Ameliyatın Ardından Miyom Tekrarlar mı?

22 Temmuz 2019

Miyom, rahim duvarındaki düz kaslarda ortaya çıkan iyi huylu tümörlerin genel adıdır. Kadınlar arasında oldukça yaygın bir sorun olan miyomlar, kontrol altına alınmadığı sürece ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilir.

Miyomların düzensiz kanamalara, ağrılı adet olmaya, kısırlığa ve düşük yapmaya neden olduğu bilinir. Bu nedenle özellikle gebe kalmak isteyen kadınların hamilelik öncesinde mutlaka jinekolojik muayene yaptırması tavsiye edilir.

İlk 5 yıl içinde...

Miyom tedavisinde kesin çözüm çoğu zaman cerrahi müdahale olur. Bazı durumlarda miyomun kendiliğinden kaybolduğu da gözlemlenir.

Miyom sorunu hormonlar ile alakalı olduğu için gebelikte ortaya çıkan miyomların gebelikten sonra kaybolması, menopoz dönemine giren kadınlarda miyomların küçülmesi ve kendiliğinden yok olması mümkün.

Ancak bu durumlar haricinde miyom tedavisinde en kesin çözüm cerrahi müdahaledir. Miyomlar rahim duvarında bulunan düz kaslarda oluştukları için ameliyat sonrasında miyom oluşumlarının tekrarlama ihtimali var.

Miyom operasyonu geçiren kadınlarda ilk beş yıl içerisinde yeniden miyom oluşma ihtimali yaklaşık olarak %15 civarında. Miyom operasyonlarında açık ve kapalı teknik uygulanması mümkün. Açık miyom ameliyatları laparotomi olarak adlandırılır. Bu teknik miyom çapının çok büyük olduğu veya miyom sayısının çok fazla olduğu olduğu durumlarda tercih edilebilir. Miyomların kötü huylu tümörlere dönüşme ihtimali %0.2 olsa da kanser şüphesi bulunan miyomlarda da açık ameliyat tekniği uygulanır.

Günümüzde modern miyom ameliyatındaki iki teknik:

Yazının devamı...

Progesteron Kullanılabilir mi?

2 Temmuz 2019

Miyomlar rahmin iyi huylu tümörlerdir. Rahimde yer alan ‘miyometrium’ isimli kas dokusundan anormal olarak büyüyerek meydana gelen miyomlar, günümüzde yaklaşık olarak her 4 ila 5 kadından birinde görülebiliyor.

Özellikle 30-40 yaşlarından sonra ortaya çıkan bu iyi huylu tümörler bazen hiçbir belirti göstermeyebiliyor. Bu nedenle miyoma sahip olan kadınların birçoğu bu durumdan haberdar bile değil. Bu kitlelerin neden oluştuğu bilinmese de genel olarak artan östrojen seviyesi ile yakından alakalı.

Menopoz döneminde östrojen seviyesinin düşmesi ile beraber miyomlarda hızlı bir gerileme hatta zamanla kaybolma meydana gelebilir. Gebelikte ise miyomlar, rahimin büyümesi ile beraber gelişme gösterebilirler. Ancak doğumun gerçekleşmesinden sonra miyomların boyutlarında küçülme veya kaybolma gibi durumlar görülebilmekte ya da herhangi bir değişiklik meydana gelmemektedir.

Miyom tedavisinde progesteron hormonunun yeri

Progesteron hormonu östrojenin vücutta ortaya koyduğu etkiyi dengelemeye yarayan, onun zıttı olarak fonksiyon gören bir hormondur. Bu nedenle östrojen ile büyüyen miyom harın tedavisinde progesteron kullanılabileceği düşünülmüştür.

Ancak kullanılan vakalarda progesteronun miyomu tedavi etmede etkisiz olduğu görülmüştür. Sadece adet döneminde kanamanın olduğu rahim içerisini döşeyen ‘endometrium’ diye bilinen dokuda atrofi yaparak kanamayı azaltabilir. Bu nedenle miyom tedavisinde progesteron tedavisi sadece hafif semptomları ve küçük miyomları olan seçilmiş hastalarda etkili olabilir.

Tedavi yöntemleri

Miyomların en kesin tedavi yöntemi cerrahi müdahaledir. Diğer tedavi yöntemleri ile miyomun büyümesi durdurulabilir ya da küçülmesi sağlanabilir.

Yazının devamı...

Enfeksiyon Riski Düşük 3 Boyutlu Ameliyat

18 Haziran 2019

2005 yılında Da Vinci cerrahi sisteminin jinekolojik hastalıklarda kullanılması için FDA onayı aldıktan sonra robotik destekli minimal invaziv operasyonlar dünyada büyük bir hızla yayılmaya başladı.

Konvansiyonel laparoskopik operasyonlara benzer bir şekilde robotik cerrahi gelişmiş perioperatif sonuçları ile beraber hastanın operasyon sonrasında hastanede kalma süresinde düşüş ve daha kaliteli bir iyileşme süreci elde edilir.

Robotik cerrahi klasik laparoskopik yöntemde kısıtlı olan iki boyutlu görüş, kamera hassasiyeti, laparoskopik enstrümanlar için kısıtlı hareket alanı ve cerrahın kötü ergonomik pozisyonu gibi durumları önemli ölçüde geliştirir. Robot destekli bu yaklaşımda bunlarla beraber hastanın ameliyat süresince ya da sonrasında komplikasyon yaşama riskini de minimum seviyeye indirir.

