İtiraf ediyorum; imrendik

ASLINDA ilk kez değil, Avrupa’ya çoğu kez gittiğimde, hiç de yapımda olmayan bir duygu sarar beni. Haydi kıskanmak demeyelim, bu kelime yakışmıyor. Evet imrendik, hem de bu kez ummadığım bir kente Budapeşte’ye imrendik.
Hem de onları göbekten delip geçen ekonomik krize, zorluklarına rağmen.
Anlatmıştım, Yaşar Üniverisitesi Oda Orkestrası’nın konserleri nedeniyle Budapeşte’ye gittik.
Konserin etkileyiciliğini, Büyükelçi’nin misafirperverliğini de aktarmıştım. İşte bizim kulaklarımızda müziğin tınıları varken, geziye katılan İzmirli gazetecilerin, temsilcilerin aklını hep aynı soru kurcalıyordu.
10 dakikada bir aynı sohbete takıldık kaldık.
Kentin dört yanı turistleri gezdirebileceğiniz alanlarla dolu. Caddeler, bulvarlar açık hava müzesi gibi. Tuna’nın iki yanı saraylarla, bazalikalarla, kültür-sanat yapılarıyla sıralı.
Biz de çay içiyoruz aynı konu, Tuna’yı kesen, gece nefis görüntüler veren köprüleri izliyoruz yine aynı sohbet.
Bir nehirleri var, turistlere nasıl satacaklarını bilemiyorlar, nehir tekneleri art arda sıralanıyor, özel efektler yapılıyor.
“Hey gidi, İzmir Körfezi” diyorsunuz tabii içinizden ve o soru yine canlanıyor, “İzmir, nasıl değişecek, kentin ruhunu yansıtacak özel alanlar nasıl oluşturulacak. Haydi soruyu net soralım; İzmir nasıl toparlanacak?”
* * *
Geçen gün acıdım. Turistler Alsancak Garı’nın oradan Anglikan Klisesi’ne tek sıra halinde trafiğin yanından dar kaldırımdan yürüyerek gitmeye çalışıyorlar. Hele bir başka görüntü vardı ki facia. Faytona binmişler, Montrö’de trafik sıkışmış, otobüslerin tam ortasında kalmışlar, atlar çalan kornolardan ürküyor.
Bir seferinde de deveyi hendekten atlattık ve nihayet üstü açık bir tur otobüsü aldık ama bu kez tur otobüsü Basmane’ye dalmış. Artık orada turistler hangi etkileyici, görkemli binayı görüyorlarsa...
Hepimiz sıkıntıları biliyoruz, bu kentte yaşıyoruz, ama kentin içerisi yeniden ve nasıl düzenlenecek bilen yok.
Tek öngörümüz var Bayraklı-Turan bölgesi gökdelenler bölgesi olacak. Diyelim ki başardık ama kentin ruhunu nasıl yansıtacak? Kültür, sanat ve medeniyet dediğin yalnızca gökdelenlerden oluşmuyor ki..
Tamam elde bir ihtimal daha var Agora...
Agora ve çevresinde kamulaştırmalar sürüyor. Daha doğrusu zor sürüyor. Kamulaştırma maliyetleri Büyükşehir Belediyesi’nin belini büktükçe işler ağır gidiyor. O bölgede oluşturulmasına kesin gözüyle bakılan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da açıkladığı Ege Medeniyetleri Müzesi’nin temelinin atılması için daha birçok kamulaştırmanın yapılması gerekiyor.
Bakanlığın yeri belirlemesi güzel de, kamulaştırmalarda topu belediye atmak, tek başına bırakmak kolay yol.
Ayrıca bu bölgede sadece tarihi değerlerin ortaya çıkarılması yetmez, bölgede Smyrna’yı canlandıracak, kentin geçmişini havasını taşıyacak bir planlama lazım. İzmir evleri, İzmir mezeleri, el ürünlerini turistlerin gözü önünde üreten atölyeler, İzmir yemekleri sunulan restoranlardan süzülen yöresel ezgiler...
Hiç değilse Atina’daki Plaka gibi bir yer yapılamaz mı ?
Ya da başka bir fikir ama mutlaka bir fikir gerekiyor bu kente...

İtiraf ediyorum; imrendik


* * *
İzmir’in etrafı muhteşem peki kentin kendisi?
“Akdeniz’in incisi” diyerek daha ne kadar zaman geçireceğiz?
Kültür merkezlerini göstermek için bir Adnan Saygun’a oradan da Karşıyaka’nın sonuna mı taşıyacağız turistleri?
“Eski bina mı kaldı restore edelim?” demek de yetmez. Budapeşte’de İkinci Dünya Savaşı’nda bombalardan ortada kent kalmamış. Birçok binayı aslına uygun restore etmişler, kimilerinin yerlerini değiştirip daha büyük alanlarda yeniden oluşturmuşlar.
“Adamlar 4. metroyu yapıyorlar tabii ki ara bu kadar açık olur” dedi bir gazeteci arkadaşımız. Gülümsedik.
* * *
Gittiğinizde görüyorsunuz ki projelerin kimin olduğunun bir önemi yok. Bu kent bizim ve daha çok da gelecek neslin... Şimdiki yöneticiler haksız sayılmazlar, ellerinde kördüğüm bir kent bulmuşlar çözmeye çalışıyorlar ama bazen de kapsamlı ve korkusuzca stratejiler gerekiyor.
Belki de kalkınma ajansı bünyesinde böylesine bir projeler detaylandırılarak ortaya koyulmalı ve tüm yetkililer buna odaklanmalı, maddi kaynaklar bunun için seferber edilmeli. Yetkililerin ayrı ayrı ufak tefek projeler hazırlayarak birbirleriyle yarış acakları bir lüks içinde değiliz...
Evet İzmir, nereden başlayacak, bu kentin merkezine turist nasıl çekelecek?
Bir değil, birkaç proje bekliyor bu kent aziz yöneticilerden...
Üç gün boyunca aynı sohbet, yazdırıyor tabii böyle.
Neyse ki arada bir az gelişmiş ülkelere de gidiyor, gelir gelmez “Çok özlemişim seni benim İzmir’im” diyorum...