İTO’dan açıklama

16 Mayıs 2012

İzmir Ticaret Odası’ndan Başkan Ekrem Demirtaş imzalı bir açıklama elimize ulaştı.
Açıklama, “Fesler İşe yaramadı” başlıklı yazımla ilgiliydi.
Oysa yazıda İzmir Ticaret Odası’nın adı geçmediği gibi, iki ayrı Çinli firmadan söz ediliyordu.Genel olarak Çinlilerden gelen otomobil yatırımı haberlerinden nasıl heyecanlandığımızı ve sonra büyük bir ana sanayii çekecek ölçekte imkanlar sunamadığımız için fırsatları kaçırdığımızı anlatıyordu.
İzmir’e ziyarete gelen DFM firması ile İzmir’i de projeksiyonuna alan ancak sonra Çorlu’ya yatırım yapmayı tercih eden Chery Firması’nı ayrı yazmıştık. Ancak Ekrem Başkan, sanırım bugünlerde hayli hassas olmanın etkisiyle, iki firmanın karıştırılmaması için daha açıklayıcı bilgi vermek istedi.
Söz hakkına olan saygımız nedeniyle bugün sütunlarımı kendilerine bırakıyorum...
* * *
İzmir Ticaret Odası olarak Chery firmasının İzmir’de yatırım yapması için kesinlikle özel bir temasımız olmamıştır. Odamız Çin Otomobil Endüstrisi’nin en önemli şirketlerinden biri olun DFM (Dong Feng Motors) ve Haima firmasının İzmir’de yatırım yapması için çalışmalar yürütmüştür. Bu amaçla ilk olarak 28 Mart 2010 tarihinde Çin otomobil endüstrisinin en önemli şirketlerinden biri olan DFM (Dong Feng Motors) ve Haime firmasını yetkilileri ve İstanbul’da bir araya gelerek İzmir’de yatırım imkanlarını tanıtan bir sunum yapılmıştır.

Yazının devamı...

Belediye sütleri neden zehirlemedi?

4 Mayıs 2012

Türkiye ‘okul sütü projesini’ yeni ve sancılı öğreniyor.

Aynı proje İzmir’de ise dört yıldır sorunsunsuz sürüyor.

Bizde yaşanan tek sorun, bu sütü dağıtan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Sayıştay Denetçilerinin sorularıydı.

Büyükşehir Belediyesi, Tire Süt Müstahsilleri Kooperatifi ile yaptığı anlaşma sonucu, 4 yılda 250 okulda 200 binin üzerinde öğrenciye süt dağıtmıştı. Soğuk süt zinciriyle yapılan günlük süt dağıtımında hiçbir sorun çıkmadı. Dağıtılan süt günlük pastörize süttü. (Günlük sütler soğuk zincirde 3 gün, normal koşullarda 3 saat bozulmadan dayanabiliyor.)

Çünkü bu süt “Yerel üret, Yerel Tüket ve Sağlıklı Kal” zinciriyle çocuklara ulaşıyordu. Sütün çocuklara ulaşma süresi zaman ve ulaşım açısından ne kadar kısa ise besinler kalitelerini o ölçüde koruyor.

Bu nedenle, Avrupa’da büyük dev süt fabrikaları yerine kentlerin etrafında, onların gereksinmelerini karşılayacak kapasitelerde fabrikalar kuruluyor. Türkiye’de ise dev fabrikalar yüzlerce kilometre uzaktan aldıkları sütleri işleyerek binlerce kilometre uzaktaki kentlere pazarlıyorlar.

Dağıtımı yapılacak sütler soğuk zincirin kurulmasıyla günlük pastörize süt olmadıkça çözüm yerine sorun getirecek. Böyle bir döngüyü başarmak kolay değil...

Aslında tüm yaşananlar Türkiye’nin tartışmaktan çekindiği, üstünü örtmeyi yeğlediği bir başka tartışmaya daha bizleri bu kez sürükler mi asıl mesele bu ve asıl soru şu;”Uzun ömürlü sütün besin değeri” nedir ?

Yazının devamı...