Ramazan ve Kabızlık Tedavisi

31 Mayıs 2019

Ramazan ayı boyunca değişen öğün sayıları, uyku ve beslenme düzeni metabolizmada yavaşlamaya ve sindirim sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle ramazan ayını sağlıklı geçirmek isteyen kişilerin oruç tutarken eksik beslenmeden, vücutlarını tanıyarak ve doğru beslenerek oruç tutmaları çok önemlidir. Çünkü oruç tutmak vücut için oldukça faydalıyken yanlış beslenme ile oruç tutulması sonucunda kabızlık başta olmak üzere bazı sağlık problemleri yaşanabiliyor.

Ramazandan sonra da devam edebilen kabızlık probleminin çözüme kavuşması ise hem sağlık için hem kilo kontrolü için hem de zayıflama için oldukça önemli. Bu noktada öncelikle kabızlığın nedeni bulunmalıdır. Başka bir sağlık sorunundan kaynaklanan bir durum değilse beslenmenizde yapacağınız bazı değişiklikler ile sağlığınıza kavuşabilirsiniz.

Ramazan ayında azalan öğün sayısıyla beraber lif alımı da azalabiliyor. Bu durumsa metabolizma yavaşlamasına ve beraberinde bağırsak sorunlarına neden olabiliyor. Kabızlık tedavisi için lifli besin alımınıza, probiyotik-prebiyotik beslenmeye, su tüketiminize ve egzersiz yapmaya dikkat etmelisiniz.

Lif alımınızı arttırmak için ekmeklerinizi tam tahıllı ekmek, tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği tercih edebilirsiniz. Her hangi bir sağlık sorununuz yoksa kuru meyvelerin lifinden faydalanabilirsiniz. Yemeklerde pirinç, makarna yerine bulgur tercih ederek lif alımınızı arttırabilirsiniz. Meyve ve sebze tüketiminizi arttırabilir özellikle temizliğine güvendiğiniz ve kabuğu ile tüketebilen meyveleri kabuklarıyla tüketebilirsiniz. Kurubaklagiller de lif içeriği zengin besin gruplarıdır. Kabızlıkla beraber gaz problemleri yaşamıyorsanız beslenmenize kurubaklagilleri de ekleyebilirsiniz.

Probiyotik-prebiyotikleri iyi tanımak kabızlık tedavisinde oldukça önemlidir. Probiyotikler bağırsak sağlığı için faydalı olan bakterilerdir. Probiyotiklerden zengin besinler ise kefir, yoğurt, probiyotikli içeceklerdir. Sağlıklı bağırsaklar için ramazan sonrasında da bu besinleri mutlaka beslenmenize eklemelisiniz. Ekstra probiyotik destekleri de kullanabilirsiniz. Prebiyotikler ise probiyotik bakterilen ihtiyaç duyduğu besinlerdir. Bu noktada probiyotik içeren besinler tüketirken enginar, muz, kuşkonmaz, çekirdeksiz etli meyveler, sarımsak, soğan, yeşil sebzeler, kurubaklagiller, yulaf, keten tohumu, arpa ve buğday gibi prebiyotik besinlerin de tüketilmesi önemli bir yer tutar.

Egzersiz bağırsaklarınızdaki hareketlere destek olacak ve dışkının kalın bağırsaktan geçiş süresini azaltacaktır. Ciddi sporlar yapmasanız bile harekete geçmeniz bile kabızlığı rahatlatmak için yeterlidir. Günde birkaç defa 15 dakika yürümek bile sindirim sisteminizin verimli bir şekilde çalışmasını sağlar. Bu nedenle kabızlık tedavisinde hayatınıza egzersizi mutlaka eklemelisiniz.

Su tüketimi her zaman önemli olduğu gibi kabızlık tedavisinde de çok önemlidir. Çünkü vücut suyunun yaklaşık %10 azalması bile kabızlığa yol açabiliyor. Her şeyi denedim çare olmadı diyorsanız her hangi bir sağlık sorununuzun olmadığına da eminseniz su tüketiminizi kontrol etmenizde fayda var.

Kabızlığı tedavi edici marmelat:

Yazının devamı...