Enfeksiyon Riski Minimum

Yapılan araştırmalara göre robot destekli operasyonların açık yöntemlere göre pek çok avantajı bulunuyor. Robotik cerrahi yönteminde daha az kan kaybı oluşur, bu da ameliyat sırasında hastanın kan ihtiyacını düşürür.

Ayrıca derin toplar damar pıhtılaşması, enfeksiyon, lenfosel, hematom ve anastomoz kaçağı gibi komplikasyonların görülme oranı açık operasyonlara ve laparoskopik operasyonlara göre çok daha düşüktür. Operasyon için açılan kesinin çok küçük olması ve minimal invaziv şeklinde hastaya minimum müdahale edilmesi sayesinde kanama ya da enfeksiyon gibi yaşanabilecek olumsuz durumların önüne rahat bir şekilde geçilebilir.

Robotik Cerrahi ile Ameliyat Sonrası

Robotik cerrahinin tercih edildiği operasyonlarda ameliyat sonrası süreç diğer operasyonlara göre oldukça konforludur ve iyileşme kısa sürelidir. Hastanın vücuduna mümkün olan az seviyede (gereksiz müdahale ve hareket az olarak yapılmaktadır) müdahale edildiği için iyileşme süreci çok hızlı gerçekleşir.

Yazının devamı...

Cerrah Kontrollü Operasyon

29 Mayıs 2019

Son yıllarda ülkemizde de birçok operasyonda kullanılan robotik cerrahi yöntemi gelişmiş teknolojisi ile hastalara olduğu kadar doktorlara da konforlu bir çalışma alanı sağlıyor.

Robotik kollarda yer alan üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü sunabilen kamera sayesinde güvenli bir çalışma ortamı sağlayan “Da Vinci” isimli robot, üç ana sistemden meydana gelir. Halk arasında sanılanın aksine operasyon tek başına otonom olarak robot tarafından gerçekleştirilmez.

Operasyon, robotik kolların kontrol edildiği ve yönlendirildiği konsolun başında oturan cerrah tarafından yapılır. Üç ana sistemden oluşan cihazın konsol dışında robotik kollarının yer aldığı bölümü ve kamera sistemi ile ışık kaynağının yer aldığı kule bölümü bulunur.

Robotik cerrahi ile tam kontrol

Konsolun başında oturan cerrah tüm sistemi ve operasyonu buradan yönetir. Gelişmiş kontrol mekanizması ve herhangi bir titremenin olmadığı hassas robotik kollar ile ameliyat güvenli bir şekilde tamamlanabilir.

Konsol üzerinde yer alan pedallar ve kontrol ünitesi tüm hareketi sağlayan birimlerdir. Konsola oturan cerrah ellerini kontrol bölümlerine yerleştirerek buradan el, parmak ve bilek hareketleri ile robot kollarını yönlendirir.

Cerrahın daha az yorulması hastanın ameliyatını etkiler mi?

Cevabımız kesinlikle evet. Cerrah üst kısma da kafasını dayayarak kameradan gelen üç boyutlu ve 10-15 kat büyütülmüş görüntü sayesinde operasyonu gerçekleştirir. Yüksekliğinin ayarlanabilir olması sayesinde her doktor problem yaşamadan konsolu kullanabilir. Ayrıca ameliyatı yapan cerrahın oturur pozisyonda olması aynı zamanda daha az yorulmasını ve daha fazla odaklanmasının yanı sıra yorgunluğa bağlı hataları da en aza indirir.

Yazının devamı...

Pratiklik Getiren Ameliyat

24 Mayıs 2019

“Robot Yardımlı Cerrahi” olarak da bilinen robotik cerrahi, birçok kompleks prosedürün daha esnek, hassas ve klasik cerrahi tekniklerden daha kontrollü bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar

Bu robotik cihaz üzerinde yer alan üç boyutlu kamera ve yakınlaştırma özelliği sayesinde her bir dokunuş, minimal invaziv bir yöntemle gerçekleştirilen mükemmel bir keskinlikle yapılır. Bu da hastanın sadece operasyon bölgesine odaklanarak mikro cerrahi yapılabilmesine olanak sağlar.

Robotik cerrahi doktorla beraber hastaya da konforlu bir operasyon süreci sunar. Konvansiyonel laparoskopik yöntemin getirdiği avantajları bir adım ileri çıkaran bu yöntem, günümüzün en ileri teknoloji ürünü, gelişmiş ameliyat yöntemi olarak kabul edilir.

ROBOTİK CERRAHİ İLE GELEN KONFOR

SADECE AMELİYAT SIRASINDA DEĞİL SONRASINDA DA DEVAM EDER

Robotik cerrahi ile operasyonlar bir santimden küçük kesilerden gerçekleştirilir. Bu da operasyon bölgesinde hemen hemen hiçbir iz olmaması anlamına gelir. Özellikle jinekolojik operasyonlarda göbek deliğinden yapılan operasyonlarda ameliyat izi dışarıdan gözle görülemeyecek seviyelerde olur.

Vücudun diğer bölgelerine yapılan operasyonlarda ise kesiler genellikle dışarıdan görülmeyecek noktalardan yapılır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise operasyon izi her ne kadar ilk başta gözle görülür olsa da operasyondan yaklaşık bir sene sonra gözle seçilemeyecek derecede kaybolur. Bu da vücudunda operasyon izi istemeyen kadınların ameliyata psikolojik yönden de olumlu bir şekilde hazırlanmalarının önünü açar.

Yazının devamı...