Deprem Korkusuyla Baş Etmek

11 Ekim 2019

Kişinin stres düzeyini bir anda yükselten, kişinin korkmasına, panik yaşamasına ve kaygılanmasına neden olan olaylar 'travma' olarak tanımlanır. Deprem de insanlar için travmaya neden olan bir doğa olayıdır.

Özellikle depremi yaşayan, depremin sonuçlarını birebir gözlemleyen ya da depremde yakınları zarar gören bir insan için bu travmanın atlatılması çok daha zordur. Son aylarda ülkemizde yaşanan depremlerin artması, beklenen Büyük İstanbul Depremi ile ilgili herkesin fikir beyan etmesi ve İstanbul’da yer alan fay hatlarında yaşanan depremler bu bölgede daha önce depremi yaşayan kişilerin travmalarını gün yüzüne çıkardı. Peki deprem korkusu ile nasıl baş ederiz? Yıllar boyunca bu korku ile yaşamak zorunda mıyız?

Gerçeklerle Yüzleşin

Deprem yaşadığımız dünyanın bir gerçeği ve maalesef sonuçları herkes için üzücü olabilen bir doğal afet. Deprem korkusu ile baş etmek için ne olursa olsun bu gerçekle yüzleşmek çok önemli. Gerçekle yüzleşirken konuşmaktan, paylaşmaktan ve itiraf etmekten çekinmemek gerekir.

Bu tür travmalar yaşayan ve korkusu olan insanlar çevrelerindeki insanların da endişelenmemesi için içe kapanma eğiliminde olabilirler. Oysa paylaşmak her zaman sorunu atlatmanın en güzel yoludur. Türkiye’deki deprem gerçeği ile yüzleşirken bu konudaki hislerinizi paylaşmanız daha rahat ve sakin hissetmenize yardımcı olacaktır.

Önlem Alın

Korktuğumuz her ne ise ona karşı önlem almamız insan olarak atmamız gereken en doğru adım olacaktır. Depreme karşı nasıl önlem alacağınızı bilemiyor olmanız doğal, çünkü gerçekten önlenebilir bir afet olmadığı tüm bilim adamları tarafından kabul ediliyor. Ancak bilinçli olmak, hazırlık yapmak ve bir deprem planına sahip olmak kendinizi daima daha rahat hissetmenizi sağlar. Bu sayede korkularınızın üzerine gidebilirsiniz.

Deprem çantası hazırlamak, oturduğunuz binanın deprem dayanıklılığına ilişkin raporlarını incelemek ve gerekirse yeni bir inceleme yaptırmak, deprem anında ne yapacağınıza dair eğitimli olmak, ilk yardım eğitimi almak ve sevdiklerinize olası bir depremde ulaşabileceğiniz bir telefon sistemi kurmak kendinizi çok daha rahat hissetmenizi sağlarken, aynı zamanda korkularınız karşısında da güçlü bir şekilde durmanıza yardımcı olur.

Yazının devamı...

"El Âlem Ne Der" Düşüncesi

4 Ekim 2019

"El alem ne der" düşüncesi ile büyütülen kişilerde bir süre sonra kendilerini köşeye sıkışmış hissedebilirler. Adeta hayatlarının her adımında diğer insanların onların hakkında yapacakları yorumları önceden kestirmeye çalışma ve buna yönelik davranmaya çalışmakla geçirirler. Bu düşünce ile baş edilemezse sosyal fobinin gelişmesi kaçınılmazdır.

Kendinizi göz hapsinde mi hissediyorsunuz?

Kişi ilk başta ailesinden öğrendiği bu düşünce biçimi ile yaşamaya çalışır ve eleştiri oklarının üzerine yönelmemesi için yaptığı işleri hatasız yapmaya çalışabilir. Her adımda davranışlarını sorgular, acaba insanlar bu tavrımı beğenecek mi yoksa eleştirecekler mi şeklindeki düşünceler adeta bir göz hapsinde hissetmesine neden olur.

