ORTADOĞU ARAPSAÇI

Türkiye bir türlü rahat olamıyor.
80 milyon Türk tedirgin.
Dış problemler var. Halk sıkılıyor, iç problemler var, halkı yakıyor.
Türkiye önce Şam’la dosttu.
Sonra düşman oldu.
Obama zamanı Suriye’ye destekle geçti.
ABD askerleri Türkiye’yi Suriye’de desteklemedi.
Bilakis, Türkiye’ye düşmanlık eden YPG ile bir oldu.
YPG’nin amacı Suriye’nin kuzeyinde, yani Türkiye’nin güney sınırı boyunca bir Kürt devleti kurmaktı.
İşte Suriye yani Şam buna karşıydı ama ABD gizli kapaklı da olsa bu devletin kurulmasını destekledi.
***
Günler geçti, Suriye’ye Rusya hakim oldu.
ABD hakimiyeti Washington için hüsranla bitti.
Ankara, Rusya ve İran Suriye’ye hakim bir üçlü olarak faaliyete geçti.
Ateşkes toplantısı oldu.
Türkiye Rusya ve İran Suriye’de ateşkes için kararlı olduklarını ortaya koydu.
Aynı zamanda ABD başkanlığını Trump kazandı.
ABD Trump sonrasında Ortadoğu’daki liderliği Rusya’nın kapmasına suskun kalacak mıydı?
Kalamazdı.
***
Olayların içinde Türkiye de vardı.
Türkiye El Bab’ı aldıktan sonra Menbic ve Rakka’ya yürüyecekti.
Oysa Cumhurbaşkanı geçen gün “El Bab’dan daha öteye gitmeyiz” dedi.
Şam ordusu güneyden hızlıca El Bab’a geldi.
Türkiye sustu.
Türkiye sınırında güvenlikli bölgeler kurulmasını istedi ama ABD hep karşı çıktı. Obama hükümeti hep Kürtlerin istediğini yaptı.
Şimdi Rusya’nın da anlaştığı “üçlü”den biri olan Ankara’nın istememesine rağmen bir Kürt devletinin Türkiye’nin sınırında kurulmasına “evet” diyebileceği söyleniyor.
Dış olaylar adeta her gün değişiyor.
Bunları söylerken, şimdi başımıza bir de Yunanistan krizi çıktı veya çıkarıldı.
***
Bu dış olaylar bir yana, kapıda iç problemler de hazır gibi.
Nisan ayında referandum var.
Ama bazıları “olağanüstü hal” varken referandum yapılmaz diyor. Olağanüstü halin baskı sayılabileceğini söylüyor.
Aksi görüşte olanlar ise, sağlıklı bir referandum için olağanüstü hal gereklidir diyor.
Bu tartışma bile gösteriyor ki 80 milyon vatandaş şimdiden ikiye bölündü.
Bu dış ve iç problemler halkımızı mutlu eder mi?

EMEKLİ Eşit olmalı

Emekliler için amiyane tabiriyle “Her kafadan bir ses” çıkıyor.
30 yıl çalışıp emekli olanlar yine de çalışıyorlarsa, şöyle olacak, böyle olacak. Şunu alacaklar, bunu alacaklar.
Emeklilere promosyon.
Emeklilere ikramiye vs, vs...
Ama şundan memur emeklisi istifade edecek, bundan SSK emeklisi istifade etmeyecek.
Oysa Bunlara ne gerek var?
Yani bu çeşitliliğe.
Bunlar emeklinin aklını karıştırmaktan başka ne işe yarar?
Emekliliği tek tip yapalım olsun bitsin denilemez mi?
Olmaz mı?
İstenirse olur.
Memur, SSK, Bağ-Kur emeklisi var.
Bu üç tip çalışan tek tip emeklilikte birleşsin.
Yani aynı şartları haiz çalışan memur da olsa, SSK’lı da olsa, Bağ-Kur’lu da olsa, emekli olunca aynı şekilde sonuçla karşılasın.
Yani emekli ikramiyesi aynı, emekli maaşı aynı olsun.
Peki, çalışanlar arasında bazı farklar varsa bu görmezden mi gelinecek?
Hayır.
Mesela tahsil durumu, mesela yabancı dil bilmek. Bunlar maaşta ve ikramiyede belli bir fark yaratmalı o kadar.
Ben bu işin uzmanı değilim ama böylece işler hem kolaylaşmaz mı, hem de daha adil olmaz mı? diyorum.
Kolaylaşır ve adaletsizlik ortadan kalkar.
Aynı şartları haiz memurlar, SSK’lılar ve Bağ-Kur’lular arasındaki fark giderilmiş olur.
Hadi bakalım bekliyoruz.

BOĞAZ Ve ihanet

Cumhurbaşkanı İstanbul Boğazı için konuştu.
Özetle, Boğaz’ın rezil edildiğini söyledi.
Doğru.
Dünyanın en güzel görünümü bazılarının elinde çirkinleşti.
Yeşil alan azaldı.
O çok yüksek, çok dik olmadığı için insana adeta rahatlık veren tepeler şimdi ihtişamlı özelliğini kaybetti.
Peki, buna kimler sebep oldu?
Sorumluluğunun farkında olmayan İstanbul yöneticileri.
Bu ihanetin onlardan hesabı sorulmalı.

ZEHİR Soba, mangal, ölüm

Her gün gazetelerde mangaldan veya sobadan çıkan gazla ölenlerin haberleri var.
Kış diye, ısınalım diye çabalarken insanlar ölüyor.
Geçende Gaziantep’te iki kız kardeş böyle öldü. Aile yıkıldı.
Başka çare kalmadı.
Yatak odalarında soba veya mangal kullanımına engel olunmalı.
Ama nasıl?..