Ramazanda Kilo Alanlar Dikkat

1 Mayıs 2019

Ramazan ayı geldi. Bu yıl da oruç tutanlar yaklaşık 16-17 saat oruç tutacak. Oruç tutarken öğün sayınızda azalma, hareketleriniz de yavaşlama ve mide kapasitenizde daralma ile metabolizmanızda yavaşlama görülebilir. Genelde yaşanan sorun ise ramazan ayından sonra kilo alma durumudur.

Siz de böyle bir sorun yaşamak istemiyorsanız ramazan ayında öncelikle dikkat etmeniz gereken nokta metabolizma hızına destek olmaktır.

Uzun süren açlık sonucunda iftarda bir anda fazla yemek yeme ve tatlı yeme isteği beraberinde birçok sağlık sorununu ve fazladan kalori alma riskini getirmektedir. Bu nedenle ikinci dikkat edilmesi gereken nokta gün içerisinde ki öğünlerin sahur, sahur ve iftar arası, iftar olarak üçe bölünmesidir.

Genelde kişiler açlıktan çok susuzluktan daha fazla etkilenmektedir. Bu ise dikkat edilmesi gereken üçüncü noktadır. Önemli olan susuzluk ve su ihtiyacının kontrol edilebilir olmasıdır.

Kilo kontrolünü sağlamak isteyenlerin son dikkat etmesi gereken nokta ise ramazan ayı boyunca migren atakları ve kabızlık gibi sağlık sorunları yaşamamak için önerilere dikkat etmek.

İşte dikkat edilmesi gereken püf noktalar:

Metabolizmayı hızlandırmak için: Azalan öğün sayısı ister istemez metabolizmayı yavaşlatmaktadır. Bu nedenle öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta sahur öğünün atlanmamasıdır. Sonrasında ise bağırsak ve metabolizmanın çalışmasına destek olması için kontrollü su tüketimi çok önemlidir. Her hangi bir hastalığı olmayan kişiler metabolizmalarını hızlandırmak için beyaz çay, yeşil çay, zencefil, limondan oluşan bitki çaylarından faydalanabilir.

Sahur:

Yazının devamı...

Besinler İlacınız Olsun

31 Ocak 2019

Havaların soğuduğu ve yağışlı havaların bitmediği bu günlerde sağlığımızı korumak, hasta olmamak için sadece kalın giyinmek yetmiyor. Metabolizmamızı ve bağışıklığımızı da güçlendirmemiz gerekiyor. İşte tam da bu noktada besinler ilacımız oluyor. Ve bağışıklık sistemimizi güçlendirme de bize yardımcı oluyorlar.

İşte beslenmenize ekleyebileceğiniz besinler:

SARIMSAK-SOĞAN: Sarımsak vücudumuzda ki antioksidan glutatyonun üretimini arttırmaktadır. Ruslar 18.yy’da grip ve boğmaca tedavisinde sarımsağı kullanmıştır. İçeriğinde ki kuersetin ve siyanidin biyoflavonoidleri enfeksiyonları önler. Boğaz enfeksiyonlarında sarımsağın penisilinden daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Soğan idrar söktürücü etkisiyle bedendeki toksinlerin atılmasına ve kanın temizlenmesine yardımcı olur.

ZERDEÇAL: Serbest radikaller vücutta sağlıklı hücrelere zarar verir. Zerdeçalın etken maddesi olan kurkumin yüksek antioksidan etkisiyle bu zararlı molekülleri yok eder. Her gün bir tatlı kaşığı tüketeceğiniz zerdeçal sizi günümüzün vebası olan kanser hastalığından bile koruyacak. Anti¬inflamatuar (iltihap önleyici) ve antioksidan (oksitlenmeyi giderici) özelliği ile zerdeçal bu günlerde imdadımıza yetişiyor. Zerdeçal hamilelikte rahim hareketlerini artırabileceği için anne adayları için riskli bir baharattır.

ZENCEFİL: Mezapotamya'da bulunan toprak levhalarda zencefilin içeceklere karıştırıldığı ve havayı temizlediği yazılıdır. Denizcilerin yazmış olduğu eserlerde ise Çinli denizcilerin denize açılırken deniz tutmasına karşı yanlarına zencefil aldıkları yazmaktadır. Bu nedenle zencefil hem bağışıklık güçlendirmede hem de bulantıları önlemede kullanılabilecek harika bir baharattır.