Sürekli temkinli davranmaya neden olur

Çocukluk yıllarından itibaren diğer insanların onlar hakkındaki düşüncelerini tahmin etmeye çalışmakla geçiren kişi bir müddet sonra gizli bir göz hapsinde olduğunu düşünerek en ufak harekette bile temkinli davranmaya çalışır.

Sosyal ortamlarda eleştirilme düşüncesi jest ve mimiklerini kontrol etmeye çalışma cabası, bu endişeler nedeniyle oluşan titreme, terleme, yüz kızarması ile baş etme cabaları o an uğraştığı işe dikkatinin verememesine ve kendinden beklenen performansı sergileyememesine neden olur.

Çocukluk çağında iç dünyasına kapanma meydana gelebilir

Genellikle 5-6 yaşlarında başlar. Bu yaşlarda arkadaşları tarafından ya da çevresinde ki kişiler tarafından dalga geçileceğine, eleştirileceğine dair hatalı inanışlar kişinin sosyal ilişkilerden uzaklaşmasına, sosyal becerilerinin gelişmemesine neden olabilir.

Yazının devamı...

Günlük Yaşamda Empatinin Önemi

12 Eylül 2019

Empati günlük yaşamda uyumlu ilişkiler oluşturmanın, stresi azaltmanın ve duygusal farkındalığı arttırmanın en önemli yönlerinden bir tanesidir. Ancak empati kurmak her zaman çok kolay olmayabilir.

Empati ile sempati birbirine karşılaştırılabilir. Sempatiklikte genel olarak kişide bir başkasına acıma ancak yine de fiziksel, mental ve duygusal olarak onların duyguları ya da deneyimleri ile aradaki mesafeyi korumayı içerir. Empati ise başka bir kişinin duygusal durumunun veya bu durumun derinliğinin gerçekten anlaşıldığı, ilgili olunduğu ve hayal edilebildiği anlardır.

Almanca "kendisiyle hissetmek" anlamına gelen "Einfühlung" teriminin çevirisi olan empatide önemli olan kişinin kendisini ve karşısında bulunan kişinin durumuna yerleştirebilmesidir.

Empatinin Türleri

Empatinin de kendi içerisinde farklı türleri bulunur. Başka bir kişinin duygularını doğru bir şekilde anlama ve buna cevap verme becerisi duygusal empatidir. Duygusal empati anlayışı bir başkasının iyiliği için endişe duymaya neden olabilmekte ya da kişisel strese sebep olabilmektedir.

Başkalarının yaşadıklarına cevap olarak bir tür fiziksel tepkinin verildiği durumlar ise somatik empatidir. Bir başkası adına utanıldığında kızarmak, bir başkasının içinde bulunduğu durum için ağlamak gibi durumlar somatik empati örnekleri arasında yer alır.

Karşıdaki kişinin zihinsel durumunu ve bu duruma cevap olarak neler düşünebildiğini anlayabilme ise bilişsel empatidir. Bu psikologların zihin teorisi olarak da adlandırdığını karşıdaki kişinin ne düşündüğünü düşünmeyi içerir.

Empatinin Yararları

Yazının devamı...

Sevilmeye Değersin

2 Ağustos 2019

Dünyadaki herkes başkaları tarafından iyi davranılmayı, sevilmeyi ve saygı duyulmayı hak eder. Birçok kişi her ne kadar muhteşem de olsa, zenginde olsa kendileri ve kendileri hakkında nasıl hissettikleri arasında dağlar kadar fark vardır.

Her yönüyle baskının olduğu bir dünya da duyulma, saygı görme ve anlaşılma savaşı verirken herkesin eşsiz bir varlık olduğunu unutması son derece kolaydır. Herkes yaşamı boyunca bu yolculukta yara alabilir ve insanlar tarafından hayal kırıklığına uğratılabilir.

