin tuz içeriğini azaltıp, çeşitli baharatlardan yararlanabilirsiniz. Yemeklerinizde baharat kullanmanız, hem lezzetine lezzet katar hem de vücutta su tutulumunu önleyerek, ödem şikayetinizi azaltacaktır.
Çorbanın gücü adına!

Yazının devamı...

BAKLAVA YERİNE NELER TÜKETELİM?

2 Haziran 2019

Bayrama son günler kala, mutfaktaki telaşınızı tahmin edebiliyorum. Bayrama ne yapsak, masada neler yer alsa, böreği patatesli mi yapsam ıspanaklı mı, çocuklar en çok hangi tatlıyı sever ki… Bunlar size de tanıdık geldi mi? Bayramın en güzel yanı, şüphesiz sevdiklerimizle buluşmak ve tabii birbirinden güzel yemeklerin ve tatlıların olduğu o sofralarda sohbet etmek.
Ramazan’da uzun süren açlık ve daha kısıtlı bir beslenme programından çıkıldığı için genellikle yemek konusunda özgürlük hissi ön planda oluyor ve yemek yeme ihtiyacı artabiliyor. Ama bu dönemde kontrollü olmakta fayda var. Ramazan süresince sınırlı beslenmek, öğün sayısının azalması, özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan’da egzersize de pek imkan olamaması, metabolizmanın az da olsa yavaşlamasına yol açabilir. Ramazan boyunca azalan öğün ve küçülen porsiyonları birden artırmak, mide ve bağırsak problemlerine neden olabilir. Bu sebeple birden yüklenmek yerine, normal beslenme düzenine daha sağlıklı bir geçiş sağlamak, hem sindirim sorunları yaşamamak hem de tartıda bir sürprizle karşılaşmamak için önemli.

Tatlı meselesi...
Bayram sofralarında genellikle en çok kaçamaklar da tatlılardan yana oluyor. Elbette “Tatlı yemeyin” demeyeceğim. Sadece yediğiniz tatlının miktarı, sıklığı ve porsiyonunu kontrol etmeniz önemli. “Hem ölçü kaçmasın hem de bayramda tükettiğim tatlıdan içim rahat olsun” diyorsanız, sizin için bayramda tüketilebilecek tatlı alternatiflerini paylaşmak istedim.

Şerbetlilere dikkat!
Bayram denilince ilk akla gelen bir diğer tatlı grubu ise şerbetli tatlılar. Bunların genellikle kalorisi yüksek, besin değeri düşüktür ve vücuda ihtiyacından fazla kalori verirler. Bayram boyu hareketsiz kalma da bu tabloya eklenince, vücut fazladan gelen bu kaloriyi yakamaz ve yağ olarak depolamaya başlar. Bu söyleyeceğime üzülenleriniz olacak biliyorum ama şerbetli hamur tatlılarını yemeden önce iki kez düşünmelisiniz.
Ev baklavası hayali kuruyorsanız, haksız da sayılmazsınız ancak her gün baklava yemek yerine, sütlü tatlı ve meyveli seçimlerle denge yaratmak, en doğrusu olur.

Meyveleri unutmayın

Yazının devamı...

Gebelikte yağlı tohum tüketimi

29 Mayıs 2019

Hayatınızda ne zaman iki kişilik düşünmeye başlarsınız? Ben size söyleyeyim; bir evlendiğinizde, bir de bebeğinizin olacağı haberini aldığınız ilk andan itibaren... Çünkü hem çok kutsal hem de bir o kadar zor olan anneliğe adım atarken, kendinizden çok bebeğinizin sağlığı için endişelenmeniz normal. Bu dönemde yediğiniz-içtiğiniz her şeyin daha bir önem kazandığını ve ağzınıza atacağınız her lokmayı iki kez düşündüğünüzü biliyorum. Oysa ki bu dönem yeterli ve dengeli beslenmek, hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için değer taşıyor.
Gebelik döneminde vitamin ve mineral alımı için yeterli sebze-meyve, daha çok lif ve vitamin mineral için tam tahıllar, protein desteği için yeteri kadar et, kurubaklagil ve yumurta gibi besinler, kalsiyum ve protein desteği için de süt grubunun tüketimi önemli. Bunların yanı sıra bir de gebelik döneminde ihmal etmemeniz gereken yağlı tohumlar var;
Beyin sağlığına destek
Yağlı tohumların sağlığa faydalarını eminim hepiniz çok defa duymuşsunuzdur. Ben de bugün yeni okuduğum bir araştırmayı paylaşmak istedim.
Geçtiğimiz mart ayında yapılan bir çalışma, yağlı tohumların bebeğin sağlıklı gelişim sürecinde etkili olabileceğini göstermiş. Avrupa Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan incelemede, gebeliğin ilk üç ayında fındık, ceviz, badem, yer fıstığı ve çam fıstığı açısından zengin bir beslenmeyle çocuğun beyin gelişimi üzerine olumlu etkilerinin olabileceği sonucuna ulaşılmış. Gebeliğin ilk üç ayında anneleri daha fazla yağlı tohum tüketen çocuklarda, bilişsel işlev, dikkat kapasitesi ve çalışma hafızasını ölçen tüm testlerde en iyi sonuçlar elde edilmiş. Bu etkiler, özellikle içeriğindeki omega 3 ve omega 6 gibi esansiyel yağ asitleri sebebiyle olabilir.
Bu etkinin yanı sıra yağlı tohumlar, protein, posa, E vitamini, magnezyum, potasyum, çinko ve bakır da içerirler. İçeriğindeki yağ asitleriyle sağlığınızı korurken, bebeğin büyüme ve gelişimine de katkı sağlarlar.
Alerji riskini azaltıyor

Yazının devamı...