Bir yılı daha harcadık

Bir yılı daha harcadık

Doğan HEPER

YENİ bir yıla giriyoruz.
Türkiye huzursuz bir 1997 geçirdi. İçte istikrarsızlık görüntüsü pekişti. Dışta, Avrupa Birliği ile ilişkiler koptu.
Oysa Türkiye'nin istikrara ihtiyacı var. Avrupa'yla bütünleşmeye ihtiyacı var.
"Ülkenin istikrara ihtiyacı var" cümlesi 1997'de belki en çok kullanılan cümle oldu.
Yıl içinde iki hükümet değişti, beş parti iktidar oldu.
Ama istikrar bir türlü gelmedi.
Liderlere yeni anlayış hakim olmazsa 1998'de de gelmesi zor.
Politikacılarımızda anlayış değişikliğinin gerçekleşme ihtimali var mı?
Görünürde yok, ama olmalı.
Türkiye için başka çıkış yolu yok.
* * *
LİDERLERİN aklı başına gelene kadar Türk demokrasisinin başına bir kaza gelmesinden korkanlar acaba haksız mı?
Demokrasi böyle düşe kalka yürüyecek, partiler birbirinin kuyusunu kazacak, her gün seçimmiş gibi ülkede tansiyon yüksek tutulacak; bu kabul edilebilir mi?
Gelir dağılımı dengesizliği sürecek, vergide adaletsizlik giderilemeyecek, enflasyon düşmeyecek, sağlıkta, eğitimde adil bir düzen kurulamayacak.
Orta sınıf gittikçe ezilecek, emekli ayda 40 - 50 milyona talim ederken, 500 milyar liraya mal olan düğünler yapılacak ve ülkede sosyal adaletin katli devam edecek.
Kimi yiyecek, kimi bakacak...
Mahalle arasında kahya denilen, eğlence yerlerinde adı bodygard olan küçük mafyadan, karapara, uyuşturucu mafyasına kadar imkan, güç, yetki hep mafyanın elinde olacak. Rüşvetin girmediği delik, beceremediği iş kalmayacak...
Meclis etkisiz, hükümet güçsüz, adalet yetkisiz olacak.
Ve Türkiye'de istikrar ve huzur sağlanacak.
Mümkün mü?
İşte 1997'nin bir açıdan bilançosu bu...
Yeni yılda, 1998'de bu değişmeli.
Türkiye aklını başına toplamalı.
Anayasa'da yazdığı gibi:
"Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olmalı.
Bunu yapacak olanlar Demirel, Yılmaz, Erbakan, Çiller, Ecevit, Baykal, Cindoruk değil mi?
Türkiye'nin kaderi onların elinde.
Onlar sorumlu. Bu sorumluluğa onlar talip oldu.
Sorumluluklarını yerine getirmezlerse tarih onlardan hayırla söz etmeyecek.
Ve onlar bu gidişe "dur" demezse 1998 de kaybedilmiş bir yıl olacak.
İnşallah olmaz.
* * *
1997'nin ilk yarısındaki hükümet istifa etti, ayrıldı.
İkinci yarıdaki hükümet ise Türkiye'de az ve zor rastlanır bir uzlaşma ile kuruldu. Üç ortak ve bir destekle işe koyuldu.
Bir umut olarak doğdu. Bu umut söndürülmemeli, mümkünse güçlenmeli.
Son günlerde tanıdık, başka bir umut da yeniden canlandırılıyor. Şimdilik kağıt üzerinde de olsa olumlu niyetler tazeleniyor, sinyaller veriliyor. ANAP, DYP ve MHP'nin birleşmesi gündeme getiriliyor.
Zor ama, bu ciddileşirse DSP ile CHP de onları neden izlemesin?
İstikrarın yolunu gözleyenlerin 1998'de de beklentileri sürecek...
Umut bitmez...
Hepinize mutlu seneler...



Yazara EmailD.Heper@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR