Progesteron Kullanılabilir mi?

2 Temmuz 2019

Miyomlar rahmin iyi huylu tümörlerdir. Rahimde yer alan ‘miyometrium’ isimli kas dokusundan anormal olarak büyüyerek meydana gelen miyomlar, günümüzde yaklaşık olarak her 4 ila 5 kadından birinde görülebiliyor.

Özellikle 30-40 yaşlarından sonra ortaya çıkan bu iyi huylu tümörler bazen hiçbir belirti göstermeyebiliyor. Bu nedenle miyoma sahip olan kadınların birçoğu bu durumdan haberdar bile değil. Bu kitlelerin neden oluştuğu bilinmese de genel olarak artan östrojen seviyesi ile yakından alakalı.

Menopoz döneminde östrojen seviyesinin düşmesi ile beraber miyomlarda hızlı bir gerileme hatta zamanla kaybolma meydana gelebilir. Gebelikte ise miyomlar, rahimin büyümesi ile beraber gelişme gösterebilirler. Ancak doğumun gerçekleşmesinden sonra miyomların boyutlarında küçülme veya kaybolma gibi durumlar görülebilmekte ya da herhangi bir değişiklik meydana gelmemektedir.

Miyom tedavisinde progesteron hormonunun yeri

Progesteron hormonu östrojenin vücutta ortaya koyduğu etkiyi dengelemeye yarayan, onun zıttı olarak fonksiyon gören bir hormondur. Bu nedenle östrojen ile büyüyen miyom harın tedavisinde progesteron kullanılabileceği düşünülmüştür.

Ancak kullanılan vakalarda progesteronun miyomu tedavi etmede etkisiz olduğu görülmüştür. Sadece adet döneminde kanamanın olduğu rahim içerisini döşeyen ‘endometrium’ diye bilinen dokuda atrofi yaparak kanamayı azaltabilir. Bu nedenle miyom tedavisinde progesteron tedavisi sadece hafif semptomları ve küçük miyomları olan seçilmiş hastalarda etkili olabilir.

Tedavi yöntemleri

Miyomların en kesin tedavi yöntemi cerrahi müdahaledir. Diğer tedavi yöntemleri ile miyomun büyümesi durdurulabilir ya da küçülmesi sağlanabilir.

Yazının devamı...

Enfeksiyon Riski Düşük 3 Boyutlu Ameliyat

18 Haziran 2019

2005 yılında Da Vinci cerrahi sisteminin jinekolojik hastalıklarda kullanılması için FDA onayı aldıktan sonra robotik destekli minimal invaziv operasyonlar dünyada büyük bir hızla yayılmaya başladı.

Konvansiyonel laparoskopik operasyonlara benzer bir şekilde robotik cerrahi gelişmiş perioperatif sonuçları ile beraber hastanın operasyon sonrasında hastanede kalma süresinde düşüş ve daha kaliteli bir iyileşme süreci elde edilir.

Robotik cerrahi klasik laparoskopik yöntemde kısıtlı olan iki boyutlu görüş, kamera hassasiyeti, laparoskopik enstrümanlar için kısıtlı hareket alanı ve cerrahın kötü ergonomik pozisyonu gibi durumları önemli ölçüde geliştirir. Robot destekli bu yaklaşımda bunlarla beraber hastanın ameliyat süresince ya da sonrasında komplikasyon yaşama riskini de minimum seviyeye indirir.

Enfeksiyon Riski Minimum

Yapılan araştırmalara göre robot destekli operasyonların açık yöntemlere göre pek çok avantajı bulunuyor. Robotik cerrahi yönteminde daha az kan kaybı oluşur, bu da ameliyat sırasında hastanın kan ihtiyacını düşürür.

Ayrıca derin toplar damar pıhtılaşması, enfeksiyon, lenfosel, hematom ve anastomoz kaçağı gibi komplikasyonların görülme oranı açık operasyonlara ve laparoskopik operasyonlara göre çok daha düşüktür. Operasyon için açılan kesinin çok küçük olması ve minimal invaziv şeklinde hastaya minimum müdahale edilmesi sayesinde kanama ya da enfeksiyon gibi yaşanabilecek olumsuz durumların önüne rahat bir şekilde geçilebilir.

Robotik Cerrahi ile Ameliyat Sonrası

Robotik cerrahinin tercih edildiği operasyonlarda ameliyat sonrası süreç diğer operasyonlara göre oldukça konforludur ve iyileşme kısa sürelidir. Hastanın vücuduna mümkün olan az seviyede (gereksiz müdahale ve hareket az olarak yapılmaktadır) müdahale edildiği için iyileşme süreci çok hızlı gerçekleşir.

Yazının devamı...

Cerrah Kontrollü Operasyon

29 Mayıs 2019

Son yıllarda ülkemizde de birçok operasyonda kullanılan robotik cerrahi yöntemi gelişmiş teknolojisi ile hastalara olduğu kadar doktorlara da konforlu bir çalışma alanı sağlıyor.

Robotik kollarda yer alan üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü sunabilen kamera sayesinde güvenli bir çalışma ortamı sağlayan “Da Vinci” isimli robot, üç ana sistemden meydana gelir. Halk arasında sanılanın aksine operasyon tek başına otonom olarak robot tarafından gerçekleştirilmez.

Operasyon, robotik kolların kontrol edildiği ve yönlendirildiği konsolun başında oturan cerrah tarafından yapılır. Üç ana sistemden oluşan cihazın konsol dışında robotik kollarının yer aldığı bölümü ve kamera sistemi ile ışık kaynağının yer aldığı kule bölümü bulunur.

Robotik cerrahi ile tam kontrol

Konsolun başında oturan cerrah tüm sistemi ve operasyonu buradan yönetir. Gelişmiş kontrol mekanizması ve herhangi bir titremenin olmadığı hassas robotik kollar ile ameliyat güvenli bir şekilde tamamlanabilir.

Konsol üzerinde yer alan pedallar ve kontrol ünitesi tüm hareketi sağlayan birimlerdir. Konsola oturan cerrah ellerini kontrol bölümlerine yerleştirerek buradan el, parmak ve bilek hareketleri ile robot kollarını yönlendirir.

Cerrahın daha az yorulması hastanın ameliyatını etkiler mi?

Cevabımız kesinlikle evet. Cerrah üst kısma da kafasını dayayarak kameradan gelen üç boyutlu ve 10-15 kat büyütülmüş görüntü sayesinde operasyonu gerçekleştirir. Yüksekliğinin ayarlanabilir olması sayesinde her doktor problem yaşamadan konsolu kullanabilir. Ayrıca ameliyatı yapan cerrahın oturur pozisyonda olması aynı zamanda daha az yorulmasını ve daha fazla odaklanmasının yanı sıra yorgunluğa bağlı hataları da en aza indirir.

Yazının devamı...

Pratiklik Getiren Ameliyat

24 Mayıs 2019

“Robot Yardımlı Cerrahi” olarak da bilinen robotik cerrahi, birçok kompleks prosedürün daha esnek, hassas ve klasik cerrahi tekniklerden daha kontrollü bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar

Bu robotik cihaz üzerinde yer alan üç boyutlu kamera ve yakınlaştırma özelliği sayesinde her bir dokunuş, minimal invaziv bir yöntemle gerçekleştirilen mükemmel bir keskinlikle yapılır. Bu da hastanın sadece operasyon bölgesine odaklanarak mikro cerrahi yapılabilmesine olanak sağlar.

Robotik cerrahi doktorla beraber hastaya da konforlu bir operasyon süreci sunar. Konvansiyonel laparoskopik yöntemin getirdiği avantajları bir adım ileri çıkaran bu yöntem, günümüzün en ileri teknoloji ürünü, gelişmiş ameliyat yöntemi olarak kabul edilir. <#comment><#comment>

ROBOTİK CERRAHİ İLE GELEN KONFOR

SADECE AMELİYAT SIRASINDA DEĞİL SONRASINDA DA DEVAM EDER

Robotik cerrahi ile operasyonlar bir santimden küçük kesilerden gerçekleştirilir. Bu da operasyon bölgesinde hemen hemen hiçbir iz olmaması anlamına gelir. Özellikle jinekolojik operasyonlarda göbek deliğinden yapılan operasyonlarda ameliyat izi dışarıdan gözle görülemeyecek seviyelerde olur.

Vücudun diğer bölgelerine yapılan operasyonlarda ise kesiler genellikle dışarıdan görülmeyecek noktalardan yapılır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise operasyon izi her ne kadar ilk başta gözle görülür olsa da operasyondan yaklaşık bir sene sonra gözle seçilemeyecek derecede kaybolur. Bu da vücudunda operasyon izi istemeyen kadınların ameliyata psikolojik yönden de olumlu bir şekilde hazırlanmalarının önünü açar.