ADAÇAYI: Şifa bulmamızı sağlayan besinlerin yanı sıra bazı bitki çayları da bizleri sağlığımıza kavuşturuyor. Eski çağlar da şifa bitkisi olarak bilinen ve ‘Eğer dikmişsen adaçayını bahçeye, ne gerek var ölmeye!’ sözüyle ünlenen adaçayı hastalıklardan koruyucu gücü ile dikkatleri üzerine çekiyor. Yaprakları tüylüdür ve beyazımsı bir renktedir bu kısmı çay yapılarak tüketilmektedir. Bağışıklık sistemimizi güçlendirici etki yapmaktadır. Yani hastalıktan korunma da etkilidir. Ayrıca hastalık sonrası oluşabilecek halsizlik, kas yorgunluğu gibi rahatsızlıkları önleyici etkilere de sahiptir.

YEŞİLÇAY: Yeşil çay içerdiği fitokimyasal bileşikler nedeniyle çok iyi bir anti-inflamatuvardır. Yeşil çayın bu özelliğinden faydalanmak için günlük en az 3-4 fincan yeşil çay içilmesi tavsiye edilmektedir. Ancak yeşil çay kafein içeren bir içecektir. Her hangi bir sağlık sorunu olanlar ve anne adayları tüketimine dikkat etmelidir. Çünkü kafeinin aşırı alımı ilk 12 haftalık dönemde spontan düşüklerin oluşmasına neden olabilir.

BALIK:

Yazının devamı...

2019’da Beslenmenizde Bunları Hedefleyin

23 Aralık 2018

2018’i geride bırakmaya bir hafta kaldı. 2019’u karşılamanın heyecanı ile yeni yıla bağlanan umutlar ve beklenen istekler de sıralanmaya başlandı. İlk sıraları genelde sağlık ve mutluluk alsa da çoğu kişi sağlık kısmında kendinde nasıl değişiklikler yapabileceğini bilemeyebiliyor. Oysa beslenmenizde benimseyeceğiniz bazı maddeler ile 2019’u daha sağlıklı ve daha rahat geçirebilmeniz mümkün.

İşte bu maddeler:

1) Popüler diyetlerden korunun: Kısa sürede fazla kilolar vermek çoğu kişinin hayali ve ne yazık ki bunu vaad eden birçok popüler diyet var. Fakat bu şekilde verdiğinizi zannettiğiniz kilolarınız kısa süre sonra fazlasıyla size geri gelebilir. Sizden sağlığınızı da götürebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerine göre bir kişinin ayda 2-4 kg arasında kilo kaybı normaldir. (Bu değer yaş, cinsiyet, aktivitelere göre farklılık gösterebilir.) Verdiğiniz kilonun geri gelmemesi ve uyguladığınız programların bir ömür sürdürülebilir, yaşanılabilir, uygulanabilir olması bu noktada çok önemlidir. Uyguladığınız programda kaçamaklarınız dahi olsa pes etmek yerine kaçamaklarınızın telafisini öğrenerek yola devam etmelisiniz.

2) 2019’da daha çok su için: Sağlıklı ve temiz bir vücudun en önemli ihtiyaçlarından birisi de sudur. Metabolik olayların gerçekleşebilmesi için vücudun suya ihtiyacı vardır. Yetişkin bir bireyin gün içerisinde yaklaşık 2,0-2,5 litre su içmesi istenirken bu ihtiyaç hamilelerde, sporcularda, emzikliliklerde, diüretik sıvı alanlarda ve yaşlılarda değişiklik gösterebilir. Yeterli su içip içmediğinize idrar renginize bakarak karar verebilirsiniz. Koyu idrar rengi suyu yetersiz içtiğinizin göstergesidir.