Zaman içerisinde meydana gelen bu yaralar insanın kendine olan inancını kolay bir şekilde yıpratabilir. Bu noktada yapılması gereken insan deneyiminin kaçınılmaz travmalarının duruşunuzu kırmasına izin verilmemeli.

Özgüven Oluşturma

Özgüven oluşturma değerli hissetmenin bir diğer yöntemi olarak kabul edilir. Herkes özgüveni yüksek bir biçimde doğmaz ve bazı durumlarda bunu geliştirmek zorlayıcı olabilir. Çünkü kişisel deneyimler özgüvenin kaybolmasının nedenidir.

Özgüvenli birisi risk almaya istekli, hatalarını kabul eden ve onlardan ders çıkaran ve iltifatları kabul edebilen birisidir. Bunu sağlamak için daha önce neler başardığınıza bakmak, başarılı olduğunuz şeyleri düşünmek, hedefler belirlemek ve hobi sahibi olmak gibi adımlar atılabilir. Ayrıca kendi kendinize konuşmak da özgüven oluşturma konusunda yardımcı olabilir.

Zihninizin size yönelttiği olumsuz şeyleri dinleyip durmak ve onlarla boğulmak yerine kendinize, sizi neşelendirmeye çalışan en yakın arkadaşınızmış gibi davranmak özgüven kazanma konusunda daha rahat olmanızı sağlar.

Kendinizi Değiştirmek

Yazının devamı...

İlişki Botoksu

26 Temmuz 2019

İlişki yaşamak yerine ilişkiye başlamak daha heyecanlı geliyorsa yaşadığınız durumda bir sorun olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz.

İlişkilerde heyecanın, anlayışın ve uyumun zamanla azaldığı ne yazık ki pek çok insanın kaçınamadığı bir son. Oysa bakış açısını biraz genişleterek bu sonun gerçek anlamda ilişkiyi sonlandırmak olmadığını görmek, yeni bir evreye geçiş olabileceğini düşünmek gerekir. İlişki botoxunun çıkışı da tam olarak bu noktada başlar.

Bedeniniz Kadar Ruhunuzu da Gençleştirin

Botoks çok uzun zamandır yaygın bir şekilde tercih edilen ameliyatsız estetik teknikleri arasında yer alır. Botoks uygulamasını yüz, saç, ter bezleri, çene kasları ve hatta mide gibi farklı alanlarda tercih ederken ruhunuz için de kendi botoksunuzu yapabilirsiniz.

İnsan ruhunun gelişmesi, güçlenmesi ve içerisinde bulunduğu ilişkiyle birlikte büyüyebilmesi için bir aynaya ihtiyacı vardır. Uzun soluklu ilişkilerde insanların birbirlerine benzemesi ya da birbirlerini sürekli olarak değiştirme çabalarıyla birlikte değişimden memnun olmamaları temel bir sorun olarak görülür.

Bu noktada kişinin bakış açısını bireysel olarak değiştirebilmesi, sürekli olarak sorun olarak algıladığı durumlara karşı bakış açısına botoks uygulaması yani bu bakış açısını bir süre göz ardı etmesi oldukça etkili bir yöntem olabilir.

Tekrar Eden Sorunlarla Başlayın

İlişki botoksuna mümkün mertebede sıkça tekrar eden ya da gündemden düşmeyen sorunlarla başlamak tavsiye edilir. Bunu bir örnekle açıklamamız gerekirse eşinizin dağınıklığından yılların verdiği yorgunlukla birlikte çok fazla şikayet etmeye başladığınızı düşünelim.

Yazının devamı...

Narsisti Nasıl Tanırsınız?

19 Temmuz 2019

Narsisistik, çeşitli kişilik bozukluklarından bir tanesidir. İnsanların kendi önemini abartması, aşırı dikkat ve hayranlığa derin bir ihtiyaç duyması, empati eksikliği ve sıkıntılı sosyal ilişkilerle kendini görsen zihinsel bir durumdur.

