Dilara Koçak

Dilara Koçak

bilgi@mezurasaglik.com.tr

Tüm Yazıları

Günlük diyette sağlıklı seçimler yapmak, kanser hücreleriyle savaşmada ve genel sağlık durumunu iyileştirmede yardımcı. Kanser ve beslenme ilişkisindeki en önemli nokta, bağışıklık sistemini güçlü tutmak, anti-oksidan bakımından zengin beslenmek

Tüm dünyada kanser vakalarının sayısı maalesef giderek artıyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre, 2030 yılında kanserli sayısının 27 milyona çıkması ve bu hastalıktan ölenlerin sayısının da 17 milyon bulması bekleniyor. Örgütün 2008 verilerine göre, erkeklerde en sık rastlanan kanser türleri sırasıyla; akciğer, prostat, kolon, mide ve karaciğer. Sağlık Bakanlığı’na göreyse Türk erkeklerinde sırasıyla en çok; akciğer, mide, lenfoma, prostat ve larinks kanserleri görülüyor.
Fizyolojik bozukluk olarak tanımlanan tümör, organizmadaki bazı hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşuyor. Bu sırada bazı hücreler kayboluyor veya normal biyo-kimyasal işlevleri değişiyor. Kişinin yaşadığı çevre koşulları, stres düzeyi, genetik yapısı ve bizi en fazla ilgilendiren beslenme şekli, hastalığın oluşumunda etkili.
Bağışıklık sistemin güçlü olabilmesi, kişinin doğduğu andan itibaren doğru beslenmesiyle mümkün. Gelin hangi besinler bizi nasıl koruyor, bir bakalım.

Haberin Devamı

Diyette yağ
Özellikle yağdan gelen enerjiyle fazlaca beslenenlerde kanser daha sık görülüyor. Çeşitli çalışmalarda, genç kızlığa giriş döneminde şişman olanlarda meme kanseri riskinin fazla olduğu saptandı. Ayrıca, yağların kızartılması sırasında oluşan toksik maddeler, kansirojen etki gösteriyor.

Karbonhidratlar
Sofra şekeri ve rafine edilmiş tahıl ürünleri tüketenlerde bağırsak, rektum kanserlerine daha sık rastlanıyor. Karbonhidrat kaynağı olarak sebze, meyve, kuru baklagil ve rafine edilmemiş tahılların tüketilmesi önemli.

Posa
Düşük miktarda posa tüketenlerde özellikle kolon kanseri görülme olasılığı çok yüksek. Posa, bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri kendi bünyesine alarak, organizmadan atılmalarını sağlıyor.

A vitamini
İmmün sistemin iyi çalışmasını sağlıyor ve kansirojenlerin etkisini önlüyor. Bu etkiyi, hücrenin farklılaşmasını engelleyerek ve DNA bölünmesinin önüne geçerek yapıyor.
Kaynakları: Yumurta, domates, kavun, muz, havuç, kırmızı biber.

Haberin Devamı

C vitamini
Vücuda giren kimyasal kansirojen maddelerin zararlı etkisini azaltır ve anti-oksidan özelliğiyle hücre harabiyetini önler.
Kaynakları: Maydonoz, turunçgiller, yeşil biber, karnabahar, çilek.

E vitamini
Anti-oksidan etkisiyle, yağların oksitlenmesini önlüyor, böylece hücre yapısını koruyor. Özellikle meme ve akciğer kanserlerinde etkili.
Kaynakları: Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, rafine edilmemiş tahıllar, bitkisel sıvı yağlar, ceviz, badem.

Selenyum
Yağ asitlerinin oksidasyonunu önlüyor. Bazı enzimlerin yapısına girerek tümör karşıtı etki gösteriyor.
Kaynakları: Et, balık, deniz ürünleri, soğan, sarımsak.

Çinko
A vitamininin etkisini artırıyor, immün sistemi güçlendiriyor.
Kaynakları:: Balık, yumurta, kırmızı et, yağlı tohumlar.

Kalsiyum
Bağırsaklardaki yağ asitlerinin kansirojen etkisini azaltıyor.
Kaynakları: Süt ve türevleri, yeşil yapraklılar, kuru meyveler.

Haberin Devamı

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN
* Bebek doğduktan sonra ilk olarak anne sütüyle tanışmalı. Bu sayede bağışıklık sistemi güçlenir. Daha sonra besin çeşitliliğine dayalı dengeli bir beslenme uygulanmalı.
* Pişirme yöntemi olarak haşlama ve fırınlama tercih edilmeli, kızartılmış ve tütsülenmiş gıdalardan uzak durulmalı.
* Hayvansal yağlar aşırı tüketilmemeli.
* Mevsiminde besinler alınmalı, işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı.
* Haftada 2-3 kez kuru baklagil tüketilmeli, posa alımı artırılmalı.
* Yüksek enerji alımından, şişmanlıktan ve hareketsizlikten kaçınılmalı.