3) Sofralarınızı renklendirin: 2019’da besin gruplarını ve besin ögelerini eksik tüketmediğinize emin olun. Sofralarınızı ve menülerinizi renklendirin. Olabildiğince çeşitli beslenin. Et, süt, tahıl, sebze gruplarını yeterli ve dengeli tükettiğinize vitamin ve mineral eksikliklerinizin olmadığına emin olun. Her hangi bir eksikliğinizin olduğunu düşünüyorsanız bir uzmana danışmadan kesinlikle takviyeleri kullanmayın.

4) Yemekleri tatmadan tuz eklemeyin: Çoğu kişi daha yemeği tatmadan tuz ekleyebiliyor bu gereksiz tuz tüketiminizi tetikleyen çok büyük bir hatadır. Sizin de böyle bir alışkanlığınız varsa mutlaka bu alışkanlığınızı değiştirmeye çalışın. Bir anda değiştiremiyorsanız bile yavaş yavaş deneyin. Önce yemeklerinizi tadın sonrasında eklemek istiyorsanız tuz ilave edin.

5) Sofralarınızda baharatlara da yer verin:

Yazının devamı...

Altın Besinlerle Altın Değerinde Yaşayın

7 Aralık 2018

Önemli olan uzun yaşamak mı? Sağlıklı ve kaliteli yaşamak mı? Bana soracak olursanız insan sağlıklı olduğu, keyfini çıkarabildiği kadar yaşıyor hayatta.Sağlığın kıymetini bilenlerden ve sağlıkla hayatın keyfini çıkarmayı seçenlerdenseniz bu yazım tam size göre.

Sağlığına sağlık katmak isteyenler için altın değerinde 10 besin:

1) KETEN TOHUMU: Omega-3 yağ asidi, posa ve lignanın zengin kaynağıdır. Lignanlar hastalıklardan koruyucu bağışıklığı arttırıcı maddelerdir. Toz keten tohumunun günde 40 gram tüketildiği takdirde menopoz sıkıntılarını azaltacağı çalışmalarda gösterilmiştir. HDL kolesterolü arttırırken kabızlığın giderilmesinde ve meme kanserini önlemede önemli bir yeri vardır. Sebze yemekleri, yoğurt, salata veya çorbaya eklenerek tüketilebilir.

2) YOĞURT: Bağırsaklarda zararlı bakterilerin üremesini önleyerek bağırsakların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Vücuttaki total kolesterol miktarını ve LDL-kolesterolü azaltır. Antibiyotik kullanan kişiler, yararlı bakterileri ilacın zararlı etkisinden korumak için probiyotik kaynağı yoğurdu tüketmelidir. Laktoz intoleransı olan ve bağırsaklarında gaz problemi yaşayan kişiler sütü tüketemedikleri için yoğurdu tercih edebilirler.

3) KURU ERİK: Çoğu meyveye göre bazı besin öğelerinden zengin olan kuru erik, muza göre yaklaşık 2 kat daha fazla potasyum içermektedir. Yaban mersini ile karşılaştırıldığında ise antioksidan içeriklerinin hemen hemen aynı olduğu görülmüştür. Yüksek lif içeriğine ve difenil izatenin maddesine sahiptir. Bu sayede bağırsak sağlığını korur. Kabızlık problemi yaşayan kişilerin tedavi için tüketebilecekleri bir meyvedir.

4) YEŞİL MERCİMEK: Posa ve B vitamini içeriği yüksek olan bir kurubaklagil çeşididir. Yeşil mercimek aynı zamanda bitkisel bir protein kaynağıdır. Vejetaryanlar veya düzenli et tüketemeyen kişiler protein kaynağı olarak kullanabilir.

5) CEVİZ: Yapılan çalışmalara göre günde 10 adet ceviz tüketildiği takdirde osteoporoz riski azaltmakta ve meme kanserine karşı koruyucu etki yapmaktadır. Fitosterol ve omega-3 yağ asidi kanser tümör gelişimini yavaşlatır ve cevizinde içeriğinde fitosterol ve omega-3 vardır. Ancak zayıflamak isteyen kişilerin beslenme düzenlerinde ki yağ içeriklerini buna göre ayarlamaları gerekmektedir. Çünkü normalde 2 tam ceviz 1 tatlı kaşığı zeytinyağına eşdeğerdir.

6) BÖĞÜRTLEN:

Yazının devamı...