Dilek Gappi

Dilek Gappi

dilek.gappi@dogangazetecilik.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

İZMİR’İN yılan hikayelerinden biri de Bornova girişi ile Belkahve Bölgesi’nde bulunan taş ocaklarının taşınmasıdır.
Sahne kolay değişmedi.
Belediye yıllar önce protokol yaptı. Protokole uymayan firmaları uyardı. Bazen taşeron firmaların iş makinalarını mühürledi, sonra protokolü birkaç kez uzattı.
Başkan Aziz Kocaoğlu özellikle işi daha sıkı tuttu, firmaları da zorlamayacak şekilde bulundukları yerin üs bölgelerinde çözüm üretildi. Yeni ocak yerleri birlikte saptandı.
Tüm bu mücadelenin ardından yaklaşık sekiz yıl sonra yol alındı ve artık “işlem tamam” demek mümkün.
* * *
Sözkonusu Ankara Caddesi Belkahve Bölgesi ile ve Işıkkent bölümünde Batıçim ve Çimentaş gibi iki büyük kuruluşun yanı sıra üç taşeron firma vardı.
Belkahve bölgesindeBatıçim ile birlikte iki taşeron firma Erkoç ve BEMAŞ’a da taşınma şartı getirilmişti. Batıçim bu konuda sözünü ilk tutan firma oldu.
Taş ocağını belediye ile anlaştığı şekilde, bölgenin yukarısında dışarıdan görünmeyen vadiye taşıyan Batıçim burada Türkiye’nin tek kapalı taş ocağını yaptı ve geçtiğimiz günlerde işletmeye başladı. Ayrıca belediyenin başını ağrıtan taşeron firmalardan Erkoç’u da bünyesine kattığı için o sorun da çözülmüş oldu. Bölgeyi de teraslandıran Batıçim, 41 bin ağaç dikti. Yetkililer rehabilitasyon ve ağaçlandırma için 6 milyon lira harcadıklarını belirtiyorlar.
* * *
Işıkkent Bölgesi’ndeki alanı ise Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Çimentaş’a “yıllardır hammaddeyi kullandınız, burayı da siz rehabilite edip ağaçlandırın” deyince diğer bölgedeki yaklaşık 400 dönüm alan için de Çimentaş önceki gün start verdi. Firma rehabilitasyon çalışmalarını 18 ayda tamamlayacak.
Belediyenin başı asıl taşeronlarla dertteydi. Kalan taşeron firma Bemaş da faaliyetlerini durdurdu. Bemaş Genel Müdürü Fatih Kalkır aynı protokole imza attıklarını ve ocaklarını belediyenin gösterdiği alana taşıdıklarını anlattı. Bölgede kalan sosyal tesislerini, iş makinası parkını da altı ay içinde terk edeceklerini belirtti. Ancak belediye henüz istedikleri standartta yeni ocağı Bemaş’ın kurmadığını, çalışmasını takip ettiklerini vurguladı. Eski alanda böylelikle faaliyet kalmadı. Protokol imzalayan beşinci firma İKSAŞ’ın ise çalışmalarını tamamen bitirdiği belirtiliyor.
Şimdi burada iki önemli konu var;
Bir; İzmir her iki alandan toplam 800 dönümlük bir yeşil bölge elde edecek. Tabii ağaçlandırmalar asıl kendini bahar aylarından itibaren gösterecek.
İzmirliler böylece bölgede önemli bir yeşil alan elde edecekler.
İki; Hala beyaz bir örtüyle kaplanmış görünen eski alanlar ağaçlandırma çalışmalarıyla belki bu görüntüden kurtulacak ama yeni alanlar ne olacak?
Bu soruyu da protokole öncelikle uyan Batıçim Genel Müdürü Necip Terzibaşoğlu, şöyle yanıtlıyor:
“Havaya atılan toz zaten bizim için para. Bunu tutalım ki para kazanalım. Türkiye’deki ilk kapalı alan taş ocağını kurduk ve torba filitrasyon sistemine geçtik. Yeni ocaklarla birlikte artık havada toz göremeyeceksiniz.” Büyükşehir Belediyesi yetkilileri de taş ocaklarının bulunduğu alanların tamamen kontrolleri altında olduğunu belirterek aynı değerlendirmeyi yapıyorlar.
İzmir adına konunun takipçisi olmak da bize düşüyor.
Evet İzmir kronikleşmiş bir sorundan kurtulmuş görünüyor.
Geç oldu, güç oldu ama oldu..


Batıçim 6 milyon liralık harcama yaptı
Genel Müdür Necip Terzibaşoğlu ve Hammadde Müdürü Hayyer Yalnız ile ağaçlandırdıkları alanı ve kapalı tesisi gezdik. Teraslamalar tamamen bitmiş, kızılçam, fıstık çamı, yalancı akasya, badem ağaçları dikmişler. Yaklaşık 1,5 metreyi bulan ağaçlar daha çok bahardan itibaren kendini gösterecek. Ancak teraslamanın ortasında by pass dedikleri malzemelerin yığılı olduğunu gördük. Terzibaşoğlu, bu malzemeyi de bir yıl içinde hammadde olarak kullanacaklarını ve sonra bölgeyi tamamen terk ederek Orman Bölge Müdürlüğü’ne geri vereceklerini belirtti.


Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nin bütçe itirazı
Geçtiğimiz haftalarda “Zeytinyağı şişesi kırıldı” başlıklı bir yazı yazarak, zeytin ve zeytinyağı sektörünün tanıtım faaliyetleri açısından nasıl ikiye bölündüğünü anlatmıştık. Yazıda Ankara’dan, dış ticaret müsteşarlığından aldığımız bilgiye dayanarak tanıtım komitesinin 2009 yılında yaklaşık 1 milyon dolarlık fonu olduğunu belirtmiştik. Ancak ihracatçılar, dış ticaret müsteşarlığından gelmesi gereken paranın da hesaplarına ulaşmadığını, geçen yıl yalnızca yaklaşık 150 bin TL’lik tanıtım bütçeleri olduğunu belirttiler.
Tanıtım Komitesi “ne yaptınız bu bir milyon doları” yaklaşımlarına maruz kalınca rakamı belirtmemizi istediler. Hem düzeltir hem de hazır ortam doğmuşken, yazımızdaki asıl mesajı yeniden iletmek isteriz. Şimdi hasat zamanı. Üretici, satıcı, ihracatçı birçok sorunla uğraşıyor. Bu kadar sorun varken, sektörün tarafları birlikte hareket etmek için daha fazla zaman yitirmemeli.