Yazının devamı...

Robotik ile Kanser Kontrolü

16 Mayıs 2019

Dünyada kalp hastalığından sonra ölüme en çok neden olan rahatsızlık kanserdir. Jinekolojik kanserler, diğer kanserler arasında daha çok öne çıkar. Kanser nedenli ölümlerin oranı her geçen yıl daha da artar ve önümüzdeki yıllarda kalp hastalıklarını geçeceği düşünülür.

Teknolojide yaşanan gelişmeler ve yapılan tıbbi araştırmaların birçoğu kanseri ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu nedenle bu alanda önemli gelişmeler yaşanır.

Son yıllarda giderek yaygınlaşan robotik cerrahi yöntemi ile kanser tedavisinde önemli başarılar elde edilir. Özellikle jinekolojik kanserlerde robotik cerrahi sayesinde yüz güldürücü sonuçlar görülüyor. Da Vinci adı verilen robot ile yapılan operasyonlarda kanser tedavisinde önemli ilerlemeler sağlanır.

Robotik Cerrahi Nasıl Uygulanır?<#comment><#comment>

Jinekolojik kanserlerde robotik cerrahi yöntem aslında halk arasında kapalı ameliyat olarak olarak bilinen laparoskopinin teknolojik olarak daha gelişmiş bir türüdür. Tıpkı laparoskopik yöntemde olduğu gibi bu yöntemde de hastanın karın boşluğuna yapılan 1 cm den küçük kesilerden kamera yardımıyla gerçekleştirilir.

Robotik kollarda yer alan cerrahi aletler ile bu kesilerden girilerek müdahale yapılır. Robotik cerrahi yönteminde kullanılan kamera 3 boyutlu bir görüntü sağlanır ve bu nedenle oldukça geniş bir görüş alanı elde edilir.

Hassas robotik kollar sayesinde doktorlar daha küçük alanlara neredeyse sıfır hata ile müdahale edebilir. Bu sayede hasta için de operasyon daha konforlu bir hale gelir.

Yazının devamı...

Rahim Sarkması Belirtileri Kişiden Kişiye Değişiyor

30 Nisan 2019

Rahim sarkması, kadınların yaşam kalitesini düşüren ve her yaştan kadında yüksek oranlarda görülen bir sorundur. Rahim sarkması, özellikle çok sayıda normal doğum yapan kadınlarda daha sık görülür.

Rahim sarkmasına bağlı meydana gelen sorunlar oldukça çeşitli. Sarkmanın şiddetine göre belirtiler değişiyor. Adet düzensizliği ise rahim sarkması için doğrudan bir sonuç değil.

Kasık ağrısı, iç genital organların (mesane, rahim ve/veya rektum) vajinadan önce ıkınarak, daha sonra devamlı olarak dışarı sarkması, idrarını zor yapma, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, bel ve bacak ağrıları, cinsel fonksiyon bozuklukları ya da kabızlık rahim sarkmasının en yaygın belirtileri arasında yer alır. Bazı hastalarda pelvik tabandaki destek dokudaki bozukluğa ilave olarak mesane boynunda da zayıflık sonucu idrar kaçırma da sarkma ile birlikte görülebilir.

Pek çok farklı nedeni olabilir

Rahim sarkmasının temelinde pelvik bölgede (leğen kemiği) bulunan kasların zayıflaması yatar. Zayıflayan kaslar rahmi gerektiği gibi tutamadığı için rahim aşağıya doğru sarkar ve zamanla bazı hastalarda dışarı çıkabilir. Rahim sarkmasına sıklıkla mesane ve/veya rektum ön duvarı sarkması eşlik eder.

Rahim sarkmasının pek çok farklı nedeni olabilir. Çok sayıda doğum yapmak, uzun süren ve zor bir normal doğum yapmak, müdahaleli doğum yapmak, kilolu bebek doğurmak, yaşlanma, aşırı kilo alıp verme rahim ağzı sarkmasına neden olan durumlardan bazılarıdır. Ağır kaldırmak, pelvik bölgeyi zorlayan ters hareketler yapmak da sarkmaya neden olabilir.

En ciddi belirtisi!

Rahim sarkmasının belirtileri kişiden kişiye değişebileceği gibi sarkmanın şekline ve şiddetine bağlı olarak da değişiklik gösterebilir. En ciddi belirtisi ise idrar kaçırmadır.

Yazının devamı...