Ancak kendine aşırı güven duyan maskenin altında en hafif eleştiriye bile şiddetle tepki veren, kırılgan bir özgüven bulunur. Narsisistik kişilik bozukluğu; ilişkiler, iş hayatı ve okul hayatı gibi hayatın birçok alanında problemlere neden olur.

Bu rahatsızlığa sahip olan kişiler, almaları gerektiğini düşündüğü övgüleri ve iyilikleri alamazlarsa mutsuz ve hayal kırıklığına uğramış bir ruh hali içerisine girerler. Narsisistik kişilik bozukluğu tedavisi genel olarak konuşma terapisine (psikoterapi) odaklanır.

Belirtileri kişiden kişiye değişiyor

Narsisistik kişilik bozukluğunun belirtileri ve bu belirtilerin şiddeti kişiye göre değişkenlik gösterir. Genel olarak bu rahatsızlığa sahip olanlarda abartılı öz önem duygusu, beklentilerine özel iyilik ve sorgusuz uyum bekleme, üstün olarak kabul edilme ve sadece kendisi gibi özel insanlar ile iletişim kurabileceğine inanma gibi davranışlar bulunur.

En sık rastlanan belirti hangisi?

En sık rastlanan belirtilerden bir tanesi de eleştirel olarak algılanan her şeyi ele almakta zorlanmaktır. Özel bir davranışta bulunulmadığında sabırsız ve öfkeli davranma, kendini daha iyi göstermek için karşısındaki küçümseme gibi açık belirtilerin yanı sıra güvensizlik, utanç, kırılganlık ve aşağılanma gibi gizli duygular da narsisistik kişilik bozukluğu ile beraber ortaya çıkabilir.

İyileşme sürecinde sizi neler bekliyor?

Yazının devamı...

Uyku Bozukluğunun Psikolojisi

4 Temmuz 2019

Ortalama bir insan günde 7-8 saat arasında uyur ve bu nedenle yaklaşık olarak örümüzün üçte birlik gibi büyük bir kısmı uykuda geçer. Uyku, vücudun hem fizyolojik hem de psikolojik olarak ihtiyaç duyduğu bir süreçtir. Bu süreçte sanılan aksine vücut pasif değil aktif durumdadır.

Kaliteli ve yeterli miktarda uyku vücudun bir sonraki gün için ihtiyaç duyduğu enerjiyi toplamasına yardımcı olur. Ancak günümüzde birçok kişinin yaşadığı uyku bozuklukları kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.

Günümüzde yaklaşık olarak 80’den fazla uyku bozukluğu olduğu bilinmektedir. Uyku bozukluğu çeşitli rahatsızlıkların belirtisi olarak ortaya çıkabildiği gibi aynı zamanda bazı hastalıklarında sonucu olduğu görülür.

Uykusuzluğun Nedeni

Uykuya dalmada zorluk ya da uykunun kısa sürede kesilmesi olarak kabul edilen insomnianın üç farklı çeşidi vardır. Bunlar geçici, kısa süreli ve kronik insomnia olarak adlandırılır.

Yaklaşık olarak bir haftadan daha kısa süren durumlar geçici insomnia, bir hafta ile dört hafta arasında değişen sürelerde görülen durumlar kısa süreli insomnia ve dört haftadan uzun süren durumlar ise kronik insomnia olarak değerlendirilir. Hemen hemen her yaş grubundan insanda görülebilen bu rahatsızlık genel olarak psikolojik temellidir.

Özellikle insomnianın ana nedenlerinden başında stres gelmektedir. Bunun yanı sıra jet lag, tekrar eden rahatsız edici gürültü, madde ve alkol bağımlılığı ve bazı fiziksel rahatsızlıklar da uyku bozukluğuna sebeptir.

Uykusuzluk Tedavisi

Yazının devamı...